Ataların attığı ok nereye düşer

04:0017/09/2023, Pazar
G: 17/09/2023, Pazar
Yusuf Dinç

Surinam ve Guyana Güney Amerika’daki iki İslam İşbirliği Üyesi ülkedir. Guyana’ya gidemedim ama bundan birkaç yıl önce Surinam’da bulundum. Ekonomi Bakanlığı ve Merkez Bankası yöneticilerine faizsiz finans başlığında eğitim vermiştim. İlk defa kumarhane işinde olmayan bir Türk’le karşılaşmıştı ve şaşırmıştı çoğu. Meğer ülkede kumarhaneler varmış ve ekseriyetle Türkler işletiyormuş. Böylece bu amazon ülkesinde iyi dostlar edindim. Bu seyahatin bende gerçekten ayrı bir yeri var. Çünkü her zaman işime

Surinam
ve
Guyana
Güney Amerika’daki iki İslam İşbirliği Üyesi ülkedir. Guyana’ya gidemedim ama bundan birkaç yıl önce Surinam’da bulundum. Ekonomi Bakanlığı ve Merkez Bankası yöneticilerine faizsiz finans başlığında eğitim vermiştim. İlk defa kumarhane işinde olmayan bir Türk’le karşılaşmıştı ve şaşırmıştı çoğu. Meğer ülkede kumarhaneler varmış ve ekseriyetle Türkler işletiyormuş. Böylece bu amazon ülkesinde iyi dostlar edindim.

Bu seyahatin bende gerçekten ayrı bir yeri var. Çünkü her zaman işime yarayacağını düşündüğüm çok şeyler öğrendim. Birisi de Güney Amerika’da bir ülkenin nasıl Müslüman olduğu sorusuna resmi anlatıda farklılıklar olsa da halkın verdiği cevaptan ulaştığım çıkarımdı.

Rivayet o ki; yüzyıllar önce Endonezyalı denizciler tekneleriyle açılmış ve bir daha hiç dönmemişler. Sonra dünya birbirini tanıdıkça bir bakmışlar ki
kaybolan
bu denizciler orada çoktan yeni bir dünya kurmuş.
Endonezya
’dan denize açılıp kaybolduğunuzda Amerika kıtasının bu en stratejik köşelerinden birisine çıkmak da, ne bileyim…
Sonra Türklerin halk anlatısını düşündüm.
Orta Asya
kuraklaşmış atalar menzili belirsiz düşmüşler yola, sonra yayı çekip bir ok atmışlar ve okun düştüğü yerde yurt tutmuşlar.

Surinam’daki anlatıyı dinledikten sonra, bizdeki ok hikâyesinin meselenin özünü araştırıp farklı tartışmamız gerektiğini anlatmaktan öte anlam taşımadığını anladım. Meselenin elbette birçok farklı anlatımı var ve dahası da olabilir.

Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar Türklerin varlığının hiçbir noktada rastlantısal olmadığı aşikâr.
Kaşgar
,
Turfan
,
Buhara
,
Belh
,
Semerkand
, İsfahan,
Bakü
,
Ahlat
,
Halep
,
Kahire
, İstanbul,
Köstence
,
Dedeağaç
, İşkodra, Üsküp,
Kırım
,
Tatar
ülkesi,
Macar
ülkesi,
Mısır
diyarı ve aklınıza başka neresi geliyorsa.

Eski dünyanın jeoekonomik potansiyeli en güçlü, en stratejik noktaları.

Fakat meseleyi Anadolu’ya sıkıştırdığımızda yeni şeyler söylenebilir mi? Mesela Osmanlı’nın doğduğu yerden bakınca ataların attığı ok neden
Söğüt
’e düşmüştür.

Gelin, bu konuya daha önce yazılıp çizilmemiş coğrafya temalı yeni bir bakış açısı getirelim. Coğrafi bölgeler haritası üzerinden ilerleyelim.

Coğrafi bölgeler, bir ülke içinde fiziki karakterleri farklı olan alanları gösterir. Bununla kalmaz; tabii özellik farklılaşmasının etkilediği insan ve onun doğayla ekonomik ilişkisinin biçimini anlatır. Türkiye’de buna göre 7 coğrafi bölge birleşir. Ülkemizin birçok ili tek, bir kısmı 2 coğrafi bölgeye taşar. Tek bölgeye denk gelen illerde esasen tarım ve ticaretle şekillenen çağlarda birkaç merkez dışında nüfus yoğunluğu düşüktür. Bölgelerin kesiştiği illerde ise canlılık daha fazladır, coğrafya daha bereketlidir. Yani kesişmenin ekonomik anlamının altı gerçekten dolar. Ama mesele iki bölgeli örneklerle bitmez.

Türkiye’de bazı illerin sınırları üç bölgeye birden taşar. Bunlar;

Kayseri
(İç Anadolu, Doğu Anadolu, Akdeniz),
Sivas
(İç Anadolu, Doğu Anadolu, Karadeniz),
Erzincan
(Doğu Anadolu, İç Anadolu, Karadeniz),
Kahramanmaraş
(Akdeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu),
Adıyaman
(Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, Akdeniz),
Afyonkarahisar
(Ege, İç Anadolu, Akdeniz) ve
Kütahya
(Ege, İç Anadolu, Marmara). Şehirlerin hangi bölgede daha büyük sınırı varsa parantez içini ona göre sıraladım.

Bu illerin (bazısı evvelce il olmasa dahi) çok önemli tarihi merkezler olması bu şartlarda tesadüf olamaz. Coğrafi bölgelerin kesişiminden beslenen bir gelişimleri olduğu değerlendirme içine alınmalı. Fakat asıl tartışmak istediğim ve ilgi çekici bulduğum veri, Türkiye’nin sadece 2 ilinin sınırlarının 4 coğrafi bölgeye taştığıdır. Bu illerse;

Eskişehir
(İç Anadolu, Karadeniz, Ege, Marmara) ve
Bilecik
’tir (Marmara, Karadeniz, Ege, İç Anadolu).
Ancak haritada daha detaya inilirse bu 4 coğrafi bölgenin kesiştiği bir başkent önümüze çıkar;
Söğüt
.
Ne keramettir ki ataların oku,
jeoekonomik
bereketin ortasına, Söğüt yöresine, düşmüştür.
İşte tıpkı böyle, ataların oku ne keramettir ki dünyanın en stratejik iki yarımadası olan
Trakya
ve
Anadolu’nun
kesiştiği bir coğrafyaya düşmüştür.

Türkiye güçlü olsun yeter. Güzergâhlar, koridorlar, rotalar tartışılırken bu coğrafya ona bahşedilmiş bir lütuftur, deyip meseleyi burada kapatıyorum.


Liderlerin coğrafi bölgeleri

Bu düşünceler içindeyken akla ilk gelen siyasi liderlerin doğum yeri itibariyle şehirlerine baktım. Tek coğrafi bölgeli şehirlerden çıktıklarını gördüm.

Atatürk
(Selanik),
İnönü
(İzmir),
Menderes
(Aydın),
Demirel
(Isparta),
Ecevit
(İstanbul),
Erbakan
(Sinop),
Erdoğan
(İstanbul),
Bahçeli
(Osmaniye),
Baykal
(Antalya),
Kılıçdaroğlu
(Tunceli) gibi. Özal’ın Malatya’sının çok küçük bir bölümü ikinci bir bölgeye taşıyor.

Siyasi liderler ve doğum yerleri ilişkisinin anlamını izah edebilecek durumda değilim ama raslantısal olmadığı kesin

#Siyaset
#Endonezya
#Türkler