Yazarlar Orta Asyanın ortak kümesi

Orta Asya’nın ortak kümesi…

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Kimi sayarsanız; Çin, İran, Pakistan, Rusya, vs…

Doğu’dan gelen oyuncuların tamamı, Afganistan’daki sürecin, ‘yabancıların varlığı ve müdahalesi’ olmadan ilerlemesi gerektiğine inanıyor…

‘Yabancılar’daki gizli özne ABD.. Sonra Batı. Böylece oyun alanı Afganistan görünse de Orta Asya oluyor…

Batı ve Doğu’nun mutabık kaldığı konular da var; müstakbel Afgan hükümetinin ‘kapsayıcı’ olması gibi. Hepsi söylüyor, ne demek olduğunu evvel paylaştık…

Moskova, bizzat Devlet Başkanı’nın ağzından, “Taliban, kimi küçük bölgeler hariç Afganistan’ın neredeyse tamamını kontrol ediyor. Madem öyle, gerçeklerden hareket etmeliyiz. Rusya, Afganistan’ın parçalanmasını istemiyor. Bu olursa, konuşacak kimse kalmaz”…

Yani Kremlin’in gerçeği şu; ‘Taliban’la yürüyelim’…

***

Son hafta gelişen, kronolojiye eklenmesi şart önemli olaylar var…

Biri, Pakistan istihbarat servisinden, içinde önemli rütbelerde görevlilerin de bulunduğu heyetin Kabil’e gelmesi. (04/09)

Uçaktan inerken, ‘merak etmeyin, her şey yoluna girecek’ dediler!..

Bir başkası, İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab’ın resmi gündemde bulunmayan İslamabad ziyareti. (03/09)

Pakistan’ın Taliban üzerindeki gücünü çok yazdık. Belli ki Londra, bu etkinin uygun yönde kullanılması için neler yapılabileceğini ölçmeye çalışıyor. Emin olun ziyaretin içinde Amerika da var; onun himayesinde/kontrolünde demiyorum. Tersine.. İngiltere’ye yaslanarak sürece yamanmaya çalışıyor…

Kolaylıkla çıkarabiliriz, ABD, Taliban ile en azından ‘faydacı’ ilişki kurmaya çoktan hazır. Bu da bizi Afganistan içindeki kimi direniş noktalarının genele sirayet etmesini zorlaştıracağı hatta Pençşir’de görüldüğü üzere sonlandıracağı gerçeğine taşıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın, “Hangi hükümet olursa olsun ne yaptığına, hangi politikaları izlediğini bakıyoruz. En önemlisi bu”…

Yani, hükümetin ‘kim/ne’ olduğu önemsiz değilse de ikincil. Rusya’nın bahsettiği gerçek de bu işte.

Pakistan’ın da hükümet açıklanmadan evvel Taliban’a direniş gösteren bölgelerde huzursuzluğun sona erdirilmesini istediği kesin…

***

Amerika’nın para kurumlarını Taliban’ı bunaltma adımlarına teşvik etmesine rağmen, ‘boğma teli’ kullanmadığı ortada. ABD’nin özel girişimlere Afganistan’a yardım için ruhsat vermesi bunun işareti…

Üzerine, Birleşmiş Milletler’in ülkedeki insanî krizi önlemek, buna büyük ve hızlı para bulmak için ay ortasında bir bakanlar zirvesi düzenleyeceği eklendiğinde, ağızları ne söylerse söylesin, “Taliban gerçekliğine uyum sağlamaya çalıştıkları” belli oluyor…

Böylece direniş hareketleri bir tür detaya dönüşüyor, ‘isyanın’ büyüme ve genişleme ihtimali azalıyor. Herkes yeni Kabil hükümetini/kabineyi bekliyor. ‘Kapsayıcı’ da olursa tadından yenmeyecek…

Ortaya çıkan durum bu köşenin müdavimleri için sürpriz değil. Bizzat Afganistan’da, Kabil’de bulunanların dahi ancak dün yazabildikleri, ‘Batılılar dahil herkes Taliban gerçeğini kavradı, ona göre hareket edebilirler’ paylaşımları bu zaviyeye göre bayat kalıyor…

***

Dosyaya biri doğudan diğeri batıdan iki sayfa daha ekleyelim…

Birincisi Çin-İran ilişkilerinin Afganistan bağlamında yeni bir stratejik boyuta atladığını gösteren gelişmelerdir…

Ağustos içinde İran ve Çin liderlerinin yaptığı telefon görüşmesi, iki ülke ilişkilerinde daha ileri bir safhanın giriş bölümü kabul ediliyor; Tahran ve Pekin için bu ‘yüksek stratejik ortaklık’tır.

Her iki taraf, ‘tek taraflılığa, zorbalığa, hegemonyaya karşı ortak çıkışlarını devam ettireceklerini kayıt altına alıyorlar.. Ve bu tek adresi, ABD’yi işaret ediyor…

Afganistan özelinde; ülkenin hem siyaseten hem ekonomik yeniden yapılanmasında, Taliban yönetimine beraber destek vereceklerini açıkça söylüyorlar.

Yine her iki ülke, çekilmesine rağmen ABD’nin ülkede süreci baltalayacak işler yapmamasını ikazen kayda geçiriyorlar. (03/09, Çin Dışişleri Bakanlığı açıklaması.)

Taliban’ın Çin’e açık çek vermesinin ardından, İran’ın çizgiyi tamamlamasıdır. Pakistan’ın da bu kümeye katıldığına ilişkin çok karine bulunuyor…

Esasen, geçtiğimiz Pazartesi günü, doğrulanmamış kaynaklara göre Taliban’ın hükümeti duyuracağı törene, Çin, Rusya, İran, Pakistan, Türkiye ve Katar’ı resmen davet ettiği söyleniyordu. Davet ayrı konu ama bu kümenin, Afganistan ve Orta Asya için daha önde giden bir portföy oluşturduğu kesin.

***

İkinci nota gelince…

Pazar günü Taliban sözcüsü Zabiullah Mücahid, Alman Welt am Sonntag gazetesine bir röportaj verdi; Almanya’nın Afganistan’da hoş karşılanacağını, güçlü, resmî diplomatik, ekonomik ilişkiler istediklerini, malî, insani, tarım, eğitim alanlarında işbirliği beklediklerini söyleyerek, ‘ekonomik hedefleri’ de vitrine koydu.

En ilginç ifadesi şuydu; “Bir zamanlar Almanya’nın Afganistan’da olumlu algısı vardı. Sonra Amerika’ya katıldı. Ama şimdi affedildi”

Berlin ‘resmen tanıyamasa’ da, Afganistan’da olmak istiyor; Dışişleri Bakanı Heiko Maas, “Siyaseten mümkün olsa ve güvenlik sağlansa, Alman büyükelçiliği tekrar Kabil’de olmalı” dedi.

***

Üç tane de netameli konu var…

İngilizler’e kıyasla Almanların bölgede zayıf kaldığı söylenebilir ama gerçekte Berlin istihbaratı ‘Amuderya-politik’, konusunda uzmandır! İran’ı da keser! Şimdilik ellemeyelim.

İkincisi, Pakistan-İran meselesidir. Afganistan’da anlaşamadıkları ‘yerler’ ver. Yansımalarını göreceğiz…

Üç, yine İngiltere; Londra Pazartesi akşamı Afganistan konusunda ‘küresel bir koalisyon’ kuracağını açıkladı!

Ama yerimiz bitti…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.