
Tabii amaç sadece kaçırılan askeri kurtarmak değil. Amaç HAMAS'a gözdağı vermek. İsrail HAMAS'a şunu demek istiyor: "Sen beni tanımak zorundasın ve benim kontrolümde olacaksın, Filistin toprakları benim kontrolümdedir. Ben istediğimi yapmaya muktedirim."
İsrail'in bir haftadan fazladır sürdürdüğü saldırının vermek istediği mesaj bu. Nitekim Serhat Erkmen: (ASAM Ortadoğu Masası) da Bugün gazetesinde yayınlanan değerlendirmesinde, "İsrail bu yöntemle kendi iç kamuoyuna da mesaj vermeye çalışıyor. Kendi kamuoyuna, 'Benim güvenlik problemim yok. Batı Şeria'dan çekilmeden aynı durumla karşılaşıldığında yine aynı uygulamayı yaparım' mesajını verirken, HAMAS'a da, 'Sen ne kadar siyasi oluşumun içinde yer almaya çalışsan da, silahlı birliklerin olsa da seni yine kontrol altında tutacak olan benim' dedi ve bunda da etkili oldu" diyordu.
Aslında İsrail bu mesajı veriyordu vermesine ama Gazze Şeridi'nde bir insanlık dramının yaşanıyor olması ve HAMAS'ı doğuran işgal ve şiddetin huzur ve istikrar yerine gerginlik kaynağı olacağını tahmin etmemek için saf olmak lazım. Zaten Filistin halkının HAMAS'ı desteklemesinin arkasında İsrail'in bu denli işgal ve şiddet politikaları yatmaktadır. İsrail bu hareketiyle Filistin halkının sevgisini ve saygısını kazanmayacaktır herhalde.
Şiddetin hiçbir çeşidini tasvip etmek medeni insanlara yakışmaz. İşgal şiddetin en ağır yöntemlerinden biridir. İnsan kaçırmak da öyle. İsrailli bir onbaşının kaçırılması üzerine başta Türkiye olmak üzere askerin iadesi için Filistin hükümeti nezdinde girişimler oldu. Hatta gazetelere yansıdığına göre Filistin hükümeti de kaçırılan askerin serbest bırakılmasını istedi. Asker bırakılmadı. Bunun üzerine İsrail Gazze Şeridi'nin yollarını, köprülerini, enerji kaynaklarını tahrip etti. Ağır silahlarla Gazze Şeridi'ne girdi ve dört gündür bomba yağdırıyor, yakıyor, yıkıyor, tutukluyor. Tutukladığı siyasetçi sayısı 100 civarında, tutuklananlar arasında bakanlar ve milletvekilleri de var.
Hiçbir şiddet eylemini tasvip etmeyiz. Askerin kaçırılmasını onaylamadığımız gibi bu şiddeti de onaylamamız mümkün değil. Bu küçük grubun eyleminin cezasını bütün bir halka çektirmek insaf ve adalet ölçülerine sığmaz.
Maalesef burada da Batı'nın, ABD'nin ikiyüzlülüğünü görüyoruz. İnsanlık için harekete geçmediğini görüyoruz. Ortadoğu'nun kan gölüne dönüşmesini arzuladığını anlıyoruz.
Bir ülkenin topraklarına ağır silahlarla girilir, bombalar yağdırılır, seçilmiş milletvekilleri, bakanları, belediye başkanları tutuklanır, hedefte başbakanının olduğu ilan edilirse o ülkeden hangi tavrı beklersiniz. Farzı misal Ermenistan sınırı aşıp Artvin'e saldırsa, şehrin üzerine bomba yağdırsa, evlerde arama yapsa, belediye başkanını, valiyi tutuklasa hedefte başbakanınız var dese bunun anlamı nedir, bunun anlamı açıkça harp ilanı değil midir?
HAMAS sözcüsü Muşir el Mısri de, İsrail'in çok sayıda HAMAS'lı bakan, milletvekili ve belediye başkanını tutuklamasına tepki göstererek El Cezire televizyonunda yaptığı konuşmada, İsrail'in tutuklamalarının uluslararası bir suç ve açık bir savaş ilanı olduğunu ifade etti.
Bu şekilde işgale uğramış bir ülkeye 'aman sabırlı olun, cevap vermeyin' demek kolay. Bizim de gönlümüzden o tavsiye geçmektedir. Ama işgali yaşayan ve şiddete muhatap olan insanların bunu kabullenmesi ne kadar mümkündür?
Siyasilerin tutuklanmasına tepkiler var ama yeterli değil.
Orada, Filistin'de bir insanlık dramı yaşanmaktadır.
Elektrik kesilmiş, sular akmıyor, yollar, köprüler tahrip edilmiş, sorgusuz sualsiz insanlar tutuklanıyor, kime ne zaman sıra gelecek bilinmiyor. Bu ortamda siyasilerin tutuklanmasına tepki yeterli değildir.
Uluslararası camianın bir an önce araya girmesi ve bu savaşı durdurması gerekir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.