kavramı çok zihin bulandırıcı gelmiştir bana.
Kapitalizm, tarifi icâbı zâten vahşidir ve başkası da mümkün değildir
demekten çok farklı bir şey bu. Kapitalizmi sıfatlandırdığınız zaman, bunun tersine de kapı açmış olursunuz. Nitekim 19.Asır kapitalizmi ile 20. ve 21.Asır kapitalizmleri arasındaki fark da buraya oturtulur. Sanki kapitalizm 19.Asır’da vahşi tabiatı sahnesine çıktı; gelin görün ki siyâsal-toplumsal mücâdeleler ile yumuşatıldı ve medenîleşmesi sağlandı..19.Asır’da kapitalizm, insanı, tabiatı biçti. Ama 20. ve 21.Asır’da bir zihin ve şuur dönüşümü geçirerek ehlileşti.. Sanki kapitalizm bir âlet; esas mesele onu yönlendiren şuur.. Marx, işçi sınıfı için
doğru bilinç-yanlış bilinç
ayırımını yapıyordu. Buna göre, başlangıçta yanlış bilinç sâhibi olan ve meselâ kiliseye giden, muhafazakâr eğilimleri olan işçi sınıfı, siyâsal bir işlemle doğru bilinç sâhibi kılınabilirdi. Bunlar tabiî ki arzulanan yeni, sosyalist dünyâ içindi. Gelin görün ki, meselâ “dönek” -ben demiyorum- 68 ve 78’lilerin yaptığı, bunu
sınıfsal bir mesele olmaktan çıkarıp,sistem meselesine taşımaktı.
Evet kapitalizm
başlamıştı, ama onu
ehlileştirmek ve medenîleştirmek
mümkündü. Bu da
Aydınlanma ve liberal değerlerden yana çıkmak
ile mümkündü. (Aman canım, kim okuyacak Adorno ve Horkheimer’in o kasvetli, anlaşılması zor Aydınlanma’nın Diyalektiği’ni?). Zâten, r
eş anlı başararak Avrupa ve Angloamerikan dünyâ bunu başarmıştı. Aydınlanma artık tamamlanmıştı Artık model buydu. Yarı merkez ve çeper dünyâların aydınları da aynı mücâdeleyi verecek ve elbette (!) aynı neticeyi elde edeceklerdi.