YENİ ŞAFAK PAZAR EKİ

Seni gidi anarşist!

Yeni Şafak Pazar Konya'da çekilen Tek Türkiye setindeydi

Haber Merkezi Yeni Şafak
Konya'da çekilen Tek Türkiye dizisi reyting rekorlarından sonra şimdi de ziyaretçi rekoru kırıyor. Isparta'dan, Ankara'dan, Mardin'den, Diyarbakır'dan, İstanbul'dan kısacası Türkiye'nin her yerinden otobüslerle Tek Türkiye setini ziyarete gelen hayran kitlesi, ellerinde cep telefonları, fotoğraf makinaları, dizinin oyuncularıyla aynı kareye girmek için adeta yarışıyorlar. Pazar günleri o kadar yoğun bir ilgi var ki, oyuncuları yakalayan hayranlarının her biri bir taraftan “Fotoğraf çektirelim” diye çekiştiriyor. Bu yüzden Pazar günlerinin ismi oyuncular arasında espriyle karışık “Kanlı Pazar” olarak geçiyor. Doğu ve Güneydoğu'da tek Türkiye çok izleniyor. Dizi başladığında sokaklar tenhalaşıyor. Bazı aileler arabaları ile set ekibinin arkasına takılıp tüm hafta sonu çekimleri izliyor. Ben de belki bir kare çektirebilirim ve “Neden bu dizi bu kadar izleniyor?” sorusuna cevap bulabilirim umuduyla Tek Türkiye setine koştum. Hayranlarının arasından çekip kaçırabildiğim oyuncularla konuştum, setin havasını kokladım, mağaralardan aşağı yuvarlanmamaya çalıştım ve evet fotoğraf çektirdim.

KOYUNLAR YÜRÜYÜÜNNN

Tek Türkiye tarihi 6000 yıl öncesine uzanan Sille ve Tatköy'de çekiliyor. Buradaki dağlara oyulmuş mağaralar, pek çoğunda günlük hayatın devam ettiği köy evleri ve köyün doğası çekim için doğal bir plato oluşturuyor. Şartlar zaman zaman epey zorlu oluyor. Bizzat şahit olduğum toz fırtınaları ve soğuk bunlardan ikisi sadece. Soğuktan korunabilmek için teknik ekibe özel kıyafetler yaptırılmış. Çünkü sabahın 7'sinden gecenin 12'sine kadar dağ bayır çalışıyorlar. Yine de çok neşeli ve esprililer. Köyde ilginç manzaralarla karşılaşmanız olası. Yolda ellerinde tüfekle yan yana yürüyen terörist ve özel tim mensuplarını ya da 40- 50 tane köylü kadın görürseniz şaşırmayın. Onlar figürasyon. Köyün çocuklarının pek çoğu dizide birkaç kez rol almış. Köyün eşekleri, koyunları, köpekleri de yeri geldiğinde dizide yerini alıyor. Koyunları kamera önünde tutmak da teknik ekibe kalıyor: “Koyunlar yürüyünnnn.”

REYTİNG KAYGISI YOK

Tek Türkiye setinde görüştüğüm hemen hemen herkes reyting kaygılarının olmadığını ama bir amaçları olduğunu söylüyor: Halkı teröre karşı bilinçlendirmek. Samimiyetlerinin ekrana yansıdığı ve seyircinin de bunun farkında olduğu için reytinglerde en üst sıralarda yer aldıklarını düşünüyorlar. Birleştikleri başka bir nokta da, Tek Türkiye'nin bütçesinin nispeten mütevazi olmasına rağmen, bir dizinin başarılı olması için gereken her şeyin en iyisine sahip olduğu; hikaye, kostüm, teknik ekip, cast, yönetmen, dekor… hepsinin birbirini tamamladığını söylüyorlar. Kostümler Doğu illerinde bir aylık bir süre içinde yapılan çalışmalar sonucunda, 15.000 metre kumaş harcanarak yapılmış. Oyuncuların pek çoğu devlet tiyatrolarında görevli sanatçılar. Tek Türkiye'nin hikayesi, yaşanmış olayları, gerçekleri yansıtıyor. Öyle ki çekilen bir sahnenin aynen gerçekleştiğini, bir iki hafta sonra gazetede okuyunca şaşırıp kalıyorlar. Belki de çok izlenmesinin sırrı bu; içten, hayatın taa içinden olması.

Reytingde zirveyi zorlayan Tek Türkiye dizisinin setine, Türkiye'nin dört bir yanından akın akın ziyaretçi yağıyor. Oyuncularla bir kare fotoğraf alabilmek için izdiham oluşturan hayranlar, en küçük rolde oynayan karakterlere bile yoğun sevgi gösteriyor. Milletin hassas noktasına dokunan 'kötü karakterli' oyuncular arasında kafasına elma, suratına tokat yiyen var

Dila Hemşire / Müjgan Gönül

Şöhrete alışamadım

İzleyicinin Dila Hemşire'yi evlerinin kızı gibi gördüklerini anlatan Müjgan Gönül, dizinin “Gençler nasıl kandırılıyor? Nasıl ellerine silah alıyorlar?” sorularını cevapladığı için çok izlendiğini söylüyor. Dila'nın örgüt tarafından kaçırılması sahnesinde 3 kere pisliğe bulanıp, 3 kere temizlenen Gönül, Dila adına aksiyonu sevdiğini söyleyerek aksiyon sahnelerine de göz kırpıyor. Gönül için günlük hayatında tanınan bir sima olmak ilginç bir durum olmuş. Alışmaya çalışıyor.

Şivan / Süleyman Karadağ

Sevilen kötü adam

Dizinin kötü adamı Şivan'ı canlandıran Süleyman Karadağ çok seviliyor. Karadağ Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde dizinin yayına girdiği saatlerde sokakların boşaldığını söylüyor. “Diziden teklif geldiğinde ilk etapta çekindim, anlaşmamız uzun sürdü. Çünkü sıcak bir gündem, 12 şehit vardı. Ama ülkeme hizmet için kabul ettim” diyor.

Dr. Tarık / Ozan Çobanoğlu

Tek Türkiye farklı bir resim veriyor

Dizinin başrollerinden biri olan Dr. Tarık'ı canlandıran Ozan Çobanoğlu, Konya Devlet Tiyatrosu sanatçısı. Rolüne hazırlanırken bir ay boyunca Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu gezmiş. Sağlık ocaklarındaki doktorlarla görüşmüş. Özel bir hastanede ameliyatlara katılmış. Çobanoğlu, dizi senaryosunu okuduğunda bu hikayenin kalburüstü olduğunu anlamış ve dizinin bu kadar tutacağını tahmin etmiş. Çobanoğlu, başlarda olmayan reyting kaygısının kendisi için artık var olduğunu ifade ediyor. Günde en az bir film izleyerek kendini geliştiren Çobanoğlu, dizinin sık sık karşılaştırıldığı Kurtlar Vadisi'ni seyretme imkanı olmadığını ancak daha büyük bir prodüksiyon olarak gözüktüğünü anlatıyor. Çobanoğlu'ya göre aralarındaki en büyük fark, Tek Türkiye'nin insanlara daha önce bilmedikleri ve görmedikleri farklı bir resim vermesi, farklı bir dünyaya götürmesi.

Berfin / Özgül Sağdıç

Beni gören teyzeler ağlamaya başlıyordu

“Üşürken üşümeyi oynamıyoruz. Gerçekten üşüyoruz. Bu da dizinin gerçekçi ve doğal olmasını sağlıyor.” diyen Özgül Sağdıç, dizide başına gelmeyenin kalmadığı Berfin karakterini oynuyor. Berfin'in kandırılarak örgüte katıldığını herkesin bildiğini söyleyen Sağdıç, seyirci tepkisini “Beni görünce ağlayan teyzeler vardı.” diye anlatıyor. Sağdıç; “Biz çekim yaparken akşam otele gidiyorduk ama yine de çok zorlandım. Bir insan nasıl o şartlarda yaşamayı seçer, anlamak mümkün değil.”, diyor.

Salih Asan / Yapımcı

Tek Türkiye Sivasspor gibi

Dizinin yapımcısı Salih Asan, kendilerini Sivasspor ile özdeşleştiriyor. “Sivasspor Süperlig'de 1. sırada. Biz de Samanyolu olarak Süperlig'deyiz ama Anadolu takımı olduğumuz için bizi görmek, bahsetmek istemiyorlar.” diyor. Reyting kaygılarının olmadığını, tek kaygılarının “kardeşliği tesis etmek” olduğunu söylüyor Asan; “Dağa çıkma düşüncesi içinde olan bir genci vazgeçirebiliyorsak, bir genci dağdan indirebiliyorsak gerçek reytinge ulaşmışız demektir.” Tek Türkiye'de polisin ve askerin olmadığı eleştirilerini, dizinin geçtiği bölgenin zaten asker ve polisin ulaşamadığı, yolun, telefonun bulunmadığı bir coğrafya olduğunu söyleyerek cevaplıyor Asan. Dizideki şiddetin dozuyla ilgili de “Şiddeti fazla bulanlar, gecenin ikinci yarısında silah sesiyle yatağından fırlayan insanlar mı? Yoksa bizim gibi Batı'da yaşayanlar mı? Şiddet haberlerde olduğu kadar var.” diyor. Bütçelerinin mütevazi olduğunu da kabul etmeyen Asan, “Böyle bir işin mütevazi bir bütçeyle yapılması mümkün değil.” diyor.Asan, “Bunu söyleyen arkadaşlara bu teknik imkanları ve 70 bin lira vereceğim. Yapabiliyorlarsa gelsin çeksinler bu diziyi.” diyor. Dizide özel olarak gerçeğine çok yakın silahlar yaptırılmış. Dizinin son günlerde gerçek silah kullandıkları ile ilgili haberlere de “Usülsüz bir şey yok ortada. Mevzuat çerçevesinde devletin yetkili kurumlarına başvuruyorsunuz. Uygun görürlerse yardımcı oluyorlar.", diyor.

Örgüt doktoru Selma / Tuğçe Doraz

Senaryo gerçekçi

“Selma her şeyden önce doktor. Örgütün yaptığı eylemlere içten içe üzülüyor.” diyen Tuğçe Doraz, ilerleyen bölümlerde Dr. Selma'nın yanlışını anlayıp dağdan inişini izleyeceğimizi anlatıyor. Doraz, “Senaryo bana gerçekçi geliyor çünkü gerçek hayatta da cahillikten örgüte katılanlar var. Eğitimli ama beyni yıkanan insanlar var. Yoksulluktan dağa çıkıyor ama insaniyet öne çıkıyor, oradaki koşulları görüp yeniden geri dönenler var.” diyor.

Ayten / Gamze Karababa

Silahtan korkarım

Çok duygusal bir insan olduğunu söyleyen ve silahtan korkan Gamze Karababa, dizide terör örgütü mensubu Ayten'i oynuyor. Karababa, ilk başta şiddet içeren sahnelerde karşısındaki kişinin canını acıtacağından korkmuş. İlkokulu basıp öğretmen ve öğrencileri öldürme sahnesini çektikten sonra ise çok ağlamış. “Bunun bir dizi olduğunu biliyorsunuz ama normal hayatta da böyle şeyler olduğunu bilmek insanı acıtıyor.” diyor. Ayten'in öldürdüklerine tükürmesi ve pis pis sırıtması onu daha çok nefret edilen bir karakter yapmış. “İlk başta çok tepki alıyorum ama benimle konuşup, gördükten sonra sarılıp, 'Hakkını helal et' diyenler var. Bir gün Ankara'da bir oyuna gittim. Birden bir teyze bir tokat patlattı. 'İnsanları nasıl öldürüyorsun, kıyıyorsun.' diye.”

Çetin / Ergün Kuyucu

İnşallah benim gibisi yoktur!

Turizmcilik ve doğal taş ihracatı yapan Ergün Kuyucu oyunculuğa Gönül Salıncağı dizisinde bir arkadaşının ricası üzerine başlamış. Kollama dizisindeki rolü ise tutulmuş, yani seyirci baya nefret etmiş kötü adam karakterinde. Tek Türkiye'de canlandırdığı karakterin sertliğinden olsa gerek, onu görünce ürken, çekinenler oluyormuş. Askerin içindeki yoldan çıkanları canlandıran Kuyucu, “ Oynadığım karakter asker kökenli ve asker vuruyor. Zehirlenmiş insanlar vardır elbet. Ama ne kadar olursa olsun Türk ordusundan bir subayın asker vurabileceğine inanmıyorum. Umarım yoktur.”diyor.

Botan / Kadim Yaşar

Terörist sadece dağda değil

Setin neşe kaynağı olan Kadim Yaşar, Botan karakteri ile bir terör örgütü mensubunu canlandırıyor. Teröristlerin dünyanın her yerinde olduğunu söyleyen Yaşar, “Dağdaki de beyaz yakalı da aynı işi görüyor.” diyor. Türkiye'de sanatın çok zor olduğunu anlatan Yaşar, “Ancak bu işi yaparken varolabildiğimi düşündüğüm için çok üzerine gidiyorum. Ben bu rolde insanların yapmaması gerekenleri gösteriyorum.” Diye anlatıyor hislerini.

Sabo Ağa / Çetin Azer

İyi, kötü, çirkin...

Dizideki karakterleri iyi, kötü ve çirkin olarak nitelendiren Çetin Azer canlandırdığı Sabo Ağa'nın çirkinlerden olduğunu, çünkü kandırılmış insanlar üzerinde rant elde etmeye çalıştığını söylüyor. Azer, “İyi insanların değerini ortaya çıkaran, kötü karakterlerdir. Ne kadar antipatik olur, ne kadar kötü olursam, iyilerin değerini daha iyi anlatabilirim. İnşallah rahmetli Erol Taş'ın eriştiği mutluluklara ben de erişirim.” diyor.

Yönetmen Naci Çelik Berksoy

Hareketi seviyorum

Dizinin başarısını değerlendirirken “İç yapımlar her zaman daha başarılı olur çünkü kar amacı gütmez.” diyen Naci Çelik Berksoy, diğer dizilerdeki önemli oyuncuların aldığı kadar bir bütçeleri olduğunun altını çiziyor. “Önemli olan projenin sağlamlığı, senaryonun dengeli olması. Dekor olarak kullandığımız doğa çok iyi, kostüm iyi, renkli ve otantik, cast iyi, oyuncular iyi, teknik ekip iyi. Bir dizi yapıyoruz, bir masal, hikaye anlatıyoruz ve çok önemli konulara değiniyoruz.” diyor. Dizide diğerlerinden farklı olarak olayların çok hızlı ilerlediğini anlatan Berksoy, “Belki de başarı burada yatıyor.”, diyor. Çekimlerde iyi resim almaya çalıştığını söyleyen Berksoy, “Hareketli oyun almaya çalışıyorum. Hem kamera, hem oyuncu hareketli olmalı. Sofra sahnesi varsa mutsuz olurum ben.” diyor.

Yorum

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

+