Adalet ve özgürlük çağrısı

04:006/02/2026, Cuma
G: 6/02/2026, Cuma
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

Dr. Yousaf Junaid / Pakistan İslam Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi

Her yıl 5 Şubat’ta kutlanan Keşmir Dayanışma Günü, dünyanın en eski anlaşmazlıklarından birini çözme konusunda uluslararası toplumun yetersizliğinin güçlü bir göstergesidir. 70 yılı aşkın süredir, Cammu ve Keşmir halkı, yabancı işgal ve temel haklarının sistematik ihlalleri altında yaşamaktadır. Bu durum, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğüne yönelik küresel taahhütlerle açık bir çelişki içindedir.

Bu gün, Keşmir’in önemsiz bir bölgesel mesele olmadığını; aksine 1947’de Britanya Hindistanı’nın bölünmesiyle tamamlanmamış bir süreçten ve Keşmirlilerin devredilemez kendi kaderini tayin hakkının inkâr edilmesinden kaynaklanan acil bir uluslararası sorumluluk olduğunu ortaya koymaktadır. Bu günün anılmasıyla, Pakistan ve dünya genelindeki özgürlük yanlısı insanlar, Keşmir halkıyla dayanışmalarını yeniden teyit etmekte ve Keşmir halkının beklentileri doğrultusunda barışçıl, adil ve kalıcı bir çözüm çağrısını yinelemektedir.

HİNDİSTAN BM KARARLARINI YOK SAYDI

Bilindiği üzere, Cammu ve Keşmir anlaşmazlığı, çözümü Birleşmiş Milletler Şartı’na, BM Güvenlik Konseyi kararlarına ve Keşmir halkının iradesine sıkı biçimde bağlı olan, uluslararası alanda tanınmış bir ihtilaftır. Çözümün belirsiz ya da tartışmalı olduğu diğer çözümsüz ihtilafların aksine, Cammu ve Keşmir anlaşmazlığının çözümü açıkça belirlenmiştir: BM Güvenlik Konseyi tarafından öngörüldüğü üzere özgür ve adil bir halk oylaması. Tüm taraflar, Hindistan dâhil, başlangıçta bu çözümü kabul etmiştir. Ancak Hindistan Hükümeti, BM Güvenlik Konseyi’ne, Pakistan’a ve Keşmir halkına verdiği taahhütlerden yıllar içinde sistematik olarak geri adım atmıştır.

DEMOGRAFİK YAPIYI BOZMAYA ÇALIŞIYORLAR

Bugün, Hindistan’ın Yasadışı İşgali Altındaki Cammu ve Keşmir (IIOJK), dünyanın en yoğun şekilde askerileştirilmiş bölgelerinden biridir. Bölgede 900 binden fazla Hint askeri konuşlandırılmıştır. Bu askeri güçler; keyfi gözaltılar, işkence, zorla kaybetmeler ve yargısız infazlar dâhil olmak üzere çok sayıda insan hakları ihlallerinde bulunmuştur. Tüm bu ihlaller, bahsedilen güvenlik güçlerine geniş kapsamlı dokunulmazlık sağlayan sert yasalarla korunmaktadır.

IIOJK’deki durum, Hindistan’ın 5 Ağustos 2019’da 370. maddeyi yürürlükten kaldırmasının ardından daha da kötüleşmiştir. Bu adım, bölgenin sınırlı özerkliğini ortadan kaldırmıştır. O tarihten bu yana, Keşmir’in demografik ve siyasi yapısını değiştirmeye yönelik bir dizi hukuki ve idari önlem uygulanmıştır. Bunlar arasında bölge dışından gelenlere ikamet edebilir statüsü verilmesi, toprak mülkiyeti yasalarının değiştirilmesi ve Keşmir halkını güçsüzleştirmek, oy haklarını etkisizleştirmek ve bölgenin Müslüman kimliğini değiştirmek amacıyla seçim bölgelerinin sınırlarının yeniden çizilmesi yer almaktadır. Bu adımlar, yalnızca Hindistan’ın bölgeye yönelik kendi anayasal taahhütlerini değil, aynı zamanda ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarını ve özellikle ihtilaflı bölgelerin statüsünü tek taraflı olarak değiştirmeyi yasaklayan 4. Cenevre Sözleşmesi’ni de ihlal etmektedir.

ULUSLARARASI TOPLUM SESSİZ

On yıllardır süren mücadeleye rağmen, Keşmir halkının direnci kırılmamıştır. Pakistan, Keşmir davasına olan bağlılığını tutarlı bir şekilde sürdürmüş ve uluslararası topluma ahlaki ve hukuki yükümlülüklerini yerine getirmesi için çağrıda bulunmaya devam etmiştir. Cammu ve Keşmir anlaşmazlığı, yetmiş buçuk yılı aşkın süredir BM gündeminde yer almaktadır. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi dâhil olmak üzere güvenilir uluslararası kurumlar ile insan hakları örgütlerinin raporları ve uluslararası medyanın bulguları, Keşmir’de Hint işgal güçleri tarafından uygulanan baskı ve şiddeti defalarca kez ortaya koymuştur. Uluslararası toplumun süregelen sessizliği ve harekete geçememe aczi, uluslararası normları ve insan hakları standartlarını ihlal edenleri daha da cesaretlendirmektedir.

TÜRKİYE’NİN İLKELİ DURUŞU

Türkiye, adalet ve insan haklarının kararlı bir savunucusu olarak, Keşmir halkının kendi kaderini tayin hakkı mücadelesini istikrarlı bir biçimde desteklemiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve diğer uluslararası platformlarda Keşmir konusunda sergilediği ilkeli duruş, Türkiye’nin uluslararası hukuk ve insan onurunu korumaya yönelik sarsılmaz bağlılığını yansıtmaktadır.

KEŞMİR ANLAŞMAZLIĞI İVEDİLİKLE ÇÖZÜME KAVUŞMALI

Keşmir anlaşmazlığı, bölgede çok sayıda çatışmanın nedeni olmuş ve bölgedeki barış, istikrar ve refah beklentilerini tehdit etmeye devam etmektedir. Geçtiğimiz yıl, Pahalgam olayı bahanesiyle Hindistan’ın Pakistan’a yönelik sebepsiz ve haksız askeri saldırısı, BM Şartı ilkelerinin bir başka ihlali olarak yaşanmıştır.

Bu saldırıya karşılık olarak, Pakistan’ın meşru müdafaa hakkını kullanmaktan başka bir seçeneği kalmamıştır. Pakistan, bu süreçte yalnızca haksız Hint saldırısını püskürtmekle kalmamış, aynı zamanda Hindistan’a ait altı savaş uçağını düşürmüş ve Hindistan’ın çeşitli askeri tesislerine ağır hasar vermiştir. Hindistan’ın bu saldırgan tutumu, bir türlü çözülememiş Cammu ve Keşmir anlaşmazlığının Güney Asya’daki çatışmaların temel kaynağı olmaya devam ettiğini bir kez daha göstermektedir. Bu nedenle, BM himayesinde adil, kalıcı ve barışçıl bir çözüm sağlamak için bir kez daha eşgüdümlü çabalara acil ihtiyaç vardır.

Filistin ile birlikte Keşmir, özgürlük vaadinin nesiller boyunca ertelendiği, hala çözülememiş sömürge dönemi kalıntılarının son örneklerinden biridir. Keşmir halkıyla gerçek dayanışmanın ölçütü, uluslararası toplumun Hindistan’a baskı uygulayarak, bu ülkenin IIOJK’deki yaygın ve ağır insan hakları ihlallerini durdurmasını, 5 Ağustos 2019’daki yasa dışı kararlarını geri almasını ve BM Güvenlik Konseyi kararları ile Keşmir halkının iradesi doğrultusunda barışçıl bir çözüme yönelik samimi adımlar atmasını sağlamaktır. Cammu ve Keşmir halkı, kendilerine verilen şu sözü hak etmektedir: Kendi kaderlerini özgür ve adil bir şekilde belirleme hakkı.

#Keşmir Dayanışma Günü
#Pakistan
#Hindistan