Yazarlar Parayla oynayanlar

Parayla oynayanlar

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Döviz kurları üzerindeki işlemler için birbirleriyle doğrudan iletişime geçen bankalar ‘Haydutlar Kulübü’ adını taşıyan sohbet odalarında kafa kafaya verip hangi ülkenin parasını düşürüp, çıkaracakları konusunda anlaşıyorlarmış.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yaşar Süngü : Parayla oynayanlar
Haber Merkezi 22 Mayıs 2019, Çarşamba Yeni Şafak
Parayla oynayanlar yazısının sesli anlatımı ve tüm Yaşar Süngü yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Hürriyet’te yer alan habere göre hukuk firması Maurice Blackburn tarafından açılan davada, 5 bankanın birbiri ile görüşmelerinde ‘kartel’, ‘haydutlar kulübü’, ‘mafya’, ‘üç silahşörler’, ‘A takımı’ gibi sohbet odalarını kullandıkları dile getirilmiş.

Ne yapıyorlar bu sanal sohbet odalarında?

Bazı para birimlerin fiyatını yapay olarak artırırken bazılarını da yapay olarak düşürüyorlar.

Yani serbest piyasa anlayışları bizim anladığımız gibi masum değil.

Yani fiyatlar para piyasalarında kendiliğinden oluşmuyor.

Bütün ülkelerin para birimleriyle istedikleri gibi oynuyorlar.

İstediklerini yükseltiyorlar istediklerini düşürüyorlar.

Bunu yapanlar kim?

Uluslararası itibarı olan ve her ülkede kolları olan büyük bankalar.

Avustralya Doları, İngiliz Sterlini, Kanada Doları, Çin Yuanı, Euro, Hint Rupisi, Japon Yeni, ABD Doları gibi 20 para biriminde spekülatif ataklar yapmışlar.

***

5 uluslararası yatırım bankasına açılan dava için federal mahkemeye sunulan dilekçede bankalar Ocak 2008 ile Ekim 2013 arasında yasadışı ‘kartel’ oluşturmakla suçlanıyor.

Avrupa Birliği’nden sonra Avustralya da orta ve büyük ölçekli işletmeleri yaptıkları spekülatif işlemlerle zarara uğrattıkları gerekçesiyle dünyanın en büyük 5 yatırım bankası JP Morgan, Citigroup, RBS, UBS Group ve Barclays’i kartellikle suçlamış ve tazminat talep etmiş.

***

Eylül 2010 yılında internette yayınlanan mevzuat dergisinde yer alan Doç. Dr Mustafa Can’ın yazısı, ülke bazında yaşanan ekonomik krizlerin arkasındaki yerli ve yabancı kirli ellerin nasıl çalıştıklarını gösteriyor.

Dergide yer alan yazıda soygunlar ve operasyonlar rakamlarla şöyle anlatılıyor;

Özetleyerek veriyorum;

Ülkemizde, 1994, 2001 ve 2009 yıllarında krizler yaşanmıştır.

Her üç krizde de, en çok dikkat çeken husus, Merkez Bankalarının döviz kuru politikasıdır.

1994 krizinde, devalüasyondan hemen önce, yani Türk parasının değeri düşmeden, döviz değer kazanmadan Merkez Bankası 1 milyar dolar döviz sattı. Satımdan hemen sonra, Türk parası yüzde 78 oranında devalüe edildi.

Yani döviz bir anda patladı.

Merkez Bankası 1 milyar dolarlık satımı bir gün sonra yapsaydı en az 500 milyon dolar kazanacaktı.

Bir gün önce satması ülkeye 500 milyon dolar kaybettirdi.

Bu satışın neden ve niçin yapıldığı kime ya da kimlere yapıldığı hala belli değil.

***

Merkez Bankası’nın 2001 yılı krizindeki performansı ise daha vahim.

Kasım 2000 tarihinde Türkiye’de çok ciddi ekonomik dalgalanma yaşandı, döviz üzerinde büyük baskı oluştu.

İktidar ve Merkez Bankası dövize olan bu baskıyı azaltmak için faizleri yükseltti.

“Para dövize gitmesin, devalüasyon olmasın” diye faizler yükseltildi.

Faizler gecelik olarak, 4 bin, 5 binlere kadar çıktı.

Artık herkes devalüasyon beklentisi içinde.

19 Şubat tarihine kadar hep döviz satan bankalar, bir anda 6 milyar dolar Merkez Bankası’ndan döviz talep ediyorlar.

Ancak talepte bulunan bankaların döviz alacak Türk Liraları yok.

Bu yüzden alım talepleri iptal ediliyor.

20 Şubat’ta bankalarca Merkez Bankası’ndan döviz alımları başlıyor.

21 Şubatta bir anda 3,5 milyar dolar satılıyor.

Bu arada dolar kuru artarken Merkez Bankası halen eski kurdan satışları yapmaya devam ediyor.

Serbest piyasada 20-21 Şubat’ta doların fiyatı 984 bin, 990 bin lira, Merkez Bankası aynı saatte doları 684 bin liraya satıyor.

Hem de bu satışı yabancı bankalara yapıyor.

Satış yapılan bankaların yüzde 55’i yabancı banka.

Acaba bankalar döviz almak için neden 21 Şubat’ı bekledi dersiniz.

Çünkü 21 Şubat’a kadar bankaların parası yok.

21 Şubat’ta Hazine’nin itfası var.

Nitekim alacaklarını Hazine’den alıyorlar, hemen dövize yatırıyorlar.

19, 20 ve 21 Şubat 2001 tarihlerinde Merkez Bankası’nın kaynakları gece yarısı mesai saatleri dışında uluslararası bir operasyonla, yerli işbirlikçilerin de katkısıyla boşaltılıyor.

Bu konuda bugüne kadar ciddi bir araştırma ve soruşturma yapıldı mı?

Hayır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.