Yazarlar Ankara ABD ve Rusya Esadda anlaşmamalı

Ankara: ABD ve Rusya Esad’da anlaşmamalı

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Washington için Şam mukimi Esad “problemin büyük bir parçası”. Bunda tartışma yok. Üzerinde durulmayan ise, ABD için Esad’ın çözümün de bir parçası olduğu...

Ukrayna-Avrupa’da birbirlerine halisane duygular besleyen Rusya ile ABD’nin Suriye konusunda ortak inisiyatif, hatta planları devam ediyor. Rusya’nın bu ay sonunda Suriye konulu bir konferansta tarafları ağırlamaya çalıştığını, Birleşmiş Milletler’in Suriye temsilcisi Mistura’nın da hemen aynı zamanlama ile Halep’te kritik bir ateşkes masası kurmaya çalıştığını yazmıştık, biliniyor. Amerika’nın tam bu sırada Türkiye-Suudi Arabistan ve Katar’ın da parçası olduğu girişime uygun olarak binden fazla askeri Suriyeli muhalifleri eğitmek üzere göndermesi ilginç gelebilir. Bilindiği gibi Suriyeli muhalifler IŞİD’e karşı hazırlanıyorlar. Hazırlığı Şam yönetimine karşı da sayabilir miyiz?..

Çelişik değil. Yukarıdaki “sorun ve çözümün aynı parçaları”ndan kaynaklanıyor...

Listeye taze bir madde olarak şu gelişme de eklendiğinde mesele aydınlanabilir; “Suriye’de Esad yönetimiyle Kürtler ilk kez çatışmaya başladı. Ortak tehlike IŞİD nedeniyle şimdiye kadar birbirine saldırmayan taraflar arasındaki olaylarda en az 40 kişi öldü." ('Mutabakat bozuldu', 19/01, Sabah.) Haber ipucu veriyor mu; Şam’ın IŞİD’le ilişkisine yeniden tarif ettiği bir dönemde miyiz? Öyle ise, Şam’ın ‘eğit-donat’tan rahatsız olduğunu anlayabiliriz ki, Pentagon’un asker göndermesi ile Kürtlerle çatışma arası 48 saat yoktur.

ARD-ALAN ÇALIŞMALARI

Her halükarda Beyaz Saray’ın gündeminde bölgenin, daha üst sıralara ise Suriye’nin tırmandığı bir döneme girildiğini kestirebiliriz. Bunun Amerikan dış politika aksamının organize adımı olduğunun bir sağlaması da bölgede yaşanan seri ikna turlarıdır.

Başlarında “devlet senatörü” John McCain’in bulunduğu geniş bir Amerikan heyeti geçtiğimiz hafta Riyad’daydı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Halid bin Bandar tarafından ağırlandılar. Sebeb-i ziyaret de tam bu konu, yani Suriyeli muhalifleri eğitip-donatma planıydı. Aşikâr ki McCain, Riyad’ı ikna etmek üzere görevlendirilmiş. Ama Suudların kızmaması gereken ne? (‘US senators visit Saudi Arabia, Qatar to talk about training Syrian rebels’, 18/01, Global News.) Mısır diktatörü el-Sisi’nin de önce Birleşik Arap Emirlikleri’ne, takiben-Perşembe gecesi-Suudi Arabistan’a giderek temaslar gerçekleştirmiş olması manidar bulunmalı.

Suriye ile ilişkileri kopmuş veya devam ediyor olsun, Arap devletlerinin Şam’a yönelik tutumlarında değişikliği teşvik eden bir perde arkası planın çalıştığını görmeliyiz. Herkesi ‘tercihe zorlayacak’ aşama da gelecektir. Suud monarşisi planı tökezletecek güce sahip. Gördüğü dönüşümün faturasını da Obama’ya çıkarıyor. Ama inat etmekte devam ederse; Kral’ın sağlığından, ilk işareti ayın 5’inde görülen ülkeye yönelik IŞİD eylemlerine, 11 Eylül'deki varlığının tartışmaya açılmasına ilişkin bir seri uyarıcı ile yüzleşmek zorunda kalabilir.

Aynı bağlamda not edilmesi gereken pozisyon almalardan biri de hiç kuşkusuz ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin ayın 14’ündeki sözleriydi. Amerika’nın, Şam ve muhalifleri arasında gidip gelen Rus çabalarına verdiği desteği açıkça işaretleyen açıklamalardı bunlar ama çok fark edilmedi. (‘Kerry On Syria: Russia Has A Plan’, 14/01, AP. Moskova toplantısının, devamında geleceklerin hızlı ve tatminkâr sonuçlar üretmeyeceğini söyleyelim. Uzun iş. Süper güçler tarafından korunsa bile gerektiğinde ‘yavaş’ diyecek “bölgesel güç”ler bulunuyor.)

Başkan Obama’nın Suriye’de Amerikan askeri varlığı, ‘postalı’ koymama politikasında bir değişiklik yok. Diğer taraftan ‘Paris’ten sonra’ bölgeye uçak gemisi gönderen Fransa’nın nasıl ikna edildiği ve buna neden ihtiyaç duyulduğu da merak edilesi. Zayıflamış bir Şam'ın IŞİD'e çalışma olasılığı (!), “Charles de Gaulle” eliyle de takip edilecek denebilir mi acaba?

APTAL SORUSU: IŞİD Mİ, ESAD MI?

ABD’nin, Suriye meselesinin hallinde IŞİD ile Esad arasında bir seçim yapması gerektiğinde elbette Esad’ı seçeceği, bunun bölgede Rusya ve İran üzerinden gelişen dinamiklerle de uygun olduğuna ilişkin kabul çocuk aklıdır. (‘Why the U.S. Prefers Assad to ISIS in Syria’, 15/01, WSJ.) IŞİD ve Esad arasında ABD’nin duruşu net şekilde “öncelik”le ilgili. Sonralık hali ikisini de kurtaramaz. Kaldı ki, Rusya-İran ilişkisi Batı için hâlâ güvenilemez şerhi taşıyor. Ayrı ayrı güvenilseler de!

Ankara için ise takip edilmesi gereken çok fazla parametre var. Mısır ve İsrail’in bu gelişmelerde nasıl bir araca dönüştüğü ve Türkiye’nin bu ikiliye nasıl yaklaşması gerektiğine ilişkin ayrı tartışma var. Kahire konusunda Ankara daha bonkör. Adı zikredilmeden geçilmeyecek bir başkent de Londra. Bu satırlar yazılırken, Başbakan Davutoğlu İngiltere’de olacak ve Suriye konusunu Birleşik Krallık Başbakanı Cameron ile görüşecek.

Türkiye yeniden seçim döneminde olduğundan dış politika konularını izlerken, daha doğrusu müdahil olurken ani sonuçlar üretecek çıkışlardan içgüdüsel olarak uzak duracaktır. İstisnai durum, Şam değişikliğinin Esad üzerinden gelişme riski. İç ferahlatan, Rusya, ABD, Körfez ülkelerinin Ankara’nın sırtını nereye döneceğini nereye yaslayacağını özenli takip etmeleri.

twitter.com/nedretersanel

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.