
Fuzuli, bana göre Türkçe''nin en büyük şairidir. Bir çok sebebi olabilir bu değerlendirmenin. “Selam verdim, rüşvet değildir deyu almadılar” dediği için de sevilebilir Fuzuli''nin şiiri, “Ben isterem belayı çü ister bela beni” dediği için de.
İsteyen ''yalnızlık''ı yeryüzünde en güzel anlatan “Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge/Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı” dediği için sever, isteyen “Aşk imiş her ne var alemde” dediği için...
Bir gün Fuzuli''yi yazmak isterim. Bugün, o gün değil. Bugün, dilimde başka bir mısraı var Fuzuli''nin: İhtiyar olsaydı rahat ihtiyar etmez miydim?
Bu dizeyi çağrıştıran, mesleki bir durum.
Avrupa''da, Amerika''da çeşitli vesilelerle gazete yayın kurulu toplantılarına katılan arkadaşlarımız izlenimlerini anlatırlar. Hepsinin üzerinde ittifak ettikleri şey: oralarda, hayat sütliman, biz, onların gündemleriyle gazete çıkaramayız.
Bizde, hayatın sütliman olduğu zamanlar nadirdir. Geçtiğimiz iki yıl içinde, ''gündemde bir şey yok'' diyebileceğimiz günlerin sayısı -hadi bir elin demeyeyim- iki elin parmaklarını geçmez.
365 günümüzün çoğunda, gırtlağımıza kadar ''yüksek gerilim'' haberlerinin içindeyizdir.
Haber kıtlığı gazeteciyi yorar. Ama, ''yüksek gerilim'' daha çok yorar. En az yoran günler, zülf-i yare ve zülf-i ağyare dokunmayan orta halli haberlerin kafi miktarda varolduğu günlerdir.
Yani, bu mesleği Türkiye''de icra eden bir kimse, Batı''daki meslekdaşları gibi ''Rahat ihtiyar etme'' seçeneğine nadiren sahip olur.
Önce, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 367 krizi. Sonra, 22 Temmuz seçimleri, sonra terörün bütün ülkeyi barut fıçısına çeviren tırmanışı, sonra ilk kez general rütbesine kadar yükselen Ergenekon operasyonu, sonra tamamen bir ''kaos planı'' olan AK Parti''yi kapatma davası... Bütün bu süreçlerde, ''statüko''nun bütün vasıtaları kullanarak daima üst düzeyde tutmak istediği, ''üretilmiş'' ''rejim bunalımı'' atmosferi.
Öyle ''şiddetli''ydi ki bu süreçler, birkaç aydır idrak ettiğimiz dünyayı altüst eden, Türkiye''yi de hatırı sayılır bir şekilde etkileyen ''global kriz'' bize ''çerez gibi'' geldi.
Birbiri ardına gelen bu ''yüksek gerilim'' fırtınaları, -Ergenekon''un belli bir istikamet kazandığını düşünürsek- birkaç aydır duruldu.
Rejim tartışmalarında statükonun en önemli argümanı olan başörtüsü bile, CHP marifetiyle eskisine nazaran ''masum'' bir aksesuar olarak algılanma yoluna girdiğine göre, gerçek sorunların tartışıldığı bir döneme girmek için fırsat doğuyor diye ümit edebiliriz.
CHP''nin ''çarşaf'' hamlesi için kullanılan ''açılım'' kelimesi güzel bir kelime. Bu kelime, Hükümet''in, Alevilik''le ilgili ön çalışmaları konuşulurken de kullanıldı. Belki, ''Kürt sorunu'' için de kullanılır. Belki, bu gerçek sorunlar, bilginin, fikrin, akl-ı selimin hakim olduğu ortamlarda tartışılabilir.
Belki, ''demokratikleşme'' yönünde ciddi adımlar yeniden gündeme gelir. Belki yeniden AB''ye üyelik süreci manşetlere çıkmaya başlar.
Belki, sadece ''başörtüsü'' tartışılırken harekete geçebilen bilim adamlarımız, rektörlerimiz, ilim ve irfanla meşgul olur.
Evet, biz, Yeni Şafak olarak, ''fırtınalı havalar''da iyiyiz. ''Fark''ımız, çok iyi fark ediliyor. Yeni Şafak, bütün bu süreçlerde gündeme damgasını vuruyor ve geçen her gün, Yeni Şafak''ın doğru yerde durduğunu kanıtlıyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.