Faiz ve yatırımlar

00:006/10/1999, Çarşamba
G: 10/09/2019, Salı
Nurettin Canikli

1999 yılında milli gelirde büyük düşüşler meydana gelmişti. Türkiye 1999 yılında, 1998 yılına nazaran daha az mal ve hizmet üretti. Bir önceki yıla göre fakirleşti. Tıpkı bir kişinin servetinin azalması gibi.Üretimdeki azalma yatırımda azalma anlamına gelir. Stoklardaki değişimleri dikkate alınmaz ise, yatırım ve üretim madalyonun iki tarafı gibidir. Üretim artıyorsa yatırım da artıyordur. Yatırımda azalma meydana geliyorsa üretimdeki azalma da kaçınılmazdır.Yatırımın azalmasıÜlkemizde son 2 yılda

1999 yılında milli gelirde büyük düşüşler meydana gelmişti. Türkiye 1999 yılında, 1998 yılına nazaran daha az mal ve hizmet üretti. Bir önceki yıla göre fakirleşti. Tıpkı bir kişinin servetinin azalması gibi.

Üretimdeki azalma yatırımda azalma anlamına gelir. Stoklardaki değişimleri dikkate alınmaz ise, yatırım ve üretim madalyonun iki tarafı gibidir. Üretim artıyorsa yatırım da artıyordur. Yatırımda azalma meydana geliyorsa üretimdeki azalma da kaçınılmazdır.

Yatırımın azalması

Ülkemizde son 2 yılda yaşanan yatırım azalmasında değişik faktörler rol oynar. Örneğin, talep düşüklüğü ortaya çıkmış ise yatırımlar azalır. Diyelim ihracatın daralması, talebin azalması sonucunu doğurmuş ise yatırımlar kısılır.

Ya da yatırımın maliyetinde artış meydana gelmiş ise müteşebbislerin yatırım dürtülerinde gevşeme olur. Biz bugün ülkemizdeki faiz hadlerinin yatırımlar üzerindeki etkisini irdelemeye çalışacağız.

Özellikle son 2.5 yıldan beri yüksek reel faiz ortamında bulunuyoruz. Hazine, finansman ihtiyacı için borçlanıyor ve yüksek faiz ödüyor. Hazine Bonosu ve Devlet Tahviline ödenen reel faiz % 30 ile % 50 arasında değişiyor. Şu anda % 40 civarında seyrediyor.

Yani 1000 dolarınız bir yıl içinde size 400 dolar faiz kazandırıyor. Yılbaşındaki 1000 dolar yıl sonunda 1400 dolar oluyor.

Yatırımlar nasıl azalıyor?

Yüksek reel faiz yatırımların ve üretimin önündeki en büyük engeldir.

Faiz oranının bu denli yüksek olması bir-kaç nedenle yatırımları olumsuz yönde etkiliyor.

Her şeyden önce devlet yatırıma gidecek olan fonları topluyor. Devletin verdiği faiz o kadar cazip ki normal şartlar altında, bankacılık veya borsa kanalıyla yatırımın finansmanında kullanılacak paralar iç borçlanma yoluyla devlete aktarılıyor. Devlet cari harcamalarında kullanıyor, yüksek faiz ödeyerek topladığı paraları. Kamu yatırımlarına gitmiyor paralar. 1999 yılının ilk yarısında hükümet bütçe ile hedeflediği yatırımın ancak yarısından biraz fazlasını gerçekleştirebildi. Özel sektör tarafından yatırımların finansmanında kullanılacak fonlar devletin elinde yatırımlara dönüşmüyor.

Yüksek faiz müteşebbislerin yatırım kararlarını değiştiriyor. Uluslararası piyasalarda ortalama faiz haddinin % 8''i aşmadığı bir ortamda devlet tarafından önerilen % 40 reel faiz baştan çıkartıcı özelliğe sahip. İnançları gereği uzak duranlar hariç hiçbir müteşebbis son derece cazip faiz oranlarına kayıtsız kalamaz ve karşı koyamaz. Üretim faaliyetinden elde edilecek kazancın döviz bazında % 40 düzeyine ulaşması imkansız gibidir. İlave olarak devlete borç para vermenin riski yoktur. Üretim yapmak risklerle dolu bir uğraşıdır. Özellikle Türkiye gibi ekonomik istikrarın sağlanamadığı ülkelerde.

Kısacası, işadamları yatırım yapmak yerine fonlarını devlete borç olarak verirler. Bunun sonucunda yatırımları azalır. Geçtiğimiz aylarda İSO''nun açıkladığı rakamlar belirttiğimiz gerçeği tüm çıplaklığı ile ortaya koyuyor. 500 büyük sanayi kuruluşunun bilanço kârlarının % 87''si faiz gelirlerinden oluşuyor. Yatırım yok, üretim yok. Faiz ve faiz geliri var. Bunlar sanayi işletmeleri. Yatırım yapacak, fabrika kuracak ve üretim yapacak işletmeler. Faiz o kadar cazip ki dayanabilmek mümkün değil.

Faiz maliyetin ve fiyatın bir unsurudur. Faiz yükseldikçe üretilen mal ve hizmetin maliyeti ve satış fiyatı yükselir. Diğer etkenler sabitken mal ve hizmetin fiyatı artınca talep düşer. O mal ve hizmet daha az tüketilir. Talebi azalan bir malın üretiminde de azalma meydana gelir.

Nereden bakarsanız bakın, Türkiye''de üretim ve milli gelirdeki azalmanın arkasındaki gerçek yüksek reel faizdir. Reel faizler makul seviyelere indirilemediği sürece milli gelirde artış sağlanamaz, işsizlik oranı artmaya devam eder. Kapanan fabrikalar üretime başlayamazlar. Kimse kimseyi kandırmasın.