
Ötekileştirmek post modern dünyadaki günahların başında geliyor. Ötekileştirmek ötelemeyi, dışarıda bırakmayı çağrıştırıyor. Ötekileştirende bir yalnız kalma dürtüsü, ya da tekbencilik (solipsizm) tutkusu rol oynuyor denilebilir. Bu da insanın aklına Narkissos efsanesini getiriyor. Acaba tutkumuz sadece kendimizden ibâret, saf, kirlenmemiş bir dünya yaratmakla mı alâkalı?
Yalnızbencilik üzerinden düşünümde(reflection) bulunmak çoğu kez eksik bilinçler doğuruyor. Aynanın üzerine yansıyan görüntümüz(reflection) bize sadece tasvirî bir bilgi verir. Narchissos bu tasvirî bilgilerin câzibesine odaklanan, kapılan ve nihâyet kendi yıkımını yaşayan bir eksik bilinçtir. Eğer bu bilinç Narkissosçu bir cezbeye kapılmayıp kendisini tamamlamaya soyunursa yeni bir şeyler aramaya başlayacaktır. Tam da bu aşamada ve çok tuhaf olarak, aynada bize ait olmayan ; silkeleyip dışarıda bıraktıklarımızın görüntüleri belirir. Yâni öteki şu ya da bu derecede düşünümlerimize dahil olmuştur artık. Öteki üzerinden açık ya da örtük olarak kıyaslamalar yaparız ve tek yönlü olarak tekbenliği deneyimlememizden doğan kör memeli tasvirî bilgiler kısa zamanda kıyaslamalardan doğan sarsıcı niteliksel bilgilere ve yargılara dönüşür. O kadar ki; öteki olmadan olamayacak; ötekileştirmeden yapamayacak hâle geliriz.
Demek ki ötekileştirmek, sanılanın tersine yoksaymak değil; tam tersine, varsaymanın türlerinden birisidir. Yâni; ötekileştirmek, onun varlığına şahitlik etmenin en dramatik açılımdır. Bu aynı zamanda, “öteki” olanı kendi varlık alanımıza dâhil etmektir. Sorunlu ve çarpık olan da zâten bu dâhil etmenin tarzıdır.
Kant''ın en büyük iddialarından birisi de ötekinin belirsizleştirilmesi ya da kişisellikten arındırılmasıydı. Kant''ın derdi, Descartes''ın yöntemli kuşkuculuğunun, keskin ontolojik meselelerde iç bükey kıldığı bir düşünce serüvenini etik düzeyde açma, ya da dış bükey kılma girişimiydi. Ama bu iddia hayatta karşılığını bulmadı. Süreç kendisinden çıkıp soyut ötekine karşı sorumluluk geliştirmek olarak değil, tam tersine, önce kendi içine daha fazla kilitlenmek , kendi monadına kapanmak; daha sonra da ötekileri çağırmak ve özdüşünümlere sorunlu biçimlerde dâhil etmek olarak işledi. Bu dâhil etmeler hiçbir zaman özdüşünüm deneyiminin örselenmelerinden âzâde kalmadı. Onun için çok kültürlülük açılımları bir yerlerde, bir şekilde uyumlulaştırmalarla gölgeniyor. Farklılıları özdüşünüm deneyiminin önyagılarından ayırmanın başarılı bir örneği mevcut değildir. Bunun mümkün olabileceğini de sanmıyorum.
Öteki, gerek modern gerekse postmodernlerin, farklı açılardan da olsa ortak saplantısıdır. Öteki olmadan yaşama tutkusu, ötekisiz bir hayatı (post) modern bir kâbus haline getiriyor. O kadar ki, bizim nasıl algılanacağımız özalgılamaların üstüne çıkıyor. Özdüşünüm deneyimleri bu yüzdendir ki, endişe ve paranoya yüklü özyıkımlara savruluyor. Her ötekileştirme önce bir aşağılama olarak başlasa da, ezoterik bir tapınmaya evrilmekten alıkonamıyor.
İşte burada yeniden, aşkı merkeze alan ve çerçeveleri kıran mistik duruşlar ve yönelişler yeniden anlam kazanıyor. Unutmayalım kendi sûretine bakan Mecnûn, hızla kendi görüntüsünü kaybetti ve bir anda Leylâ''yı gördü. Çünkü Narkissos gibi bakmadı…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.