Dindar nesil yetiştirme meselesi

00:009/02/2012, Perşembe
G: 5/09/2019, Perşembe
Rasim Özdenören

Vaktiyle sol eğilimli olan bir arkadaşımdan (adı bende mahfuz) bir mail aldım. Başbakan Tayyip Erdoğan''ın "dindar gençler" vurgusu üzerine görüşünü yazıyor. Şu cümlesinin altını çizdim:"Dün Başbakan''ın ''dindar gençler yetiştirmeliyiz'' lafı, Salvador Dali''nin ''benim paranoyak bir yanım var; üretici ve yaratıcı bir paranoyak, duvarda bir nem lekesi gördüğünde, orada bir savaş görüyorum der''i anımsattı. Bari ahlaklı, vicdanlı ve erdemli gençler yetiştirmeliyiz deseydi, hem kendine hem de halkına

Vaktiyle sol eğilimli olan bir arkadaşımdan (adı bende mahfuz) bir mail aldım. Başbakan Tayyip Erdoğan''ın "dindar gençler" vurgusu üzerine görüşünü yazıyor. Şu cümlesinin altını çizdim:

"Dün Başbakan''ın ''dindar gençler yetiştirmeliyiz'' lafı, Salvador Dali''nin ''benim paranoyak bir yanım var; üretici ve yaratıcı bir paranoyak, duvarda bir nem lekesi gördüğünde, orada bir savaş görüyorum der''i anımsattı. Bari ahlaklı, vicdanlı ve erdemli gençler yetiştirmeliyiz deseydi, hem kendine hem de halkına kaybolan bir şeyleri hatırlatmış olurdu."

CHP''nin yaşattığı paranoya hafızalara, zihinlere öylesine yerleşmiş ki, dindar gençlik veya nesil yetiştirmeliyiz sözü, sanki hâlâ CHP''nin iktidar zemini devam ediyormuş gibi algılanabilmektedir. Dindar gençlik yetiştirme üzerine gerçekleştirilecek çaba, herkesi zorla dindarlaştırma programı gibi algılanabilmektedir. Tayyip Erdoğan''ın sözü bana açık ve berrak görünmektedir. O, herkesi dindarlaştıracağız, demiyor. Ama dindar gençler yetiştireceğiz, diyor.

Buradan kavramların farklı ortamlarda, farklı zamanlarda nasıl farklı şekilde anlaşılabildiği düzlemine geçmek istiyorum. Eğer bu cümle, 1940''lı yıllarda söylenmiş olaydı, arkadaşımın, üzerinde durduğu endişeye katılmak yerinde olurdu. Çünkü ortam, bu türden önermelerin nasıl anlaşılacağına ilişkin belli bir telakki zemini üzerine inşa edilmişti. Oysa içinden geçmekte olduğumuz süreçte böyle bir sözü baskıcılıkla, zorbalıkla bitiştirmek sanırım açık bir tarih yanılgısına (anakronizme) yol açar.

Bu bağlamdaki yanılgı yalnızca bu konuyla ilgili ve onunla mukayyet bulunmuyor. İçinden geçmekte olduğumuz seküler süreçte, insanların birbirlerine siyasal konularda İslam''ın hükümlerini hatırlatması ilginç görünüyor. Evet, bireysel düzlemde insanların birbirlerine İslam''ın hükmünü hatırlatarak ona göre işlem yapması gerektiği hususundaki temayülünü belirtmesinde bir sakınca yoktur; ancak kamu alanında bu türden hatırlatmaların irapta yeri bulunduğu, bulunacağı kanısında değilim.

Kendisini Müslüman olarak tanımlamasına rağmen İslam''dan uzaklaşmış, İslam''la alakası kalmamış olanlar elhamdülillah Müslüman''ım diyor. Fakat aynı insan seküler bir düzenin bütün müesseselerini, alışkanlıklarını da benimsemiş bulunuyor. Bu insanın kafa karışıklığını izale etmenin fevkalade zor olduğunu meydandadır. Fakat buna rağmen, insanımız bu! Yola onunla devam edeceğiz...