Çiller"in belgesi ve karte

00:0015/04/1999, Perşembe
G: 9/09/2019, Pazartesi
Nazlı Ilıcak

Tansu Çiller''in sözünü ettiği belge basına dağıtıldı. Kartel ve Kartel''in kanatları altına sığınan medyada tık yok. Nerede kaldı halkın gerçekleri öğrenme hakkı? Öncü, Akit ve Yeni Şafak dışında, bizim görebildiğimiz kadarıyla hiç bir gazete, belgeyi yayınlamadı. Oysa, önemli bir olay var gündemde. Bir eski başbakanın, televizyondaki konuşmasına, bir "gazete baronu" müdahale ediyor, bağırıp çağırıyor, Çiller''e, ihbarın Milliyet''ten kaynaklandığını ispat edebilirse, Taksim''de kendini asacağını

Tansu Çiller''in sözünü ettiği belge basına dağıtıldı. Kartel ve Kartel''in kanatları altına sığınan medyada tık yok. Nerede kaldı halkın gerçekleri öğrenme hakkı? Öncü, Akit ve Yeni Şafak dışında, bizim görebildiğimiz kadarıyla hiç bir gazete, belgeyi yayınlamadı. Oysa, önemli bir olay var gündemde. Bir eski başbakanın, televizyondaki konuşmasına, bir "gazete baronu" müdahale ediyor, bağırıp çağırıyor, Çiller''e, ihbarın Milliyet''ten kaynaklandığını ispat edebilirse, Taksim''de kendini asacağını bile söylüyor.

Tansu Çiller, belgeyi getirdi, HBB ekranında gösterdi. Aydın Doğan''dan ses çıkmıyor. Yalçın Doğan (Milliyet''in Genel Yayın Yönetmeni) cevap hakkı için HBB''yi aradı.

Basın ahlakı

Bence basın ahlak kurallarına uymayan bu ekibe cevap hakkı da tanımamak gerekir.

Basın ahlakı, savcılığın tutanağını yayınlamayı icab ettirirdi. Oysa Aydın Doğan, belgeyi ne kendi gazetelerinde yayınlattırdı, ne de diğerlerinde. Bir başka gazete, mesela Sabah, mesela Star veya Türkiye yayınlasa, Milliyet ve Hürriyet patronu, bunu kendisine karşı bir düşmanlık telâkki edecek ve derhal hücuma geçecek. Böyle gazetecilik olur mu? Sirkeci sermayesi Babıali''yi perişan etti vesselâm!

Eskiden Sabah''la tartıştıklarında bütün çirkinlikleri ortaya dökülürdü. Birbiri hakkında demedikleri kalmazdı. Ama şimdi, Kartel bünyesinde büyük dost oldular.

Aydın Doğan, "Arkadaşlarım, gazetede istedikleri gibi yazmakta serbest" diyor. Acaba, gazete çalışanları Çiller''in belgesini, haber değeri olmadığı için mi yayınlamadılar? Ve diğer gazetelerdeki meslektaşlarına da yayın yapmamayı aynı sebebten dolayı mı telkin ettiler?

Tutanak

Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Erbil''in hazırladığı tutanak, Aydın Doğan''ı yalanlar mahiyette.

Söz konusu tutanak aynen şöyle: "Milliyet gazetesi Ankara bürosundan Ersan olduğunu belirten kişi 8.4.1999 tarihinde, belirli aralıklarla 3 defa Özel Kalem''i aramış, saat 16.30''da, telefonla, DYP Genel Başkanı Çiller''in 6.4.1999 tarihinde yapmış olduğu konuşmaların (Ezan sesinin kesildiği, İmam Hatipler''in kapatıldığı, kendisinin din ve diyanetin kefili olduğu, dinin bekçisi olduğu) Anayasa''nın 24''üncü maddesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek, savcılığın işlem yapıp yapmadığını sormuştur. Bu durum suç ihbarı olarak kabul edilmiş, gereği yapılmak üzere bu tutanak tanzim edilmiştir."

Herhalde Aydın Doğan''ın sesini keserek köşeye çekilmesi ve devreye Genel Yayın Müdürü Yalçın Doğan''ı sokmasının sebebi, tevil edilmesi güç bir gerçekle karşı karşıya kalmasıdır.

Tevil

Ama gene de tevile kalkacaklar. Mesela, ihbarın bizzat Erzurum''a gidilerek yapılmadığını, muhabirin imzasını taşımadığını, savcının kendiliğinden bu sözleri ihbar kabul ettiğini söyleyeceklerdir.

Oysa, bütün olaylar birlikte ele alındığında gazetecilik kurallarına uyulmadığı ortaya çıkıyor:

1- Sabah toplantısında, Milliyet''in Ankara Haber Müdürü Doğan Akın, Başbakanlık genelgesini hatırlatıyor. Seçim sırasında din istismarı yapılmasını yasaklıyor genelge.

2- Haber müdürünün teşvikiyle Milliyet muhabiri Ersan, Erzurum savcısını üç kere ısrarla arıyor. Nihayet saat 16.30''da ulaşıyor. Ona, sadece soruşturma açılıp açılmadığını sormuyor. Çiller''in Anayasa''nın 24''üncü maddesine göre suç işlediğini söylüyor.

Anayasa, madde 24

Anayasa''nın 24''üncü maddesi, "Kimse...siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla, her ne surette olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz" demekte.

İhbar yukarıdaki maddeye göre yapılıyor.

Bunu gazetecilik olarak vasıflandırmak mümkün mü? Ne kadar tevil etmeğe çalışılırsa çalışsınlar, Milliyet''in, basın ahlakıyla bağdaşmayan çabaları, ortaya çıkmıştır.

Savcılık belgesinin hiç bir gazetede yayınlanmaması da, Kartel''in kurallarını gözler önüne sermiştir.

Ecevit kimin umudu?

Eskiden halk "Umudumuz Ecevit" diye bağırırdı. Şimdi Koç ve Sabancı "Umudumuz Ecevit" diyor. (Sabah gazetesi 14 Nisan 1999- Ruhat Mengi) Ecevit Yılmaz ile birleşecek ve sayıları yeterse koalisyon kuracaklar. Zaten Kartel, iki üst düzey yöneticisini (Birkan Erdal ve Kenan Sönmez) ANAP''a plase etti. Birkan Erdal elektrik dağıtım ihalelerini Aydın Doğan adına takip eden kişi. Acaba şimdi, milletin mi yoksa Doğan Holding''in mi milletvekili olacak?

DSP ve ANAP''ın sayısı yetmez, MHP de barajı aşarsa, üçlü hükûmet kurulacak. Şimdi bütün çabalar bu istikamette. Aydın Doğan, Devlet Bahçeli ile yemek yedi, destek vaadinde bulundu. Dediğini de yapıyor.

Elbette millet, Kartelci ve tekelci sermayeye hizmet edenle, kendisine hizmet edeni ayırtetmeyi başaracaktır.

Kartel parçalanmadan, basın baronlarına kanunların üstünde olmadıkları kabul ettirilmeden, bu ülke huzura kavuşmaz.

Refahyol döneminde, ekonomide bayağı bir rahatlama meydana gelmişti. Hatta bazı gazeteler bunu yansıtmışlardı da.

Hürriyet (10 Ocak 1997): 1 ayda bir yıllık özelleştirme yaptılar.

Yeniyüzyıl (14 Ocak 1997): Ekonomide büyük fırsat. İçborç, borsa ve dövizde olumlu işaretler.

Yeniyüzyıl (24 Ocak 1997): Borsada tarihi bir rekor. Bileşik endeks % 8 yükseldi. Üç aylık aradan sonra yeniden zirvede. Hisse senetleri üç haftada % 54 yükseldi. Faiz düşüşü ve vade uzamasıyla, 5 aydır tırmanan borsa endeksi, tele dopingle iyice hızlandı.

Türkiye (29 Ocak 1997): İşte iş dünyasının ortak kanaati: 1997 çok iyi olacak. Ekonomideki son gelişmeleri işadamları sevindirici buluyor.

Birden düğmeye basıldı

Erbakan, kendisini iktidara taşıyan sosyal sınıflara kaynak aktarmış, mesela Fakir Fukara Fon''undan faizlere giden ödemeyi durdurmak suretiyle bu Fonu gerçek amacı doğrultusunda kullanmıştı. Bir havuz oluşturarak, KİT''lerin nakit parasını toplamış, zararda olan devlet kuruluşlarının yüksek faizle borçlanması yerine, bu havuzdan kaynak temin etmesini sağlamıştı.

İşler böyle tıkırında giderken, bir yerlerden düğmeye basıldı. Fadime Şahin, Müslüm Gündüz... Aczmendiler... Taksim''e cami... Sincan olayı... vs... patlak verdi. 28 Şubat''ta medya ön saflardaydı ve cadı avının işbirlikçisiydi.

Birileri durumdan vazife, diğerleri de durumdan hırsızlık çıkardılar. Gelsin teşvikler, krediler, elektrik santralleri, bankalar.

.....................

Sahi halk, kendi menfaatinin hangi partide olduğunu anlamayacak kadar saf ve cahil mi?

Derin devletin, Kartel ve Tekel''in partileri ile milletin partileri arasında bir yarış var. 18 Nisan''da yarış sadece siyasi partiler arasında cereyan etmiyor. Gazeteler de bir silah gibi kullanılıyor.

Ben şahsen silahın ters tepeceğine inanıyorum.