Yazarlar İttifaklar, müttefikler

İttifaklar, müttefikler

Yaşar Taşkın Koç
Yaşar Taşkın Koç Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Cumhurbaşkanı’nın İran gezisinin zamanlaması, heyetin ağırlığı, muhtemel içeriği bu ziyarete Türk tarafının ne kadar değer verdiğini gösteriyorsa Tahran’ın karşılama için hazırlığı, tören ve Sadabad Sarayı’nın seçilmesi gibi simgesel detaylar muhataplarımızın da verdiği önemi gösteriyordu.

Görüşmenin çok olumlu geçtiğini taraflar açıklarken mutabakata varılan başlıklar da her iki ülke için gerçekten önemli görünüyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yaşar Taşkın Koç : İttifaklar, müttefikler
Haber Merkezi 01 Ekim 2017, Pazar Yeni Şafak
İttifaklar, müttefikler yazısının sesli anlatımı ve tüm Yaşar Taşkın Koç yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Özellikle Kuzey Irak referandumu üzerinden ayrılıkçı Kürt politikasına karşı Ankara ve Tahran yönetimleri epey yakınlaşmıştı zaten. Suriye’deki ayrı duruşlar veya başka bazı konulardaki farklı cephelerde yer almaları bu sorunlara rağmen bir arada yaşama ve birlikte üretilebilecek alanlardaki işbirliğine uzun zamandır engel değil. İran’ın nükleer çalışmaları veya ambargoya maruz kaldığı yıllardaki Türkiye’nin tutumu bunun örneklerinden. İki ülkesiz bölgesel sorunların çözülmesi ya çok zor ya imkansız. Tersinden, iki ülkenin itiraz ettiği meselelerin de yolunda gitmesi epey zor. Uzak ve yakın tarih bunların tecrübeleriyle dolu. Son kritik gelişmeler yani Suriye iç savaşı ve sonrasında halen yaşanmakta olan süreç ile Irak’ta Kürt Bölgesel Yönetimi’nin referandumu da gösteriyor ki iki ülkenin pozisyonu, çatışması ya da işbirliği ciddi sonuçlar doğurma potansiyeline sahip.

Tam bu sırada Türkiye’nin Batı yönlü, NATO üyelikli, stratejik müttefikli ABD ile bağları, Rusya ile yine hem tarihsel hem son bir iki yılda artan konjonktürel olarak gittikçe güçlenen bağlarının yanına İran düşmanlığını yeniden ikamet etmek isteyen yeni Amerikan yönetimi ile Tahran’la birçok alanda müttefik gibi davranan Rusya’nın duruşu göze batıyor. Çarpmıyor, batıyor!

Her ikisi de Suriye’nin geleceği konusunda da hele Putin’in son açıklamasına bakarsak referandum konusunda İran ve Türkiye’den çok uzakta bir konum almayı tercih etmiş görünüyorlar.

Ortak ve genel kabul gören talep Barzani yönetiminin referandumdan geri adım atması ve bu onun da yönetiminin de en azından siyaseten hayata geçirmesi çok mümkün görünen bir şey değil, hele ki şu sıra, sıcağı sıcağına. ABD’nin yarım ağız, yaptırımsız itirazı ile Moskova’nın destek anlamına gelecek açıklamalarından sonra bu adımın atılması daha da zorlaşıyor üstelik.

Bu özeti tek bir örnekten yola çıkarak neden uzun uzun yazdım?

Çünkü yan yana iki komşudaki konuda bile ittifaklar, müttefikler, ortaklar her birinde diğer tarafta yer alabiliyor. A meselesinde müttefikiniz B meselesinde karşınızda durabiliyor.

Ve üstelik şimdi sizin hayati değerde gördüğünüz iki ayrı başlıkta, Irak ve Suriye meselelerinde başka birçok alandaki sıkı müttefikleriniz tam tersi bir pozisyonu pekiştirmeye devam ediyor.

Diğer bazıları iyice zayıflatıldığı için bölge için en önemli iki aktör olarak kalmış Türkiye ve İran şimdi ne yapacak? Nereye kadar yapacak? ABD ve Rusya’nın kendilerinin adım atmayıp başkalarının da adım atılmasına karşı duran bir bekleyişi tercih etmeleri uzak ihtimal değil.

Zaman geçtikçe daha birçok ülke bütün bu ağır ve alttan değişimin yönünü benimsediğinde Suriye ve Irak’taki bağımsızlık referandumu uluslararası bir mesele haline gelecektir.

Keza, İspanya’daki Katalan tartışması nedeniyle konsantrasyonu bozulan Avrupa’nın yakında meseleye daha yakından eğilmesi ve Fransa’dan başlayarak bu işe dahil olmalarını görmeye başlayacağımız belli.

Uluslararası hale gelmesi, bölgenin kendi dinamikleri ve ilişkileri ağında çözülmesinin artık mümkün olmaması anlamına da hızla ve kolayca gelebilir.

Burası Ortadoğu…

Olur mu olur…

Mesele, eğer öyle olursa sonra ne olacağı, olabileceği… ittifakların ve müttefiklerin yeniden nasıl yer değiştirme ihtimalleri.

19. yüzyılda Kaçar Hanedanı’nın ilk yapılarını kurduğu, 1920’lerde Pehlevi Şahlığı’nın kompleks haline getirip büyüttüğü, bugün o rejimi deviren İslam Cumhuriyeti’ni kuran sistemin cumhurbaşkanının resmi konutunun yanıbaşındaki Sadabad Sarayı’nın bu kısa tarihçesi bile içinde Atatürk’ün kurmaya çalıştığı ittifak dahil ne çok şey söylüyor, ne çok şey hatırlatıyor.

Çünkü tartışılan konuların ait olduğu coğrafya, dedik ya “Ortadoğu.”

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.