
Suriyelilere yönelik “açık kapı” politikasını sürdüren Türkiye son verilere göre, 1 milyon 650 bin kişiyi kabul etmiş durumda. Göçmenlerin 225 bini 10 ilde kurulan 22 mülteci kampında konuk edilirken, 1 milyon 425 bin Suriyeli de kentlerde yaşıyor. Nüfusa oranla en çok göçmenin yaşadığı Kilis’te kent nüfusunun yüzde 67’sini Suriyeliler oluşturuyor.
Suriye iç savaşında ölümle burun buruna gelen pek çok insan, Türkiye’ye sığındı. Özellikle ülkemize yakın bölgelerde yaşanan yoğun çatışmalar üzerine Türkiye, sınır kapılarını açarak ensar-muhacir ilişkisinin en güzel örneklerinden birini verdi. Türkiye, kısa sürede çeşitli konteynır ve çadır kentler kurarak Suriyelileri buralarda misafir etti. Ülkeye giriş yapan misafirlerin ihtiyaçlarını karşılamak için Türkiye bugüne kadar 5 milyar dolar harcarken, bu rakamın sadece 150 milyon dolarının yurtdışından geldiği belirtiliyor.
Halep’in Firdeuz bölgesinde bombaların altında kalan üç kişilik bir aile, soluğu Sultanbeyli’de aldı. Türkiye’ye yasadışı yollardan giriş yapan ailenin reisi, çeşitli iş yerlerinde 1,5 ay çalışmış. Daha sonra eşiyle telefonda görüşerek ailesinin de Türkiye’ye gelmesini sağlamış. Suriye’de terzilikle uğraşan aile reisi, Sultanbeyli ilçesinde ailesiyle birlikte 300 liraya bir ev kiralayıp, geçimini de terzilik yaparak kazanıyor. Türkiye sınırında kaçak giriş yaptığı sırada askerlerin dur ihtarına uymadığı için vurulduğunu anlatan Suriyeli terzi, Türk halkının Müslüman ve misafirperver olması nedeniyle yaşamlarının daha kolay olduğunu söylüyor. Türkiye’ye geldiklerinden bu yana çeşitli kurum ve kuruluşlardan yardım aldıklarını anlatan terzi, özellikle cuma hutbelerinin Türkçe ve Arapça olarak verilmesini istiyor. Suriyeli terziye göre de en ciddi sorun dil. “Dil sorunu nedeniyle sıkıntı çekiyoruz. Kamu kurumlarında tercüman olursa çok iyi olur” diye beklentisini dile getiriyor.
Beyrut Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra ilkokul öğretmeni olarak çalıştığını anlatan bir mülteci, “Orta halli bir yaşam sürdüğüm Suriye’den, artan kargaşa nedeniyle Cezayir’e gittim. Cezayir beklentilerimi karşılamadığı için 1 yıl sonra Türkiye’ye geldim. Türkiye’deki birçok Suriyelinin yaptığı gibi terzilik yapmaya başladım” diyor. En çok dil sorunu nedeniyle zorluk yaşadığını belirten genç öğretmen, “İş ile eğitim arasında uyum sağlama noktasında oldukça zorlandım. Bir de Türkiye’de yaşam çok pahalı. Maddi açıdan rahatlamak için kendi işyerimi açmak istiyorum” diye açıklıyor. Suriyelilere çalışma hakkı verilmesinin, durumu yasallaştıracağını kaydeden Suriyeli genç, “Bu durum hem bize sosyal güvence hem de yapılan suistimallere engel oluşturacak” diyor. Türkiye’de bazı Suriyelilerin sorun yaşadığı ile ilgili haberler aldığını söyleyen öğretmen, kendisinin herhangi bir sorun yaşamadığını kaydetti.
Hatay’ın ilçelerinde 5 çadır kent ve 1 geçici kabul merkezi bulunurken, Şanlıurfa ve Gaziantep bölgelerinde 4'er, Mardin ve Kilis’te de 2 kamp bulunuyor. Ayrıca, Kahramanmaraş, Osmaniye, Adıyaman, Adana ve Malatya'da 1'er olmak üzere toplam toplam 16 çadır kent, 1 geçici kabul merkezi ve 6 konteyner kent Suriyelileri konuk ediyor. Nisan 2011’den itibaren bu kamplarda toplam 482 bin 809 Suriyeli mülteci misafir edilirken, bu sayını şu an 225 bin civarında olduğu gözleniyor. Kamp dışında yaşamaya çalışan Suriyeli sayısı ise 1 milyon 425 binden fazla. Çeşitli kent merkezlerine dağılmış 1,5 milyona yakın bu göçmenlerin durumu, ORSAM tarafından hazırlanan raporda ele alındı. Suriyelilerin kamplarda kalmama nedenlerini beş maddeyle özetleyen raporda: “Ülkeye kaçak giriş yapan ve herhangi bir yere kaydolmayan ya da kaydolmak istemeyen kişilerin varlığı, kamplarda yaşamaya başlamalarına rağmen kamp yaşamına uyum sağlayamayan kişilerin ayrılma istekleri, maddi durumu iyi olan kişilerin kişisel ya da özel nedenlerle kamp dışı yaşamı tercih etmeleri, kampların kapasitesinin dolması nedeniyle dışarıda beklemek zorunda olmaları ve akrabalık ilişkileri nedeniyle kamplar yerine akrabalarının gösterdikleri yerlerde yaşamayı tercih etmeleri” olarak sıralandı.







