
AK Parti cesaret ve maharetini birleştiren bir kriz yönetimi sergileyebilirse bu krizin içinden büyük fırsatlar çıkarabilir. Bunun için sivil anayasa ve AB reformları hızla hayata geçirilmeli, Ergenekon soruşturmasında sonuna kadar gidilmelidir
Bir yönetimin ustalığı ve bilgeliği ortam sakinken anlaşılmaz. Maharetli yönetimin aslı kendini karanlık ve tehlikeli ortamlarda belli eder.
Bugün, böyle bir dönemdeyiz ve eğer AK Parti cesaret ve maharetini birleştiren bir yönetim tarzı sergileyebilirse bu krizin içinden büyük fırsatlar çıkarabilir. Öncelikle AK Parti, serinkanlı bir okumayla geçmişi ve bugünü değerlendirmeli ve geleceğe bu değerlendirmenin ışığında yön vermelidir. AK Parti'nin Türkiye'nin ufkunu açabilmesi ve uzaklardaki hedefleri yakın eyleyebilmesi, bugün tabi tutulduğu muktedir olma sınavından çakmamasına bağlıdır. AK Parti'nin bu imtihandan başarıyla çıkması için ivedilikle yapılması ve gözetilmesi gereken hususların şunlar olduğu söylenebilir:
1. Zaman, telaşa düşme, endişeye gark olma zamanı değildir; tam tersine metanetin en lazım geldiği zamandır. Bu sebeple AK Parti'de sorumluluk makamında oturan herkes soğukkanlılığı kaybetmemeli, sabırla hareket etmeli, dirayeti elden bırakmamalıdır.
2. AK Parti, tavsadığı görülen AB iradesini tekrar harekete geçirmeli ve hiç vakit kaybedilmeden bu sürecin gerektirdiği yasal ve anayasal reformları hayata geçirmelidir. Son kapatma davası da göstermiştir ki, Türkiye'de Ankara Kriterleri ile tam, sağlıklı ve işleyen bir demokrasinin kurulması ve yaşatılması imkan dahilinde değildir.
3. AK Parti, "sivil anayasa"ya nihai şeklini vermeli ve bu konuda akamete uğramış sürecin tamamlanması için elinden gelen gayreti sarf etmelidir. Tüm toplumu yansıtan bir içerek taşıması gereken bu anayasada bilhassa;
a) Yargının konumu demokratik bir hukuk devletine yaraşır şekilde düzenlemelidir. Bu ülkenin çocuklarını ve Susurluk ve Şemdinli gibi hukuk facialarına bir daha tanık olmaması için, anayasal metin yargıçların keyfe keder yorumlarına engel olacak çok dikkatli bir dil ve üslupla kaleme alınmalıdır.
b) Demokratik sürece taş koyan ve milli iradeye set çeken parti kapatma ile ilgili maddelere anayasada yer verilmemeli, Türkiye'de demokratik bir kültürün ve değerlerin yerleşmesi için bu ülke bir an önce parti kapatma utancından kurtarılmalıdır.
c) Askeri otoriteyi, sivil otoritenin kesinkes emri altına almalı, hukuki mevzuat askerin kendi alanının dışına çıkmasına cevaz veren imalardan dahi arındırılmalıdır.
d) Toplumsal bir kontrat sıfatını haiz olabilmesi için anayasanın, bu topraklar üzerindeki bütün etnisitelerin, bir arada ve kendisi olarak var olma hakkına sahip onurlu vatandaşlar olarak yaşamalarını güvence altına almalıdır. Doğru hukuki zemin, insanların kendileri olarak var olma hakkını tanıyan bir zemindir.
4. AK Parti, aklın bütün görkemini cesaretli bir siyasi irade ile birleştirerek, bu ülkenin adil bir "hesaplaşma" sürecine girmesine yol vermelidir. Önümüzdeki dönemde AK Parti'yi bekleyen en önemli sorumluluk, başta Ergenekon olmak üzere hukuk-dışı olan ve her birimizin varlığına kast eden tüm oluşumları temizleme iradesini göstermesidir. Bugün bunun yapılabilmesi için uygun bir ortam var ve AK Parti bunu yapmakla mükelleftir. Aksi takdirde bu ülke hiç arzu etmediği hadiselerle karşılaşabilir ki, o zaman bu, hepimizin felaketi olur.
5. Salt kendine demokrat ve sadece kendi canı acıdığında ses çıkaran bir tavır hiç kimseye yarar sağlamadığı gibi AK Parti'ye de yarar sağlamayacak, bilakis tüm ülkeye zarar verecektir. AK Parti açık, şeffaf ve demokrat bir siyasi dil inşa etmelidir. Mağdur olan bütün kesimleri kuşatmalı, her toplumsal kesimin sorununu kendi sorunu belleyerek çözümünü gayret göstermelidir.
Tarih bize "Taşı nereden geldiyse oraya atın" der; eğer mağdur ile hemhal olan bir cesareti gösterme basiretine sahip olup taşı geldiği yere atmazsak, bütün taşların mağdurlara geleceği açıktır.
* Araştırmacı - Yazar






