|
Neden hedef İngiltere?

Sondra, “Manchester aradan kaçan bir saldırıydı” diyor. Yani biliyoruz ilk değil ve devamı muhtemel...



Neden?..



Brexit?..



İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılması, “eski kıta”nın dünyadan atılması tehlikesi doğurdu ve olmasa bile, Birleşik Krallık'ın Washington onaysız bu hamleyi yapmış olması düşünülmediğinden, “yaşlı çekirdek” Almanya'da kaygı yarattı...



Amerika,

emanetini

geri almıştı ve AB'nin Batı kanadı kırıldı. Doğu'daki Türkiye'nin ise kanat tutması zaten tartışma konusuydu.



Üzerine, yine ABD tarafından şişirilen Rusya tehdidi ve buna ilişik Amerikan bağımlılığının artırılması girişimi, NATO masraflarının Avrupa tarafından da paylaşılması baskısı, başta otomotiv ve bankacılığa yönelik aleni saldırılarla beraber yaşamsal varlığa ilişkin korkular arttı...



Avrupa'nın da bir “yerleşik düzeni”
var

ve uzun süredir rahatsız...



Seçimler?



İngiliz iç politikasının dinamikleri-nedendir bilinmez-dünya politikalarında bu denli etkin bir ülke olarak ilgi çekmez.



Oysa, İngiltere bir seçime gidiyor ve sonucu, Brexit gereklerini yerine getirme noktasında “nasıl bir hükümet” merakını yanıtlayacak.



Terör saldırılarının seçmen üzerindeki etkisi

ni bu bağlamda okumak da olasıdır...



ORTADOĞU'YA DÖNÜŞ...


Birleşik Krallık'ın Brexit kararını bir anlık karar/kızgınlıkla aldığını ve halka sunduğunu söylemek, sonrasının ne/nasıl olacağını hesap etmemiş olduğunu düşünmek tecrübelere büyük haksızlık olur.



Kaldı ki, Başbakan Theresa May hükümetinin hızla Ortadoğu'ya yöneldiği, bu bağlamda seri ziyaretler yaptığı, Türkiye ('Türkiye ziyaretini İngiliz basını böyle gördü', 29/01, CNNTürk) ve S.Arabistan başta/dahil olmak üzere bölgeye hızlı bir “dönüş” inşa ettiği görülüyor... ('Theresa May flies to Middle East as she seeks 'bold, confident future' for post-Brexit Britain', 02/04, The Telegraph.)



Kuşkusuz, Suriye ve Irak gündeminin bu dönüşten gayrı tutulması imkânsız. Bu politikaya üç ülkenin reaksiyonu iyi değerlendirilmeli; Rusya, Almanya ve ABD...



Londra'nın Rusya'ya özellikle Avrupa, Baltık, NATO sınırlarındaki sert tutumu ortada. Öte yandan

Kıbrıs'tan Hindistan'a Türkiye'ye yakın tüm Ortadoğu coğrafyasındaki tarihi de malûm

. Hatta İngiliz savaş gemileri Karadeniz'de de bayrak gösterdi!



Almanya açısından ise felaket.. Avrupa'da daraltılan Berlin'in Ortadoğu'da da boğulması, özel ilişkileri bilinen İran'ın, ABD-İngiltere-S.Arabistan-İsrail'in ortak hedefine dönüşmesi, nihayet Türkiye ile ekşiyen ilişkileri toplandığında, o da seçim arifesinde olan Merkel yönetimini iyice baskılıyor olmalı.



İNGİLTERE-ABD İLİŞKİSİNİ NASIL BİLİRSİNİZ?


Belki de şöyle sormalıyım; İngiltere-ABD ortaklığı dünyadaki en ayrıcalıklı ilişkilerden biridir. Ama yeni bir durum var;

İngiltere'nin hangi Amerika ile ilişkisinden bahsediyoruz?

..



Ortadoğu'da ABD politikalarını siyasi erkten muaf uyguladığı düşünülen ve Donald Trump'a yönelik bugüne kadar Beyaz Saray tarihinde görülmemiş topyekûn saldırı düzenleyen Amerikan “müesses nizamı”ndan mı?..



Yoksa, Oval Ofis'e oturalı 120 gün olmuş, her tarafı yara-bere ama sonuçta “hür dünyanın lideri” Amerika'dan mı?



Bu, şimdiye kadar, Batı ittifakının bu özel ikilisi özelinde kurcalanmamış bir meraktır.



Belki şöyle bir turnusol kağıdı kullanabiliriz.. İngiltere'nin, Türkiye, S. Arabistan ve İsrail ile ilişkilerini, bunlar üzerinden bölgenin geleceği üzerine ABD ile anlaşıp-ayrıştığı yerleri “iyi” görebilirsek, majestelerinin “aracı/tedavi edici/yedek” pozisyonunu kavrayabiliriz!



Bunlar ve akla gelen/gelmeyen diğerleri için İngiltere seçimleri, terörü kullananların beklentileri adına belli ki önemli bir hedef teşkil ediyor...



Brexit ardından istifa eden eski Başbakan David Cameron'un koltuğuna oturan Theresa May 8 Haziran'da seçime gidiyor. May için bu seçimlerin anlamı daha çok “güç” kazanmak. Terör bu beklentiyi destekliyor mu, köstekliyor mu?



Yani o kadim soru, saldırı ve-Allah saklasın-olası takipçileri için de cari; kimin işine yarıyor?



KARADENİZ'İN İPEK YOLU'NA BAĞLANMASI OPERASYONU...


Manchester vahşeti olmasaydı, “Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı”nın Pazar ve Pazartesi günleri İstanbul'da gerçekleştirdiği buluşmanın gözden kaçan unsurlarını yazacaktım...



Özüne değinelim; KEİ tazeleniyor ve bunun küresel bir anlamı var. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 16 Nisan ertesi gerçekleşen ziyaretlerini, özellikle Çin'deki İpek Yolu zirvesini buna eklemlemeliyiz...



Bilindiği gibi Pekin'den Londra'ya uzanan bu kuşak, Karadeniz'i göbeğe oturtarak Türkiye ve Rusya'dan geçiyor.

İpek Yolu'nun tüm vaatleri buradan geçecek.


Bu yüzden teşkilatın uluslararası ilişkilerde bir üst basamağa çıkması, stratejik boyutunu rütbelendirmesi için iyi bir zamanlama mevcut.



Cumhurbaşkanı; “Bölge ülkeleri arasında bir takım siyasi hatta askeri sorunlar olabilir. Biz KEİ'ni bu sorunlardan ne kadar uzak tutabilirsek o denli verimli çalışmasını sağlayabiliriz.

Daha da ileri gidip örgütü bu sorunların çözümünde etkin bir araç haline getirmemiz gerektiğini düşünüyorum

”.



Türkiye ve Rusya'nın bu toplantı öncesi ve sırasında aldığı kararlar KEİ'nin güçlü bir

araca

dönüştürüleceğini işaret ediyor.



Bakalım kimler mutsuz olacak...



Akif Emre bey hayatını kaybetti. Allah rahmet etsin. Ailesine sabır diliyorum. Üzgünüm...


#İngiltere
#ABD
#Karadeniz
#AB
7 years ago
Neden hedef İngiltere?
Ekonomik kalkınmada nitelikli işgücünün rolü
Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’nin kamu personeline yansıması (2)
Türkiye’yi devşirme kurtarıcılardan kurtarma mücadelesi…(3)
Devletsizlik ve ulussuzluk
Yasa ve toplumsal meşruiyet: 28 Şubat