Vahşi kapitalizm

04:0031/07/2023, Pazartesi
G: 31/07/2023, Pazartesi
Süleyman Seyfi Öğün

Âdemiyetin târihi, bâzı istisna devirler hâriç tutulacak olursa arzularımızla örtüşmüyor. Şu aralar, yer yer eski okumalarıma da dönerek, telâffuzunu pek de güzel bulduğum arzu kelimesi üzerine düşünüyorum. Onu basitçi bir tercüme ile istek olarak karşılamak yeterli değil. İstek desek bile onu sıfatlandırmak gerekiyor. Doğrusu, şiddetli, tutkulu, dürtülü bir istek demek gerekiyor. Anladığım kadarıyla arzu dünyâmız çoğul bir karşılığa sâhip. Belli bir sâbite sağlamadığı için de güvenilmez. Bu kelime

Âdemiyetin târihi, bâzı istisna devirler hâriç tutulacak olursa arzularımızla örtüşmüyor. Şu aralar, yer yer eski okumalarıma da dönerek, telâffuzunu pek de güzel bulduğum
arzu
kelimesi üzerine düşünüyorum. Onu basitçi bir tercüme ile istek olarak karşılamak yeterli değil. İstek desek bile onu sıfatlandırmak gerekiyor. Doğrusu,
şiddetli, tutkulu, dürtülü bir istek
demek gerekiyor.
Anladığım kadarıyla arzu dünyâmız çoğul bir karşılığa sâhip. Belli bir sâbite sağlamadığı için de güvenilmez. Bu kelime zihnimin basamaklarında sık sık takılıyor. Gâliba kelimenin telâffuzunu sevmekle kalıyorum. Soru şu: Arzuladıklarımızı aslında gerçekten de arzuluyor muyuz? Biraz derinleştirelim:
Arzu, kendi kendisini koşullayan bağımsız bir dürtü müdür?
Değilse, o arzuyu gölgeleyecek, hattâ tam tersini düşündürecek bambaşka dürtülerin yanılsamalı bir neticesi midir?
Sovyetler Birliği’nin, Çin’in, Vietnam’ın, 68 Kuşağı’nın çok da zorlanmadan “kapitalistleşmesi” bana hâlâ muammalı, muhataralı gelir. Nasıl oldu da bu kadar kolay oldu bu geçişler? Daha iyi bir dünyâ arzusunda gerçekten de samimîmiydiler bu nesiller? Bu uğurda ölenler, bedel ödemesinde rağmen direnenler için söyleyecek bir lâfım olamaz. Mesele ettiklerim sağ kalanlar, bedel ödemeyenler veyâ bedel ödedikten sonra cayıp, tam zıt kutba savrulanlar..Ama daha çarpıcı olan ise, bu savrulma üzerinden eski “arzularını” çok tuhaf olarak
liberal bir metamorfoz üzerinden
yeniden üretenler. Bu metamorfoz , onlara bir
tutarlılık yanılsaması
yaşatıyor. Çünkü
liberal paralaks,
kapitalizmle hesaplaşmayı alicengiz oyunuyla, bir hokus fokus ile kaybettiriyor.
Vahşi kapitalizm
kavramı çok zihin bulandırıcı gelmiştir bana.
Kapitalizm, tarifi icâbı zâten vahşidir ve başkası da mümkün değildir
demekten çok farklı bir şey bu. Kapitalizmi sıfatlandırdığınız zaman, bunun tersine de kapı açmış olursunuz. Nitekim 19.Asır kapitalizmi ile 20. ve 21.Asır kapitalizmleri arasındaki fark da buraya oturtulur. Sanki kapitalizm 19.Asır’da vahşi tabiatı sahnesine çıktı; gelin görün ki siyâsal-toplumsal mücâdeleler ile yumuşatıldı ve medenîleşmesi sağlandı..19.Asır’da kapitalizm, insanı, tabiatı biçti. Ama 20. ve 21.Asır’da bir zihin ve şuur dönüşümü geçirerek ehlileşti.. Sanki kapitalizm bir âlet; esas mesele onu yönlendiren şuur.. Marx, işçi sınıfı için
doğru bilinç-yanlış bilinç
ayırımını yapıyordu. Buna göre, başlangıçta yanlış bilinç sâhibi olan ve meselâ kiliseye giden, muhafazakâr eğilimleri olan işçi sınıfı, siyâsal bir işlemle doğru bilinç sâhibi kılınabilirdi. Bunlar tabiî ki arzulanan yeni, sosyalist dünyâ içindi. Gelin görün ki, meselâ “dönek” -ben demiyorum- 68 ve 78’lilerin yaptığı, bunu
sınıfsal bir mesele olmaktan çıkarıp,sistem meselesine taşımaktı.
Evet kapitalizm
vahşi ve yanlış
başlamıştı, ama onu
ehlileştirmek ve medenîleştirmek
mümkündü. Bu da
Aydınlanma ve liberal değerlerden yana çıkmak
ile mümkündü. (Aman canım, kim okuyacak Adorno ve Horkheimer’in o kasvetli, anlaşılması zor Aydınlanma’nın Diyalektiği’ni?). Zâten, r
efah, hukuk, demokrasi
üçlüsünü
eş anlı başararak Avrupa ve Angloamerikan dünyâ bunu başarmıştı. Aydınlanma artık tamamlanmıştı Artık model buydu. Yarı merkez ve çeper dünyâların aydınları da aynı mücâdeleyi verecek ve elbette (!) aynı neticeyi elde edeceklerdi.
Mücâdelenin ana odağında
pederşâhîlik
vardır.
Devlet
, bunun birinci derecede somutlaştığı zâtiyetti. Dolayısıyla baş düşman oydu. İkinci derecede ise sorunlu olan devlet tarafından istimlâk edildiğini düşündükleri
ulus
idi. Ama
ulus
,
sivil
dinamikler üzerinden, derece derece devletsizleştirilerek
kurtarılabilirdi
.
(
Murray Bookchin
’leri,
Joel Kovel
’leri hatırlayalım).. Zâten kapitalizmi vahşîleştiren de devletti. Devletsiz kapitalizm, yâni
Chicago Boys
‘un kapitalizmi,
devletten arındırılmış olması münâsebetiyle ârî, saf kapitalizmdi.
Metamorfoz
başlarını döndürmüştü. Kendilerine
liboş
,
dönek
diyenlere, pişkin pişkin sırıtarak bakıyor, viskilerinden bir yudum daha alıp ve dahi pürolarını tüttürerek
dinazor
taşlaması yapıyorlardı. Kapitalizmin ve kapitalistlerin nedâmet getirerek ehlileşmesi ve hayırhah olur gibi bir görüntü kazanmasının ardında yatan esas dinamiğin
sanayi kapitalizmin derin
krizleri olduğunu düşünmeye zahmet etmediler. Bunu yazanları okumadılar,
ortodoks
deyip aşağıladılar. Mesele kapitalizm değil, onu yönlendiren zihniyetti. (Marx mezarından kalksa, bunları
idealist sapkınlar
olarak etiketler ve sopayla kovalardı muhtemelen).
Refah, hukuk
ve
demokrasi
üçlemesinin,
hayırhah
kapitalizm ile bütünleşmesi bir seraptı. Bu serap, kapitalizmin krizleri derinleştikçe artık kayboluyor; inandırıcılığını kaybediyor.
Evsizlik, işsizlik, artan uyuşturucu kullanımı, hayat pahalılığı, durgunluk, yasadışı göç baskısı, faşizmlerin hortlaması,
Rusya-Ukrayna savaşı bahane edilerek yükselen
militarizm
bizlere gerçeği gösteriyor. Ulusları kurtarma projesi(!) suya düştü. Bilhassa yarı merkez dünyâlarda böyle oldu. Uluslar, sivil toplumcu çoğulculuklara prim vermiyor.
Din, milliyetçilik
ve
güçlü liderlikler
etrafında kenetlenen birliklere dönüşüyor. Metamorfozu kendi içinde sorgulatacak olan bir gelişme olabilirdi bu. Ama tembellik tam tersine biliyor. Aydınlar devleti suçlar, ulusa ise görece sempatiyle bakardı. Artık
uluslar da en az devletler kadar suçlu
görünüyor. Elde kala kala doğa ve ekososyalizm kaldı gâliba. Kapitalizm mi? Kapitalizmi devletler ve -artık- uluslar vahşîleştiriyor.
Refah-demokrasi-hukuk üçlüsünü bozan din-milliyetçilik-güçlü liderlikler üçlüsü..
Ezcümle ve hâsılı
entelektüel paralaks
devâm ediyor.
Arzular
ve onlara eşlik ettiği artık gözden ırak tutulamayacak olan
hınçlar
şelâle.. Dürtüleri sorunlu arzular kendi asimptotunda buharlaşmak üzere katılaşıyor..
#Aktüel
#Toplum
#Kapitalizm
#Süleyman Seyfi Öğün