Bugünden 16 yaşıma bir mektup

00:001/03/2022, Salı
G: 1/03/2022, Salı
Yeni Şafak
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

Üniversiteye gitme hayalinden vazgeçip bari liseyi bitirebilsem diye düşünüyorsun ya şimdi, vazgeçtiklerinin önüne serildiği günler gelecek inan bana. Televizyonda gördüğünde bile kalbini sıkıştıran generallerin ordusunda başörtülü subaylar, askerler göreceksin. TBMM’den “haddi bildirilmeye çalışılan” başörtülü milletvekilinden yıllar sonra, birçok başörtülü kadın Meclis’teki yerini alacak.

İsmihan Şimşek İletişim Danışmanı - Yazar

Biliyorum, yolunu şaşırmış, endişeli ve tedirginsin uzun süredir. Keskin nişancılar gözetiminde her gün polisler tarafından aranarak okulunun olduğu sokağa girebiliyorsun sadece. Bir umut belki okula girebilirim, bir umut belki sınıfıma da girer sırama otururum diye diye günlerdir kaldırımlarda bekleyip duruyorsun. Arada bir ortalık karışıyor, polisler kovalıyor, kimilerini alıp götürüyor. Ve sen her sabah hazırlanıp okula diye yola çıkarak bir şeylerin değişeceği günü bekliyorsun, değişmiyor… Dört bir yandan kuşatılmış gibisin, hiçbir hayalin yok, bugün de bir geçsin diye diye yaşıyorsun. Biri sana geleceğe dair güzel şeyler söylesin istiyorsun. Bu belirsizlik ve karanlığın yerine koyabileceğin cümleler bekliyorsun…

16 yaşındasın henüz… Bugünden beni duyabileceğini bilsem “bırak anti depresanları ve ne olursa olsun yaşının coşkusunu öldürmelerine izin verme” diye haykırmak isterdim sana. 16 yaşındayken hiç 16 yaşında gibi olamayan yüzbinlerce başörtülü kıza “20 yıl sonra başka bir Türkiye’ye uyanacaksın” demek isterdim. Yazdıklarımın sana ulaşıp ulaşmayacağını bilmeden hem önceye, hem şimdiye, hem de sonraya bırakıyorum bu satırları.

KAPANMAYAN MESAFELER

Belirsizlikleri gidermeye başlayalım o halde… Bundan sonraki yılların, kaybettiğin 20 yılı telafi etmeye çalışmakla geçecek. Ne kadar telafi etmeye çabalasan da zamanı durduramadığın için hep daha yorgun, daha yıpranmış ve sürekli koşarken bulacaksın kendini. Kıyaslamalar bitmeyecek. Mesafe kapanmayacak. Kapanmadığı, girdiğin her ortamda, kurduğun her ilişkide yüzüne mutlaka vurulacak, kimi zaman açıktan, kimi zaman gizlice. Anlayacaksın ama senden çalınan onca yılı anlatamayacaksın.

Üstelik bunu şimdi yanında olan, seninle birlikte başörtü eylemlerinde saf tutanlardan bile göreceksin. Söylediklerime şimdi inanmayacaksın biliyorum. “Ama onlar” diyeceksin, “abilerimiz, ablalarımız”… “Nasıl olur” diyeceksin… Olacak… Başörtülüsün ve benim tanıyacağım imkânlara, vereceğim maaşa, göstereceğim her türlü muameleye mecbursun diye diye sahne arkasına atacaklar seni. Bir yolunu bulup sahneye çıktığında “bu başörtülü kızlar da” diyecekler, “erkeksileştiler, feminist mi oldular, tesettürleri de bozuldu zaten, bir doyamadılar okullar okumaya, iş verdik yöneticilik de istediler, toplantıya aldık konuşmak da istediler, bu başörtülü kızlar da… Hay Allah…”

KOVDUKLARI BAŞÖRTÜLÜLER KAMUDA, ORDUDA

Üniversiteye gitme hayalinden vazgeçip bari liseyi bitirebilsem diye düşünüyorsun ya şimdi, vazgeçtiklerinin önüne serildiği günler gelecek inan bana. Evet, geç ve güç olacak ama olacak. Daha fazlasını da göreceksin üstelik. Kamuda başörtülü çalışan kadınlar göreceksin, başörtüsü tüm eğitim kurumlarında her yaşta serbest olacak. Mektubu okurken burada gözlerinin büyüdüğünü “yok artık amma da atıyorsun” dediğini biliyorum. Daha da ileri gideyim mi ne dersin?

O televizyonda gördüğünde bile kalbini sıkıştıran generaller, çevikler, birler, birlikler ordusunda başörtülü subaylar, askerler göreceksin. Şimdi başörtü eylemlerinde karşı karşıya kaldığın polislerin arasında 20 yıl sonra başörtülü kadınlar olacak. TBMM’de “haddi bildirilmeye çalışılan” başörtülü milletvekilinden yıllar sonra bir çok başörtülü kadın Meclis’teki yerini alacak. Bir ütopyadan bahsediyormuşum gibi geliyor farkındayım. Ama sana umut olacak ne varsa hepsini anlatmak istiyorum. Okulun karşısındaki kaldırımda oturmuş öylece beklerken bu mektup önüne düşüversin istiyorum…

Bu ülke böyledir, neden sonuç ilişkilerini alt üst edebilir, sosyologları, siyaset uzmanlarını, tarihçileri şaşırtabilir. Rüzgâr bambaşka yönden esebilir. Sen 14’ündeyken okulunun açılışında kurdeleyi kesen ve yakından görmek için kalabalıkları yardığın İstanbul Şehremini şiir okudu diye hapse de atılabilir, gün gelir ülkenin kaderini değiştiren bir kahraman da olabilir…

HELALLİK SINAVINDAN GEÇEMEYENLER

Sana etmediği zulüm kalmayanlar yıllar sonra “Başörtülü kızlarımızdan helallik isteyeceğiz” diye pişkin pişkin karşına çıkabilir. Okudukların deli saçması geliyordur o yıllardan bakınca. Emin ol bugünden bakınca da durum pek farklı değil. Benzer zulümleri ellerine ne zaman bir güç geçse tekrarlayanlar, kazandıkları seçimlerin sonrasında yine binlerce kişiyi kapı dışarı edip işinden gücünden edecek kadar rövanşist olacaklar. Hatta sen de o kapı dışarı edilenlerden biri olacaksın yine bugünlere geldiğinde. “Yine mi, hani bambaşka bir Türkiye’ye uyanıyorduk?” diyebilirsin. Bazı döngüler ellerine fırsat geçtiğinde tekrar ediyor maalesef. Bu tekrarları gördükçe de helallik isteğinin samimiyetini ölçme şansın olacak…

Ama Türkiye bu çarklara rağmen artık tamamen eskiye dönmeyecek… Şöyle bir geriye çekilip baktığında “Vay be” diyeceksin, “Nereden nereye…” Döngüler tekrar ettikçe “Bitmedi gitti mağduriyetiniz, mağdur edebiyatı yapmaktan besleniyorsunuz” diyecekler. Hayalini bile kuramadıklarının, bugünün normali olmasına şaşırmanı arabesk bir tepki gibi görecekler. Birçok kez de yaşadıklarından bahsettiğin için seni suçlu hissettirecekler. Öyle ki yaşananlardan haberi dahi olmayanlara, anlatılanları bir kurguymuş gibi dinleyenlere rastlayacaksın. Hatta yüksek lisans yaparken –şaşırdın biliyorum ama yapacaksın- senden 13 yaş küçük ve Ataşehir CHP Gençlik Kolları’nda görevli (bu önemli) sınıf arkadaşın sana “Yüksek lisans için neden bu kadar geciktin” diye soracak. “28 Şubat süreci, başörtüsü sorunu, katsayı” falan diye anlatmaya çalışacaksın “Onlar ne?” diye soracak. “Hani başörtümüz var diye okullara alınmadık ya” diyeceksin “Saçmalama böyle bir şey mümkün değil” diye cevap verecek. O an, işte tam da o an gençlerin bahsettiğim başka Türkiye’ye doğmuş olduklarını anlayacaksın…

#TBMM
#28 Şubat
#Üniversite