|
Yazarlar

Ekmek

04:00 . 30/11/2022 Çarşamba

Yaşar Süngü

1962 yılında Kocaeli’nde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini burada tamamladı. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Ortadoğu'da başladığı gazeteciliğe Yeni Şafak Gazetesi’nde devam etti. 10 yıl boyunca Yeni Şafak Gazetesi Ekonomi Şefliği görevini yürüttü. 2006'dan bu yana Yeni Şafak'ta köşe yazarı olarak mesleğine devam eden Süngü, evli ve iki çocuk babasıdır.

Yaşar Süngü

Sofradan masaya geçiş yaptıktan sonra ekmek tüketimini de azalttık.

Ancak masaya hala aynı oranda ekmek koyma alışkanlığımız sürüyor.

Bu kötü alışkanlık sonucu da ekmek israfı sürekli artıyor.

Ekmekte yaptığımız israfı da
martılar ve balıklar
yesin diye denize,
kuşlar, kediler köpekler
yesin diye parklara ve bahçelere atarak örtmeye, görmemeye çalışıyoruz.
Sonuçta bir yandan israfa devam ederken diğer yanda
vicdan
rahatlatmak adına
denizleri, parkları ve bahçeleri
kirletmiş oluyoruz.

**

Sorunun vatandaş cephesinden tarafı böyle iken ekmeği üretenler tarafından görünen tablo nasıl?

İstanbul Ticaret Borsası'nın, Güvenilir Ürün Platformu'nun desteğiyle düzenlediği “
Borsa Meydanı’nda Sektörler Konuşuyor
” toplantılar serisinde bu ay un ve unlu mamuller sektörü konuşuldu.

Gördük ki ekmek üreticileri penceresinden bakıldığında da sorun ciddi.

İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca
, “İstanbul’da en büyük sorun ekmek üretim izni olmadığı halde belediyelerden alınan unlu mamuller üretim belgesi ile ekmek üreten fırınların çokluğudur. Bu sorun başta kapasite kullanımı düşüklüğü gibi birçok ek soruna yol açıyor” diyor.
İstanbul Fırıncılar Odası Başkanı Erdoğan Çetin
de İstanbul’da bir fırın enflasyonu olduğuna dikkat çekiyor: “Yüzlerce ruhsatsız fırın var. Birçok ruhsatsız fırın olması yenilerinin açılması için de cesaret veriyor. Ya bu fırınlara bir kereliğine ruhsat vermeli ve bir daha da göz yumulmamalı ya da gereği yapılmalı. Bu İstanbul’un kanayan yarası… Kapasite kullanımı düşük, işletmeler küçülüyor, sonuçta da maliyet yükseldiği için fiyat baskısı oluşuyor”.
İTO Un ve Unlu Mamul Komitesi Üyesi Mustafa Gürel
ise fırınların personel sorununa dikkat çekmiş: “Fırıncılar, 7 gün 24 saat çalışıyorlar ve tatilleri yok. Bu da yetişmiş eleman sorunu yaşamamıza yol açıyor. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda meslek liselerindeki ilgili bölümlerle işbirliğimizi sağlamalı ve haftanın 4 günü öğrenciler bizlerde staj yapmalı ve yetişmeli”.
İSTİB Meclis ve Fırıncılık Ürünleri Komitesi Üyesi Abdullah Çerman
, fırınların sorunlarının çok boyutlu olduğuna dikkat çekiyor: “Öyle çok ve farklı boyutlarda sorunlarımız var ki, özetlemek çok zor. Örneğin ürünümüz tarifeye bağlı ama girdilerimiz serbest piyasada belirleniyor. Özellikle son dönemde artan enerji bedelleri ana girdi maddesi olmak üzere. Ruhsatlandırma ve ruhsat devri sorunlarımız var. Bir fırıncı ruhsatını oğluna bile devredemiyor. Kentsel dönüşüme giren binalardaki fırınlara tekrar ruhsat verilmeyeceği için binamızı bile yenileyemiyoruz. Mevcut fırınlara bu konuda istisna yapılmasını talep ediyoruz.
Enerji fiyatlarında fırınlara indirim
yapılmasını talep ediyoruz. Finans maliyetlerinin yüksekliği ve düşen karlılığımız dolayısıyla yapamadığımız yatırımları gerçekleştirmek için teşvikli kredi talep ediyoruz. Mevzuata uygun olmayan fırın sorunu çözülmeli ve ruhsat verirken eczacılarda olduğu gibi belirli bir
nüfus başına fırın sayısı sınırlandırılmalı
. Son olarak 250 gramın altında ekmek üretmek israfa yol açıyor. Gramaj konusu yeniden ele alınmalı ve en az 250 gram ekmek üretilmeli. Bu sorunlarımız çözüldüğü zaman, ekmek hem daha sağlıklı hem daha ucuz bir biçimde halkımıza ulaştırılabilecektir”.

**

Vatandaş
penceresinden bakıldığında sofradan masaya geçtikten sonra artan büyük bir israf alışkanlığı söz konusu.
Devlet
tarafından bakıldığında bir denetimsizlik ve duyarsızlık,
üreten
tarafından bakıldığında, fırınlarda yaşanan haksız rekabet sonucu artan israf dikkat çekiyor.
Yani el birliği ile işlenen
bir günah, bir israf, bir verimsizlik
var ortada.

Eskisi gibi ekmek yemiyoruz ama almaya devam ediyoruz.

Bayatlayan
ekmeği onlarca farklı alanda kullanmak varken, masada çeşit olarak bulundurduğumuz nimeti, diğer canlılar yesin bahanesiyle parklara bahçelere, duvar kenarlarına koymayı, poşetlerle denize savurmayı tercih ediyoruz.

Neden?

Şundan;
Yer sofrasından
40 cm yükselerek
sandalyeye
geçince medenileştik, ekmeği az yiyince de şehirli olduğumuzu zannettik.
Aslında
savrulan ekmek
değil biziz ama farkında değiliz.
#Ekmek
#İsraf
#İstanbul Fırıncılar Odası
2 ay önce
default-profile-img
Ekmek
“Yılan çukuru”..
Güven sorunu aşılırsa...
İşgalci Yahudilerin hubris sendromu
Bu kez de tamam inşallah…
Siyasi hesaplar, büyük hülyalar, renkli rüyalar…