Sınav mağduru çocuklara tatil hediyesi: özel ders!

00:0031/01/2010, Pazar
G: 3/09/2019, Salı
Sema Karabıyık - Pazar

Çocuklar karnelerini aldı. 15 günlük dinlenme ve huzur dolu tatillerinin tadını çıkarmaya başladı. Böyle bir cümleyi yazmak ve yazdığım bu cümleye canı gönülden inanmak isterdim. Ama maalesef huzur dolu dinlenme temalı tatiller çocuklardan çok uzak artık!En gözde karne hediyesinin ''özel ders'' olduğu bir zamanda hangi tatil, hangi dinlenme? Karne alacakları ana kadar seviyelerinin belirlenmesi için sınava tabi tutulan çocuklar mutlu bir şekilde alamadılar ki karnelerini. Takdir almış not ortalaması

Çocuklar karnelerini aldı. 15 günlük dinlenme ve huzur dolu tatillerinin tadını çıkarmaya başladı. Böyle bir cümleyi yazmak ve yazdığım bu cümleye canı gönülden inanmak isterdim. Ama maalesef huzur dolu dinlenme temalı tatiller çocuklardan çok uzak artık!

En gözde karne hediyesinin ''özel ders'' olduğu bir zamanda hangi tatil, hangi dinlenme? Karne alacakları ana kadar seviyelerinin belirlenmesi için sınava tabi tutulan çocuklar mutlu bir şekilde alamadılar ki karnelerini. Takdir almış not ortalaması 5 üzerinden 5 olan bir öğrenci kendini başarılı hissedemiyor. Yıl sonunda gireceği sınava hazırlık olsun diye her on beş günde bir performans göstermek zorunda kaldığı deneme sınavları sebebiyle.

Geleceğini 3,5 saatlik üniversite sınavına heba eden gençlik üzerine kalem oynatanlar; üniversite sınavlarının minyatürleşerek ilkokul ikinci sınıfa kadar ineceğinden haberdar değildi! Öğrencinin bilgisi, seviyesi, yeteneği tek sınavla belirlenmesin derken; sınavlar tabana yayılsın 6.-7.-8. sınıfların sonunda sınava girilsin de demek istemediler!

Zincirleme istekler, zincirleme sebepler çocukların hayatını tamamen kuşatmış durumda. Kabul gördüğü için tüm zihinleri teslim alan yaygın kanaate göre sistem şöyle çalışıyor: İyi bir meslek sahibi olmanın ve iş bulmanın yolu iyi bir üniversitede eğitim görmekten geçiyor. İyi bir üniversite kazanmanın yolu iyi bir liseden. İyi bir lisede okuyabilmenin yolu SBS sınavlarında yüksek puan almaktan. 6. sınıftan itibaren 3 yıl üst üste seviyesinin belirlenebilmesi için, çocuklar ilkokul ikinci sınıfta başlıyorlar minyatür SBS sınavlarına muhatap olmaya.

Çocukluk, hayal kurmak ve kurduğu hayallere hesapsız kitapsız inanmaktan geçer. Şimdinin çocukları gönül rahatlığıyla hayal bile kuramıyor. Doktor/mühendis olmak istiyorum dediğinde aba altındaki sopa çıkıyor ortaya. Sen bu ''net''lerle zor kazanırsın tıbbı, mühendisliği. Net''in ne olduğundan habersiz, net hesaplama yöntemini bilmeyen çocukların hayallerinin üzerinden ''net'' ler geçiyor buldozer gibi.

Akıllar veriliyor çocuklara uzmanlar tarafından. SBS sınavında başarılı olmanın yolu özgüven ve sakinlikten geçiyor temalı. Özgüven ve sakinliğin şartı da ''gereğinden fazla hazırlanmaya'' bağlı. Gereğinden fazla hazırlanmak şifre bu cümlede gizli. Okul-dershane- özel ders bermuda şeytan üçgeninde; çocukça hayallerini çocukça isteklerini kısacası çocukluklarını bedel olarak ödeyen çocuklar; ''günlük 130 soru hedefimi çözdüm biraz oynayabilir miyim'' diye boynunu büküyor. Okula gittikten, ödevlerini yaptıktan sonra oynamak en tabi hakkı olan bu çocuklar, Frankenstein sisteme her gün 100 sorunun üstünde performans göstererek katkıda bulunmak zorunda.

Sistem onları sıralamakta zorlanmasın diye ''ağırlaştırılmış müfredat''ın hızlandırılmış bir şekilde işlenmesine ayak uydurmak zorunda kalan bu çocuklar; neden stresli, neden kaygılı, neden isteksiz, neden yalan söylüyor, neden uyku düzeni bozuk, neden bu kadar çok başı ağrıyor, neden midesi bulanıyor, neden mutsuz dersiniz?

Her hafta arkadaşlarıyla yarış ortamına sokulan, en yakın arkadaşını en büyük rakibi olarak gören sınav çocukları; gergin, huzursuz ve tahammülsüz. Hedefe ulaşamadığı zaman kendini yetersiz hisseden, suçluluk sarmalından kurtulamayan bir nesil yetişiyor.

Acımasız bir rekabet çarkının içinde sınıf ortalamasını düşürdüğü için düşük net yapan çocuklar arkadaşları tarafından tartaklanıyor. Düşük net yapanlar şimdiden saf dışı.

Sınav yorgunu gençlik tanımlaması yapılırdı lise gençliği için. Şimdi çocuklar sınav yorgunu. Birinci vazifesi sınavlara girmek olan bu çocukların, çocukluğunu yaşayacak zamanı yok! 15 günlük adı tatil kendisi tatil olmayan günlerde daha çok çalışmak zorundalar.

Hayat 3 saatlik sınava sığmaz dedikçe 3 saatlik sınavlar çoğaldı ve aşağı doğru indi. Sınav mağduru çocuklar, başarılı olmak için dershane-özel ders çemberinde bağımlı hale geliyorlar. Bu şansı olmayanlar baştan kaybettiğini düşünüyor. Kötü de olsa bir dershaneye gitmenin gerekli olduğuna inananlar o kadar çok ki! Çünkü eğitim sistemi öğrenme amaçlı değil sınav amaçlı.

Geçen yıl SBS 6. sınıflara sorulan dil bilgisi sorularıyla, ÖSS sınavında çıkan dilbilgisi sorularını karşılaştırın ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Biz bu sistemle 6. sınıfa giden bir çocukla 12. sınıfa giden bir çocuğun aynı soruya cevap vermesini istiyorsak ne diyoruz bu çocuklara: 6 yıldır aynı şeyleri öğretiyoruz öğrenemedin mi? Yoksa altı yıldır bir şey öğrenemediysen 6 yıl önceki bilginle bari cevap ver birkaç soruya mı?

Asosyal mi dediniz? Gençlik yönünü bulmakta zorlanıyor mu dediniz? Hayat enerjisi yok mu dediniz? Soru balonları arasında geçen, çocukluktan uzak; rekabetin ve başarının çarklarına korumasızca bırakılarak ''erken yetişkin'' olmaya zorlanan çocuklardan, yorucu geçen bu yıllardan sonra ne bekliyordunuz ki!

Her nesil bir sonrakine göre sınav sistemi açısından kendini daha şanslı hissediyorsa bu işte bir yanlışlık yok mu?