"Âr"sız kârlar

00:0027/08/2010, Cuma
G: 3/09/2019, Salı
Yaşar Süngü

İstanbul Sanayi Odası''nın (İSO) ''İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2009 Yılı Raporu'' da açıklandı.İkinci 500''de yer alan şirketler geçen yıl ortalama 979 bin TL kar ederken, bu rakam 2009''da 4 katına çıktı.2008''de 489.5 milyon TL olarak gerçekleşen İkinci 500''ün toplam karı, 2009''da 2 milyar TL''yi aştı.2009 yılında ikinci 500 büyük sanayi kuruluşunda toplam çalışan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1,4 oranında azalarak, 183 bin 856 oldu.İkinci 500''den yaklaşık üç kat daha fazla istihdam

İstanbul Sanayi Odası''nın (İSO) ''İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2009 Yılı Raporu'' da açıklandı.

İkinci 500''de yer alan şirketler geçen yıl ortalama 979 bin TL kar ederken, bu rakam 2009''da 4 katına çıktı.

2008''de 489.5 milyon TL olarak gerçekleşen İkinci 500''ün toplam karı, 2009''da 2 milyar TL''yi aştı.

2009 yılında ikinci 500 büyük sanayi kuruluşunda toplam çalışan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1,4 oranında azalarak, 183 bin 856 oldu.

İkinci 500''den yaklaşık üç kat daha fazla istihdam yaratan İlk 500''deki azalma oranı ise yüzde 5,1 ile daha yüksek olarak gerçekleşmişti.

*

Şirketlerin kârları artarken çalışan sayıları azalmış, ilk 500 büyük şirkette olduğu gibi.

Şirketler büyümüş ama kendine büyümüş, istihdam küçülmüş.

İstihdamı azaltarak kâr rekoru kırmışlar.

İlk 500 büyük kazancını artırmak ve krizden çıkmak için 50 bin insanı çöp gibi sokağa bırakmış

İkinci 500 büyük şirket de ortalama 10 bin çalışanı işsiz ve aşsız bırakarak kâr rekoru kırmış.

*

"Ben şu kadar istihdam sağlıyorum" diye övünürlerken sanırsınız ki, çalışanlarına karşılıksız destek veriyorlar.

Ağızlarındaki sakızları da hiç değiştirmezler;

"Devlet destek versin istihdamı artıralım, işsizliği azaltalım. Hepimiz aynı gemideyiz falan filan."

Her ortamda değişmeyen ağız bu.

*

Devlet sosyal devlet olmanın gereklerini yerine getirirken, "Kaynaklar boşa gidiyor, peşkeş çekiliyor" diye kızarlar.

Küçük esnafa, çiftçiye destek verirken, "Popülizm yapılıyor" diye ayaklanırlar.

Mali destekler kendilerine yönelince, "Devlet her zaman yatırımcıyı böyle desteklemeli" diyerek hükümete yağ yakarlar.

*

Okyanusta fırtınaya yakalanan yük gemilerinde, kaptanlar, batmamak için ne yaparlar?

Dümeni sağlam tutarlar ve geminin ağırlığını azaltırlar.

Ambardaki yükleri atarak gemiyi batmaktan kurtarmaya çalışırlar.

Oysa iş dünyasında durum tam tersidir.

Küresel ekonomik sistemde şirketi kurtarmak için önce çalışanlar atılır.

Gemiyi kurtarmak için tayfalarını suya atan kaptana katil, aşağı yukarı iş dünyasında aynı işi yapana başarılı patron, yöneticisine de en başarılı CEO derler.

*

Yukarılar böyle de aşağılar nasıl?

Aşağının da yukarıdan farkı yok.

Toplum olarak duygusallığımız da ar''sız

Yalvar yakar sırnaşan dilenciye para veririz, bir kenarda sessiz sedasız duran bir dilenciyi ise görmezden geliriz.

İftar saatinde televizyondan Pakistan''daki 20 milyon insanın selden nasıl mağdur olduklarını izlerken gözlerimizden yaşlar süzülür.

Ama o yaşlar cüzdana kadar ulaşamadan kurur gider.

*

Üniversitede okumak için yaz tatilinde inşaatlarda çalışan Ağrılı genç Ömer, beton sökerken 4. kattan düşüp ölünce varlığını öğrendik.

Halbuki, çevresine biraz dikkatli bakan birisi bu genç gibi birçok öğrencinin ne şartlarla okuduğunu, hayatla nasıl bir mücadele verdiğini görebilir.

Çevresinde mutlaka "Ağrılı" bir insan vardır.

Ama İnsanoğlu''nda gerektiği kadar "ar" yoksa göz ne yapsın

*

Mabetsiz uydu kentlerden yakınıyor, İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı; "İstanbul''un uydu kentleri olan "Acarkent, Beykoz Konakları, Ataköy konakları, Yeni Halkalı, Ataşehir gibi yerlerde her türlü sosyal tesis var, bir tek cami yok" diyor.

Aslında mabet yerine geçen onlarca dünyevi kutsal mekan var.

Bankalar kutsal mekan, borsalar da öyle.

Para getiren her yer kutsal mekan oldu.

Müftü ya farkında değil, ya yanılıyor ya da söylemek istemiyor.

*

İkinci 500 büyük şirket de kârlılık ve ar''sızlıkkta ilk 500 büyüğün peşinden ayrılmamış.

Ne diyelim?

Ön teker nereye giderse arka teker de oraya gider.

Menfaat her türlü dili konuşur, her kılığa girer, hatta menfaatlere karşı kayıtsız gibi görünmesini de bilir.
La Rochefoucauld