Karpuz kabuğu

00:0018/06/2007, Pazartesi
G: 29/08/2019, Perşembe
Taha Kıvanç

Hudson Institute''de yapılan ve bizden bazı askerlerin katıldığı toplantı herkese bir şeyler düşündürttü de, sürekli Kulis okurlarının aklına derhal "Ecevit''in sınanması" olayı geldi.Washington''u iyi bilenbiri, dün, olayı kendi açısından farklı bir çerçeveye oturtuyordu. Her eğilimden sayısız düşünce üreten kuruluş varmış Washington''da. "Buralarda sayısız uzman, profesör, emekli diplomat, gazeteci çalışır; bol bol konferans yapar, makale yazarlar. Ciddi thinktank''lerin görüşleri karar vericiler

Hudson Institute''de yapılan ve bizden bazı askerlerin katıldığı toplantı herkese bir şeyler düşündürttü de, sürekli Kulis okurlarının aklına derhal "Ecevit''in sınanması" olayı geldi.

Washington''u iyi bilen
, dün, olayı kendi açısından farklı bir çerçeveye oturtuyordu. Her eğilimden sayısız düşünce üreten kuruluş varmış Washington''da. "Buralarda sayısız uzman, profesör, emekli diplomat, gazeteci çalışır; bol bol konferans yapar, makale yazarlar. Ciddi thinktank''lerin görüşleri karar vericiler tarafından dikkate alınır. Diğerleri çöpe giden uzun araştırmalar yaparlar."
Toplantıyı düzenleyen Zeyno Baran da benzer şeyler söylüyor. Newsweek''te çıkan "Türkiye''de darbe ihtimali yüzde 50" başlıklı yazısı sonrasında Türkiye''de meydana gelen tepkileri de yumuşatmaya gayret etmişti Zeyno Baran... Bu defa şunları
: "Düşünce kuruluşları, hem ileriye dönük hem de çoğu farazi olan senaryolar görüşüp ''şu olursa ne olur'' diye fikirler üreten kuruluşlardır. Bunun ötesinde bir şey söylemek istemiyorum. Herhangi birisinin herhangi bir lâfını konteks dışı almak doğru olmaz."

"Unutuverin, gitsin" dememek elde değil. Sizler de böyle düşünüyorsanız, bu yazının devamını okumayın.

Süleyman Demirel''in ünlendirdiği "Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek" deyimini hatırlayın lütfen. Hudson''da yapılan tamamen böyle bir iş. Senaryoda bombalar patlıyor, suikastlar oluyor, asker Kuzey Irak''a giriyor, Ankara''da asker ipleri eline alıyor... Nicedir Türkiye''yi Irak batağına çekmeye çabalayan Washington''daki ''Neo-Çılgınlar'' açısından tam bir mutlu son...

Mahir Kaynak''ın Hudson olayını tahlil ettiği dünkü
sında şu satırlar önemliydi: "Kuzey Irak''a yapılacak acele bir müdahale bir Türk-Kürt çatışmasına yol açabilir ve bölgeyi bizim için yasak bölge haline getirebilir. Oysa bölgedeki siyasi gelişmeler bizi vazgeçilemez bir koruyucu haline getirebilir ve bunun için sadece biraz beklemek yeterli. Oysa son zamanlardaki tahrikler ve bunun sonucunda yapılacak bir erken müdahale bu yolu tamamen kapatır. Türkiye''deki ulusalcı kanadın acelesi küreselci güçlerin, ideolojik bir birliktelikleri olmamakla birlikte, bu kanadı kendi amaçları için kullanacağını gösteriyor."

"İktidarın ve ordunun tepelerinden belli belirsiz bir ışık fark ediliyor" diye bitiyor yazı...

Amerika eskiden bu tür sınamayı ''ıssız ada'' senaryosu eşliğinde yapardı. Toplantıya katılırdınız, size muhayyel bir adadaki bir durumu sorun olarak yansıtırlardı; "Gerçek hayatta olmaz ya..." demeyi de ihmal etmeden... Böylece sizi hiçbir biçimde bağlamayacağı hissettirilmiş olayla ilgili bir cevap verirdiniz. Cevabınız nasıl olursa olsun, karşı taraftan, "Vay be, bu bizim hiç aklımıza gelmemişti" tepkisini alınca kendinizi ''süper-akıllı'' olarak görmeye başlardınız. Bir dahaki "Gerçek hayatta olmaz ya..." sorusuna daha içten cevap vermeye başladığınızı siz bile fark etmezdiniz sonra...

Hudson''da yapılan toplantıda, katılımcılardan bir Türk yetkili "ABD şu anda PKK''ya yönelik bir şey yapmasın, çünkü bu, seçim öncesinde, AK Parti hükümetine yarar" demiş ya, bir önceki senaryolara verdiği cevaba aldığı takdirle kendinden geçmiş ve o heyecanla baklayı ağzından çıkarmış bir yetkilimizdir o...

Daha kalabalık bir Türk grubunun o toplantıda bulunduğu anlaşılıyor. Toplantıyı düzenleyen Zeyno Baran zaten bizden biri; oraya kimleri dâvet edeceğini iyi hesap etmiştir. İki kişinin adları biliniyor:

Genelkurmay Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi''nin (SAREM) Başkanı Tuğg. Süha Tanyeri ile Savunma Ataşesi Tuğg. Bertan Nogaylaroğlu... Başka kimlerin orada bulunduğunu da yakında öğreniriz nasıl olsa...

Zeyno Baran''la yakın arkadaş bilinen, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza da, hayrettir, konuşulanları ''çılgınca'' bulmuş... Bryza kendisinin de içinde yer aldığı gruptan ''Neo-Çılgınlar'' diye söz ettiğimi hatırlamış da mı bunu söylemiştir acaba?

"Türkiye demokratik bir ülkedir" demiş Bryza, "Seçimle geldiği sürece kimin seçildiğine dair endişemiz yok... Seçimle ilgili önemsediğimiz tek şey, demokratik olması ve halk iradesinin ortaya çıkması."

Yeni sorum şu: Katılanların aklına karpuz kabuğu düşürmek dışında ne işe yaramıştır bu toplantı acaba?

Siz de bu soruyu soranlardansanız, "Ecevit''in sınanması" genel başlığı altında vaktiyle yazdığım dizinin ilgili bölümlerini aktarmamı hoş karşılarsınız sanırım. Amerikalılar, 12 Eylül sonrasında Ecevit''i de ''muhayyel bir hikâye'' ile sınamışlardı da, artık iyice siyasî hesapları suya düşmüş bir liderken (1991) sınanma olayını Milliyet''e anlatmıştı Bülent Bey...

Yerim bitti, devamı yarına.