
Modern dünyanın kuruluşu ne kadar hak, hukuk, ne kadar adalet üzerine bina edilmiştir? sorusu hepimizin zihnini meşgul eder. Özellikle doğu-batı, gelişmiş-az gelişmiş, gelişmemiş-gelişmekte olan ülkeler ile ilişkiler söz konusu olduğunda bu sorunun ehemmiyeti daha da artar. Bilimi geliştiren, beşerî gelişmeyi sağlayan, refahı getiren tabii kanunlar dünyanın her tarafında hep aynı kalırken, hak, hukuk ve adaletin kuralları da aynı olması gerekmiyor mu?
Bugünkü uluslararası sistemi ve özellikle egemenlerin davranışlarını nasıl okumalıyız?
Avrupa ve ABD’de yazılı olmasa da bugün hemen herkes tarafından benimsenen ve tatbik edilen bazı kanunlar vardır. Yazılı olmasa bile teamülde olan ve uygulanan bu kanunları herhangi bir devlet uygulamaz ya da hafife alırsa, derhal diğerlerinin muhalefeti ile karşılaşır.
Fakat bize gelince iş değişir.
Neden mi? Cevabı basit.
Zira bu değişmez kanunlar, bu uluslararası hukuk Avrupa Hristiyan devletlerinin uluslararası hukukudur. Bizler, Avrupalı, Amerikalı ya da Hristiyan olmadığımız için bundan istifade hakkımız yoktur.
Bu ifadelere ve hükümlere ne kadar itibar edeceksiniz, bilmem. Ama son yıllarda bölgemizde yaşanan gelişmeler, Irak–Suriye örneğinde devletlerin parçalanması, milyonların hayatını kaybetmesi, Filistin’de, Kuzey Kıbrıs’ta yıllar geçmesine rağmen hukuka dayalı bir çözümün bulunamaması, Afganistan’ı yarı medeni veya vahşi sınıfına koyup çaresiz bir hale düşüren ABD politikaları; Pakistan ve Keşmir meselelerinde hissizce siyaset geliştiren İngiltere’nin yaklaşımları hep yukarıda sözü edilen çifte standardı kural haline getirmiş uluslararası hukuk ya da Hipokrasisi değil midir?
Son yazımızda Batı’nın mantığını anlamak ve doğu ile ilişkilerini çözümlemek için “ibret olarak ABD’nin son haftalardaki manevralarına bakmanın yeterli olacağını” yazmıştık. Hemen akabinde yaşadığımız hızlı gelişmeler ve özellikle Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Devlet Başkanı Trump’ın yaptıkları telefon görüşmeleri ardından birbirini tutmayan ve ABD’nin çarpıttığı beyanlar bize Celal Nuri’nin “Kendi Nokta-i Nazarımdan Hukuk-i Düvel” yazılarını hatırlattı. Tıpkı dün gibi bugün yaşananlar da Dünyada birlikte yaşamak zorunda olduğumuz, bunun için diplomasiyi sürdürmekten vazgeçmeyeceğimiz Batı’nın güvenilmezliğini bir kere daha ortaya koymuyor mu?
Çare mi?
Her türlü ihtilâfı bir kenara koyup, birbirimizin gözüne bakarak konuşmak, uzlaşmak, millî ve bölgesel menfaatlerimiz etrafında kenetlenmek, İslâm âlemine ve insanlığa rehberlik edecek inşacı fikir ve düşünceler üretmektir. Zira çare uzakta değil, kendi içimizdedir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.