Yalanların koruduğu gerçek…

04:0018/04/2026, Cumartesi
G: 18/04/2026, Cumartesi
Nedret Ersanel

Türk dış politikası, sıklığı her geçen gün artan biçimde bölgesel bir güvenlik paktı ihtiyacına vurgu yapıyor… Bu ihtiyacın “şartları” içinde, ülkelerin birbirlerine güvenmesi, egemen-liklerine saygı, herkesin eşit, kimsenin ağabey veya hegemon olmadığı, “güç” projeksiyonu içeren, nihayet, “ dışarıdan kurtarıcı beklemediği ” bir mutabakat arayışı var. Ankara’nın teklifi budur… Belli ki şekil gerekleri de oluşturulmaya çalışılan bu yaklaşım, “Antalya Diplomasi Forumu-ADF” arifesinde bir Bloomberg

Türk dış politikası, sıklığı her geçen gün artan biçimde bölgesel bir güvenlik paktı ihtiyacına vurgu yapıyor…

Bu ihtiyacın “şartları” içinde, ülkelerin birbirlerine güvenmesi, egemen-liklerine saygı, herkesin eşit, kimsenin ağabey veya hegemon olmadığı, “güç” projeksiyonu içeren, nihayet, “
dışarıdan kurtarıcı beklemediği
” bir mutabakat arayışı var. Ankara’nın teklifi budur…
Belli ki şekil gerekleri de oluşturulmaya çalışılan bu yaklaşım, “Antalya Diplomasi Forumu-ADF” arifesinde bir
Bloomberg
haberiyle farklı boyut kazandı…
“Konuyla ilgili yetkililere göre,
Türkiye
bu hafta içinde
Pakistan
,
S. Arabistan
ve muhtemelen
Mısır
ile bölgesel bir güvenlik platformu oluşturulması görüşmelerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türk yetkililer, ADF oturum aralarında üç ülkenin dışişleri bakanlarını görüşmelere davet etti. Riyad ve İslamabad’da yapılan toplantıların ardından konu son bir ay içinde üçüncü kez ele alınacak.” (16/04)
Burada kesiyorum;
pakt olur-olmaz
, bölgede hangi bağlamlara oturur, küresel dengelerde hangi cepheye yaklaşır-uzaklaşır, hedefi nedir, adı geçen ülkeler kolay mıdır zor mudur, ABD ne der, İsrail nasıl bakar, İngiltere, Rusya, Çin hele şu sıralar İran ne anlar, bunları perşembe günü ‘Akıl Odası’nda uzun uzun konuştuk. Bu cepte olsun, biz diğer stratejik legolara bakalım…

***

Ortadoğu odaklı haber-analiz sitesi ‘
Middle East Eye
’, “Türkiye, bölgesel enerji rotalarını yeniden çizerek,
Katar
,
Irak
ve
Orta Asya
’yı
Avrupa
’ya bağlayacak yeni enerji hatlarıyla Hürmüz Boğazı’nı by-pass etmeyi hedefliyor” spotuyla bir haber ve harita yayınladı…
Belli ki mini mayınlar da döşeli haberin içinde. Ama şunlar gerçek; Katar-Türkiye doğalgaz hattı, Trans-Hazar (
Türkmenistan
) hattı,
Basra-Ceyhan
çizgisi,
Suriye
petrol sahası şebekesi, S. Arabistan şebekesi…
Türkiye’nin gönlündeki “paktlar” samimi ve
kapsayıcı
olduğundan, rekabet edilen ülkelere dahi el uzattığından, İran da dahildir, dahası ‘dışarıdan kurtarıcılar’ bu projeleri sabote ettiğinden, tam da bunlara sahip çıkılması gerekir. Elbirliği inşallah kurulur. İkincisi de budur ve-dahi o da cebe…
Ankara,
Irak Kalkınma Yolu
’nu beraber yürüyelim için ilgili ülkelere davette bulunduğunda ayak sürüdüler. Şimdi anlıyor, hatta biliyoruz ki, İran savaşı vesilesiyle bu kendilerine hatırlatıldığında, ABD ve İsrail’in baskısı yüzünden kıpırdamadıklarını itiraf etmişler. Eh, hepsine füzeler düştüğüne göre akıllanmışlardır…

***

Dönelim savaşa…

Maalesef, hâlâ müzakerelerin güncel git-gelleri, barış mı savaş mı, asker geldi, uçak uçtu, haritalar değneklerle dürtüklenerek, etkisiz gelişmeler sayılarak programlar yapılıyor, köşeler yazılıyor. Şişirme ve yüzeysel, artı zaman kaybıdır…

Bir
, mevcut durum Trump’ın savaşı sona erdirmesi için yeterince ‘
ikna edici
’ değil. İran Dışişleri Bakanı’nın, “mutabakat metnine birkaç santim kalmışken abluka ile karşılaştık” demesinin sebebi o.
İki
, tarif etsek, “sokak
çıkmazdır
”. Ama mutlaka savaşa dönüşeceği anlamına da gelmiyor…
Üç
, İsrail, İran’da hedeflerinin hiçbirine ulaşamadığını düşünüyor. Bu da her an zehirli ısırık ihtimalini artırıyor…
Dört
, bir ‘donma’ hali ya da mutabakat da izleyebiliriz. Ukrayna savaşına benzemeye de başlayabilir. Ama
savaşa dönülse, hatta bir kara harekâtı başlasa dahi sonuç değişmeyecek.
Beş
, küresel jeopolitik gerçeklik ve “zaman” ABD’nin canına okuyor. Trump, müzakerelerin hem zorluğunu görüyor hem kaçınılmazlığını. Satrançta buna ‘
zugzwang
’ denir. Hamle sırası sende olduğu halde, en iyi seçeneğin hamle yapmamak olduğu haldir…

***

Kara harekâtı tartışmalarına da küçük parantez açayım…

Masum insanlar ölecek olmasa, “ABD’nin buna girişmesini teşvik ederdim”.

Nedenini anlatmak için bir belgesel önereyim; “
Bodyguard of Lies
”. Yeni, 2025 yapımı. Türkçesi var. İnternet üzerinden bulabilirsiniz. Hiç üşenmeyin, seyredin. İsmi,
Churchill
’in ünlü, “gerçek savaşta o kadar değerlidir ki, yalanlarla korunmalıdır” sözünden geliyor. Belgeselin sonunda tek yapmanız gereken, Afganistan ismini İran ile değiştirmek. Tüm ABD savaşlarının tipik modelidir. ABD’nin bir kara savaşını kazanamayacağını, “tutunsa” bile kaybedeceğine ikna olacaksınız…
Türkiye’de birkaç zır-zop gazeteci veya akademisyenin Amerika’yı kutsayan güncel yalamalarının
ne anlama geldiğini
de size düşündürtecek!

***

Trump-Papa kavgasının arkasında yatan teo-politiği, Başbakan Meloni’nin İsrail’le anlaşmaları askıya almasını, Berlin’in şimdiye kadar direndiği ABD’nin Avrupa ve NATO’daki varlığına artık yüz vermediğini, AB liderliğinin, “büyük şirketlerimiz Çin ve ABD ile küresel rekabet için birleşecekler” açıklamasını, Çin Savunma Bakanı’nın, “İran’la büyük anlaşmalarımız var, başkalarının işlerimize karışmasını istemiyoruz” çıkışını, İspanya Başbakanı’nın Xi Jinping’e, “Bu sorunları ancak Çin çözer” demesini, Belçika’nın, İngiltere’den İsrail’e giden askeri sevkiyata el koymasını, Suriye Devlet Başkanı Şara’nın, “Türkiye-Suriye ortaklığı, bölge ve tüm dünya güvenliğinin geleceği için üzerine pek çok şey inşa edilebilecek bir temeldir” beyanlarını, S. Arabistan’ın Pakistan’a verdiği 5 milyar doların geri ödemesini öteleyip, 3 milyar dolar daha vermesini, Fransa ve İngiltere’nin,
Hindistan
’ı Hürmüz’e ortak olarak davetini ve daha nicesini anlamlandırmadan, önemlisi birleştirmeden…

Hele Türkiye’yi, Ankara’nın aklını bunların içine hakkınca yerleştirmeden, öngörülerimiz kıymetlenemez…

***

Stratejik takvimimiz şudur;

I.
Mayısta gerçekleşmesi beklenen, tekrar ertelenme ihtimali bulunan Trump-Xi Jinping zirvesi.
II.
Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi.
III.
Kasım ayındaki ABD ara seçimleri.

Bunların sonuç ve toplamı, yeni dünya düzeninin rotasına dair ilk kez bir şey söyleyecek. Oraya kadar diğerleri uvertürdür…

#Türkiye
#politika
#güvenlik