Mısır’ın Arap NATO’sundan çekilmesi ne anlama geliyor?

04:0018/04/2019, Perşembe
G: 18/04/2019, Perşembe
Zekeriya Kurşun

Trump’ın Ortadoğu’yu ve özellikle Körfezi yeniden dizayn etme girişimlerinden biri daha çökmüştür.Mayıs 2017’de Suudi Arabistan’ı ziyareti akabinde dünya gündemine bir dizi proje sunan Trump, bölge stratejisini birbirine zıt iki temel üzerine kurmuştu.Birincisi, Körfez krizinden sonra Araplar arasında oluşan ittifaklardan istifade edip İsrail’in güvenliğini sağlama politikalarını sürdürmek.İkinciside İsrail yerine İran nefretini koyup, Araplar arasında yeni bir askeri ittifak oluşturmak idi.Öncelikle,

T
rump’ın Ortadoğu’yu ve özellikle Körfezi yeniden dizayn etme girişimlerinden biri daha çökmüştür.
Mayıs 2017’de Suudi Arabistan’ı ziyareti akabinde dünya gündemine bir dizi proje sunan Trump, bölge stratejisini birbirine zıt iki temel üzerine kurmuştu.
Birincisi
, Körfez krizinden sonra Araplar arasında oluşan ittifaklardan istifade edip İsrail’in güvenliğini sağlama politikalarını sürdürmek.
İkincisi
de İsrail yerine İran nefretini koyup, Araplar arasında yeni bir askeri ittifak oluşturmak idi.


Öncelikle, Arap dünyasının yumuşak karnı olan
Filistin meselesi
ne bir çözüm bulmak gerekiyordu ve bunun için de
hayali asrın projesi
üretildi. Trump’ın hala açıklanamayan “asrın projesi” propagandasından hiç bir şey çıkmadı. Beklenenin aksine Filistin meselesini daha da çıkmaza süren gelişmeler yaşandı. Asrın projesi ile tarafları memnun edip
Arap-İsrail barışını sağlamayı ve İsrail’in güvenliğini garanti etmeyi amaçlayan Trump
, bir taraftan İsrail’in tatminsiz ihtirasları, diğer taraftan
siyonist evanjelik lobilerinin baskıları
ile bir dizi hatalar yaptı. Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak ilan edilmesi, Golan tepelerindeki İsrail işgalini meşrulaştırma girişimleri bu hataların en belirgin olanlarıydı.
Bu gelişmeler, Araplar arasında İsrail ile ilişklerin normalleştirilmesi projesine katkı sunmadığı gibi müttefiklerine karşı duydukları güvenlerinde de zaaf meydan getirdi. Bu süreçte
Suudi Arabistan Kralı Selman,
Filistin dosyasını Trump ve damadı ile yakın ilişkiler kuran oğlundan alırken,
Ürdün Kralı Abdullah
da Filistin meselesinde eski kararlılıklarını sürdürdüklerini ilan ederek Trump’ın projesine çekincesini ortaya koydu. Basit gibi görülse de bölge barışında, ittifakların oluşturulmasında veya tarafların karşı karşıya gelmesinde Filistin meselesinin etkisi dikkate alındığında bu gelişmelerin anlamı büyüktür.
Trump’ın asrın projesinin yanında diğer planı da bir
Arap NATO
’su oluşturmaktı. Böylece
hem bölgedeki menfaatlerinin korunmasını bu oluşuma havale edecek hem de ABD silah endüstrisinin daha uzun yıllar canlı tutacak anlaşmalar yapacaktı.
Bu girişim ona belki de yeniden ABD başkanlığını bahşedecekti. Bunun için stratejisini Körfeze yönelmiş İran tehdidi üzerine kurdu. Bu proje, son yıllarda İran’ın bölge politikaları bağlamında oluşturduğu algıdan dolayı birincisinden daha makul görünüyordu. Irak ve Suriye’deki etkinliğini kısmen Yemen’de de sürdürebilen İran, Körfez ülkelerinin de birinci derecede hasmı ilan edildi. Böylece Körfez’de yıllardan beri biriktirilen korku üzerine bir
“Arap Ordusu”
kurma niyeti ortaya konuldu, ardından da bu düşünce
“Arap NATO’su”
fantezisine dönüştürüldü.

Ama görülen o ki, Trump’ın bu fantezisi Mısır’dan geri döndü. Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Mısır ordusunun muhalefetinden dolayı Arap NATO’su oluşumundan geri çekildiğini ilan etmesi, hem Trump’ı ters köşeye yatırdı; hem de Suudi Arabistan ve BAE’yi şaşırttı.

Sisi’nin gerekçelerinden önce bizim bu konuda daha önce yazdığımız bir yazıda
İran nefreti Arap NATO’su için yeterli mi?
sorusunu sorduğumuz hatırlatalım. Bunun bölgesel bir projeden ziyade
yeni emperyal bir proje
olduğunu ifade ederek imkânsızlığını savunmuştuk.
Altı Körfez ülkesi ile Mısır ve Ürdün’ün bir araya getirilerek, oluşturacakları
Ortadoğu Startejik İttifakı
’ının (Arap NATO’sunun) benzerleri geçmişte de bir kaç kez denenmiş ama sonuç alınamamıştır. Oysa Arap Baharı’nın doğurduğu istikrarsızlığa rağmen bugünkü gerekçeler eskisinden daha büyük değildir. İran korkusunu kullanan ABD, 2017’den itibaren daha fazla silah satarak zaten bölge ekonomilerini sarsmıştır.
Bölge, yeni bir askeri ittifakın harcamalarını kaldıracak güçte değildir.
Sisi’nin geri çekilmesinin ardında yaşanan en önemli gerekçelerden bir tanesi budur ve doğrudur. Her ne kadar Suudi Arabistan ve BAE, vereceği, personel/asker karşılığında Mısır’a düşecek harcama paylarını da ödeyeceğini taahhüt etseler de bunun sürdürülebilir olmadığı, hatta
Mısır’ı küçük düşüreceği açıktır.
Zira bu durumda Mısır,
bir ortaktan ziyade, adeta paralı asker komisyoncu olacaktır.
Diğer taraftan Sudan ve Cezayir’deki gelişmeler bölgede yeni halk hareketlerini canlandırırken, kendilerini ilgilendirmeyen ve doğrudan tehdit almadıkları İran karşısına Mısır askerlerinin konuşlandırılması yeni problemleri de beraberinde getirecektir.
Arap devletleri,
kısa vadeli çıkarları İran ile sürtüşmeyi hatta savaşı göze alsalar bile,
sadece İran düşmanlığı üzerinde mutlak bir ittifak kurmalarına imkân yoktur.
Söz konusu Mısır olduğunda bu durum bir kere daha zorlaşmaktadır. Mısır’ın sadece Körfez ülkeleri hatırına İran düşmanlığını sonsuza kadar taşımaya niyeti olmadığı bir kere daha ortaya çıkmıştır.
Ayrıca, Doğu Arap dünyasında, Irak, Kuveyt, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Yemen’de Şii Arap nüfusun varlığı, Sünni bir ittifak olması beklenen Arap NATO’suna imkan vermeyecektir. Zira, böyle bir oluşum sadece İran’ı değil, aynı zamanda İran’a yakın duran veya en azından düşmanlık duymayan içerideki Şii nüfusa da karşı olacaktır. Diğer taraftan
İsrail’in Arap NATO’sunun akıl hocası ve stratejik ortağı olma ihtimali
yüksektir. Mısır bu durumu doğru değerlendirip
Trump’a rağmen Arap NATO’sundan çekilmiştir
. Başka bir ifade ile Arap NATO’su kurulmadan dağılmıştır.
#Donald Trump
#İsrail
#Mısır
#Arap NATO’su
#Ürdün
#Suudi Arabistan