|
Blinken’ın teklifi…

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in, İsrail soykırımı başladığından bu yana bölgeye yaptığı 4’üncü-‘bir Yahudi olarak geldim’ başlıklı İsrail ziyareti dahil-tur devam ediyor…

Önceki ziyaretinde Ankara’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından karşılanmış ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmemişti. Mesajı aldılar. Bu sefer makama da kabul edildi…

Birçok konuyla beraber masadaki ilk üç maddeyi, F-16’lar, İsveç’in NATO üyeliği ve Gazze’nin oluşturduğunu herkes biliyor. İlk ikisinin bir takvimi var. Ancak gerilim sürüyor. Zamanı gelince işleriz…

Gazze savaşı ise Amerika için aslında İsrail meselesi olduğundan, “sonrası” için kurulacak düzenin “imar planı”nı kotarmak istiyorlar. Siyasi tercümesini yapmadan önce, ABD için İsrail’in, bir, şu anki haritada hangi taşı ihtiva ettiğini, iki, siyaseten ne olduğu üzerinden kabaca geçelim…

Aktüel çatışma cephesi boyunca; Avrupa’da Polonya karargâh, Almanya üstür. Pasifik’te ise Japonya hem karargâh hem üstür. Her iki bölgede ikincil hatta üçüncül siperleri de var ABD’nin. Ortadoğu’da ise daha pek çok kategoride oyuncu olmasına rağmen, mesela kâğıt üstünde Türkiye ve Katar da üstür (!), İsrail, hem üs hem karargâh hem lojistik merkezdir!

Amerikan siyasetinde ise herhalde hiç anlatmaya gerek yok, Yahudi lobisi diye bir ‘fenomen’ vardır. Çok söylenir, altı çizilir, hatta zaman zaman, ‘bu kadar atıf yapılması acaba bir efsaneyi mi besliyor’ şüphesine dahi kapılırsınız ama gerçektir. Meraklısını yormaya, üzerine yazılmış binlerce kitap/metin içinde boğmaya gerek yok, 500 sayfadır; “The Israel Lobby and U.S. Foreign Policy”. (John J. Mearsheimer, Stephen M. Walt, 2007.)

Yahudi lobisinin yazarlarını hırpaladığını da ekleyerek diyebiliriz ki, kitabın adı, ‘bir süper güç parmakta nasıl oynatılır’ da olabilirmiş.

İç siyasetteki nüfuzunu anlamak için de zahmete gerek yok. Şu an gözümüzün önünde yaşanıyor. Tüm dünya ile İsrail’in arasında ABD duruyor. Nitekim Sayın Fidan’ın belirttiği, ‘ABD orada olduğu sürece kimsenin bir şey yapamayacağı’ okumasını mealen hatırlatalım. Yani ‘duruşun’ bir nedeni de ABD’de seçim yılı olmasıdır. Dünya bir yana Yahudi lobisi/İsrail bir yanadır…

Bu halde.. Dördüncü turda ABD’nin meselesi nedir? Gazze savaşının bitmesiyle/düşük yoğunluğa geçmesiyle birlikte-ki Tel Aviv 2024 yılı boyunca da devam edeceğini söylüyor-İsrail’in bölgedeki varlığının değil, alanının yeniden inşasıdır.

Eskisi gibi kolay olmayacağını, Gazze’ye kadar geçilen aşamalar neredeyse sıfırlandığından, ‘büyük Ortadoğu’da mukim devletlerin bir kısmının stratejik pozisyonunda kaymalar da yaşandığından, bunların Batı çizgisine çekilerek İsrail’le yeniden ‘yola girebilecek’ asgari zemini kurtarmaya çalışıyorlar…

Bu mümkün mü? Teknik olarak evet ama siyaseten daha zor. ‘Filistin devletine yer açılması’ Washington’un elindeki en kolaylaştırıcı kart. Bölge ülkeleri de buna sıcaklar çünkü kamuoylarına bir şey söylemeleri gerekiyor.

Bölge, ABD’yle ilişkilerinde en karmaşık zamanını yaşıyor. Coğrafyanın Batı’ya ilişkilerinde yerleşik pek çok klişe kırılıyor. Beğenin beğenmeyin, Riyad, Tahran ve Kahire’nin BRİCS üyesi olduğu bir dünya hayal edilir miydi?

Yerleşik küresel düzenin on yıllar boyunca bölge ruhuna kaktığı ‘hegemonya’ teslimiyetçiliği hâlâ ölmedi ama herkes ABD’nin de yaralanabildiğini gördü.

Hamas’ın Çin silahları?

İsrail istihbaratı ve medyasının, ordunun Gazze’de yaptığı operasyonlar sırasında Çin menşeli silah ve ekipman ele geçirdiğine ilişkin söylemi, bölge sınırlarını aşarak Türkiye dahil pek çok ülkede habere dönüştü. Bunu besleyen sadece İsrail değil. İngilizler de erkenden, haberi yayan açıklamalar yaptılar…

Pekin’in, birinci elden ve direkt olarak Hamas/Filistin’e silah göndermesi mümkün gözükmediğinden bir aracıya zımnen atıf yapılıyor ve belli ki İran kastediliyor…

Çin’in İsrail-Filistin-Gazze’deki duruşunu anımsayalım; iki devletli çözümü benimsiyorlar, başından bu yana ‘hemen ateşkesi’ destekliyorlar, tutumlarını da hem ikili temaslarında hem de BMGK gibi masalarda tekrarlıyorlar…

Kabaca denebilir ki, Çin, HAMAS’a yakın değil ama İsrail’e uzak. Örneğin, bu silahlar meselesinin tartışıldığı Pazartesi günü, Çin’in uluslararası ve devasa büyüklükteki gemicilik/taşıma şirketi COSCO, İsrail’e nakliye yapmayı-Kızıldeniz’i gerekçe göstererek-askıya aldı.

Çin’in temel duruşu bu. Ancak stratejik yaklaşımı da var; ABD üzerinden hareketlenerek Hint-Pasifik’te kurulan cepheyi iteklemek, savunma hattını uzağa kurmak istiyor. Nispeten başardığını da söyleyebiliriz. İlk ‘açık’ işareti de, İran-S. Arabistan arasında aşılmaz görünen mesafeyi bizzat kapatarak vermişti. İran’daki ekonomik ve siyasi varlığı ile Körfez’le ister özel ister BRICS vasıtasıyla ilişkileri de buna dahil. İsrail meselesinin Washington’un elini hayli tuttuğu ortada. Bu da en azından başkanlık seçimleri sürecinde Çin-Amerika ilişkilerini-şimdilik-sakinleştiriyor.

Silah meselesine dönersek; İran üzerinden Gazze/Hamas’a Çin silahları gelmiş olması sürpriz sayılmaz. Ama İsrail ve ‘alakadar’ ülkelerin meseleyi neden büyüttüğünü anlamak lazım…

Çin silahları konusu daha önce Ukrayna’da da patlamıştı. Rusya’ya Çin askeri ekipmanı verildiği iddiaları savaşın ilk döneminde sık tekrarlandı.

Şimdi Gazze’de yeniden parlatılması, İran’da kısa süre önce yaşanan patlamalarla da ilgili, krizin ilk haftalarında Tel Aviv’in, ‘DAEŞ eşittir HAMAS’ propagandasıyla, ‘koalisyon kuralım’ çağrılarıyla da ilgili!

Tamamı, başta ABD, Batı’yı savaşa çekmek, kaosa ortak etme aklını taşıyor. ‘Bugün silahları geldi, yarın askerleri gelir’ kılçığı atıyor Beyaz Saray’a…

Ancak çok geç. Gazze’de yaşanan soykırım, yanılmayalım, İsrail ve ABD’yi sadece meşgul etmiyor. Bölgenin tamamında operasyon yapma yeteceğini de kırıyor.

#Politika
#ABD
#Gazze
#İsrail
#Filistin
#Nedret Ersanel
3 ay önce
Blinken’ın teklifi…
Tevradî bir mitin Kur’anî bir kıssa ile tashihi
i-Nesli anlaşılmadan siyaset de olmaz, eğitim de…
İç talebe ilişkin öncü göstergeler ilave parasal sıkılaştırmaya işaret ediyor!
Enerjide bağımsız olmak
Târihin doğru yerinde durmak