Düşünce Günlüğü Rusya Ukrayna barışı yakın mı?

Rusya Ukrayna barışı yakın mı?

Son aylarda ABD ve İngiltere tarafından “karıştırılan” Ukrayna, adeta Rusya’nın kucağına itilmiştir. Savaşan taraflardan en az birinin “Artık yeter, pes ediyorum!” demesi halinde barış görüşmeleri hız kazanabilecektir. Ancak hangi ülke pes edecektir? Saldırılara maruz kalan Ukrayna, hangi koşullarda barışa razı olabilir? Ukrayna, Rusya’nın taleplerini büyük ölçüde yerine getirse bile ABD ve İngiltere bu konuda ikna edilebilecek midir?

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Rusya Ukrayna barışı yakın mı?
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

Prof. Dr. Celalettin Yavuz

İstanbul Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi

Karadeniz hinterlandı ve Avrupa’nın doğusunda etkileri alabildiğine hissedilen Rusya-Ukrayna savaşı 24 Şubat 2022’den bu yana devam ediyor. Savaşın üzerinden bir ay geçtikten sonra çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Özellikle Ukrayna’nın ülke savunmasındaki başarısı öne çıkarken, Rusya’nın ise orantısız gücüne oranla oldukça yavaş ilerlediği ileri sürüldü. Bu arada sonuncusu 29 Mart 2022’de İstanbul’da yapılan iki ülke arasındaki “ateşkes” görüşmeleriyle savaşın sona erdirilmesi beklentileri dünya kamuoyu ile paylaşıldı.

RUSLAR SİYASİ HEDEFLERİNE ULAŞTI MI?

Rusya Devlet Başkanı Putin’in 22 Şubat 2022 akşamı servis edilen, “Çarlık Rusya’sı” hayalini süsleyen konuşmasının ardından, Ukrayna’nın doğusundaki Donbass bölgesindeki Luhansk ve Donetsk’in bağımsızlığını tanıyan anlaşmayı imzaladı. 24 Şubat sabahı da başta bu bölge olmak üzere Rus kuvvetleri stratejik öneme sahip bölgelere karşı askeri harekata başladı.

Savaşın başlangıcında neredeyse tüm güvenlik politikası uzmanları ve askeri otoriteler, Rusya’nın Ukrayna’yı kısa bir sürede dize getireceğine inanıyordu. Ama günler ve haftalar ilerledikçe savaşın gidişatı hiç de beklendiği gibi gerçekleşmedi. Rusya’nın taarruz stratejisinde gedikler açılırken, Ukrayna’nın savunma stratejisi Çin ve İran dışında dünyanın büyük bir kesimi tarafından alkış toplamaya başladı.

Her ne kadar savaş Ukrayna topraklarında cereyan ediyorsa da “Rus ayrılıkçıların yoğunlaştığı” Donbass’ta bile hala yoğun çatışmalar yaşanmaktadır. Rus birlikleri yakınlarına kadar sokuldukları Kiev civarından en azından şimdilik geri çekildiler. Bu arada Belarus sınırına yakın bir bölgede başlayıp devam eden ateşkes görüşmeleri Türkiye’nin girişimleriyle 10 Mart 2022’de “Antalya Diplomasi Forumu” öncesinde de sürdü. Gene Türkiye’nin önemli bir atağı ile taraflar 29 Mart’ta bu kez İstanbul’da bir araya geldikten sonra barış için beslenen ümitler biraz daha yeşerdi. Bu gelişmeden sonra Rus kuvvetleri Kiev bölgesinden çekilmeye başlasa da Rusya henüz Ukrayna’dan çekilmiş değil aksine Ukrayna askeri üslerine ve alt yapısına hasar verilmeye devam ediliyor.

Bu bağlamda 3 Nisan sabahı, henüz pek “dokunulmamış” olan ve bölgedeki Ukrayna kuvvetlerinin akaryakıt ihtiyacını karşılayan Odessa civarındaki rafineri ve akaryakıt depoları yüksek hassasiyetli füzelerle vuruldular. Yani en azından Rusya’nın henüz barış konusuna pek hazır olmadığını bu gelişmeden sonra bile ileri sürmek mümkündür. Aynı gün Rus kuvvetleri rafineri ve akaryakıt istasyonlarına ilaveten 2 insansız hava aracını imha ettiği gibi, Ukrayna ordusuna ait 51 askeri unsuru daha vurdular. Rusya Savunma Bakanlığı’ndan verilen bilgilere göre 3 Nisan itibariyla Ukrayna kuvvetlerine verilen zayiatlar arasında 125 uçak, 88 helikopter, 383 insansız hava aracı, 221 hava savunma füze sistemi, 1903 tank ve zırhlı araç, 207 çok namlulu roketatar, 805 obüs ve havan topu, 1781 özel askeri araç var. Daha sonra bunlara yenileri eklendi. Bu zayiatlar kuşkusuz ki Ukrayna’yı yurt savunmasından caydıramaz ama önemli bir güç kaybına uğradıklarını da açıkça göstermektedir.

Kalıcı ateşkesin ve barışın tesisi için Rusya’nın siyasi hedeflerine ulaşıp ulaşamamış olması önemlidir. Her ne kadar bu hedefler açıkça ilan edilmemişse de başta Devlet Başkanı Putin olmak üzere, Rus devlet adamlarının beyanatlarından Rusya’nın savaşla ilgili siyasi hedeflerinin şöyle olabileceği tahmin edilmektedir: Ukrayna’nın (dolayısıyla Gürcistan’ın da) NATO üyeliği hedefinden vazgeçmesi, Kırım’ın Rusya’ya ilhakının tanınması, Luhansk ve Donetsk’in bağımsızlığının tanınması veya en azından özerkliklerinin Minsk anlaşmalarına bağlı olarak Ukrayna anayasasında yer alacak şekilde tanınması, Ukrayna’daki Ruslara “Nazizm” derecesinde yapılan baskılara son verilmesi.

Bunlara aslında son zamanlarda Ukrayna’nın “mağduriyet” beyanıyla sığındığı AB üyeliği, Balkanlardaki eski Demirperde ülkelerinin NATO üyeliklerinden çıkartılması ya da en azından Rusya’ya tehdit olarak ifade edilen “füze sistemlerinden arındırılması” da eklenebilir. Peki bu özetlenenlere bakıldığında Rusya açısından barış şartlarının olgunlaşmış olduğu ileri sürülebilir mi? Keza kalıcı ateşkesi ve barışı ısrarla isteyen taraf Ukrayna açısından da yukarıda Rusya’nın siyasi hedefleri dikkate alındığında, kalıcı barış şartlarının olgunlaşmış olduğu söylenebilir mi? Kanaatimizce henüz değil…

SAVAŞIN DİKKAT ÇEKEN BAZI AYRINTILARI

Rusya, başta Donbass olmak üzere birkaç yerden Ukrayna’ya askerî harekât başlattı. Savaşın üzerinden bir ay geçtikten sonra Ukrayna alt yapılarına verilen hasarın en azından 69-70 milyar dolar olduğu ileri sürüldü. Geçen süre içerisinde Ukrayna’nın diğer tesislerine de büyük ölçüde hasar verilmeye devam etti. Savaş sürdürüldüğü için hasar giderek daha da yüksek tutarlara doğru tırmanmaktadır. Dört buçuk milyona yakını yurtdışına olmak üzere yedi milyon civarındaki Ukraynalılar savaş sebebiyle yer değiştirdi ama Ukrayna hala pes etmedi.

Savaşı “Barışı Koruma Harekâtı” adı altında başlatan Rusya’ya karşılık Ukraynalı askerlerin çoğu eş ve çocuklarını şehirlerinden uzaklaştırarak hem vatanları hem de aileleri için savaşmaktadırlar. Yani bu savaşta Ukrayna cephesinde insan faktörü öne çıkarılmış olup, sıradan bir askeri harekata çıkar gibi yapan Ruslara oranla kuvvet çarpanı yüksek tutulmuştur.

Savaştan önce ABD ve İngiltere’nin Ukrayna’ya hava savunma ve tanksavar silahları verdiği, hatta bunların eğitimlerinin de yaptırıldığı biliniyordu. Rus tanklarına verilen zayiat ve Rus uçaklarının Ukrayna üzerinde beklenenden oldukça az sayıda harekât yapması dikkate alındığında, bu silahların ve eğitimlerin ne kadar yararlı olduğu anlaşılabilmektedir. Öte yandan, Türkiye’den satın alınan SİHA’ların da bilhassa Rus tanklarına öldürücü darbeler vurduğu bilinen gerçekler arasında.

Savaşın üzerinden 40 gün geçtikten sonra ortaya birtakım dikkat çeken hususlar çıkmıştır. Bakıldığında, Rusya’nın Ukrayna saldırısı öncesinde istihbarat zafiyeti yaşadığı anlaşılmaktadır. Putin’in “kendiliklerinden bize katılacaklar!” diye düşündüğü Ukraynalılar tam tersini yaparak ülkelerini Rus emperyalizmine karşı canla başla savunmaktadırlar. Ukrayna askerleri kendi yurdunu ve ailesini savunmak için büyük bir inanç ve kararlılıkla savaşırken, Rus askerleri bu savaş için gerektiği kadar motive edilememişlerdir. Yani Rusya’nın savaşa ciddiyetle yaklaşmadığı görülmektedir.

Rusya’nın, başta Almanya ve Fransa gibi olmak üzere AB ülkelerinden, ABD’nin dümen suyuna girerek yaptırım kararlarına kısa sürede uyacaklarını hesaplayamamış olduğu da anlaşılabilmektedir.

Rus silahlı kuvvetlerinin envanterinde T-14 Armata gibi lazer güdümlü silahları ve modern tankları mevcut olduğu halde bunları kullanmak yerine, soğuk savaş döneminden kalan T-90 ve T-72 gibi çağın oldukça gerisinde sayılabilecek tanklarla harekât yapması da anlaşılabilir gibi değildir. Burada da bir ciddiyet eksikliği olduğu fark edilebilmektedir.

Rusya-Ukrayna savaşında sosyal medya bilhassa Ukrayna tarafından mükemmele yakın derecede kullanıldı. Bu yöntemle Ukraynalılar ustaca motive edildiği gibi Rusya’da da oldukça etkili oldu ve bu sebeple Rusya, bazı sosyal medya kanallarını yasaklamak mecburiyetinde kaldı.

Kamu diplomasisi, Ukrayna tarafından, özellikle de Cumhurbaşkanı Zelenskiy tarafından çok başarılı bir şekilde kullanıldı. Zelenskiy, Kiev’deki karargahından çeşitli Batılı ülkelerin meclislerine internet üzerinden hitap ederek diplomatik faaliyetlerini sürdürdü.

Soğuk savaş sonrası özel askeri şirketler ve özel istihbarat şirketlerinin kullanılması yaygınlaşmıştı. Bu son savaşla birlikte ilk kez “özel uydu şirketleri” de Ukrayna lehine gönüllü “istihbarat” verecek şekilde görev yaptılar. Rusya’nın 60-65 km uzunluğunda ve intikal halindeki askeri konvoylarının resimleri dahi servis edildi.

Daha önce hiçbir ülkeye uygulanmayan sayıda yaptırım, ABD’nin başını çektiği G-7 ülkeleri ve AB ülkeleri tarafından Rusya’ya uygulandı. Aslında 2014’te Kırım’ın ilhakından itibaren uygulanan yaptırımlara alışık olan Rusya, hiç beklemediği ölçüde artan yaptırımlar üzerine “Rusya’ya dost olmayan” ülkelerin Rusya’dan alacakları doğalgazın ruble üzerinden satılacağı şartını getirdi. Daha sonra bir adım daha atarak, gıda ihracatının sadece “dost” ülkelere, ancak onlara da Ruble ile yapılacağını açıkladı.

UFUKTA BARIŞ GÖRÜNÜYOR MU?

Soğuk savaş döneminde komünist “Demirperde Ülkeleri” iki blok arasındaki tampon bölgelerdi. Bu ülkelere dahil olmasa da Türkiye de Karadeniz ile o dönemde Sovyetler’e ait olan şimdiki Azerbaycan (Nahcivan), Ermenistan ve Gürcistan sınırları ile Sovyetler’le sınırdaştı. İçerisinde Türkiye’nin de bulunduğu iki blok arasındaki ülkeler, bloklardan hangisine ait ise, diğer blokun güçlü ülkesi tarafından istikrarsızlaştırılmaya çalışıldı. Macaristan’da 1956’da Budapeşte, Çekoslovakya’da 1968 Prag olayları, hatta 1980’li yıllarda Polonya’da Leh Walesa’nın tersane sendikasının faaliyetleri bu bağlamda yaşanan gelişmelerdi. Türkiye’de de 1970’li yıllardaki öğrenciler arasındaki sağ-sol çatışmaları bunun en açık örnekleridir.

Tarihte yaşanan bu örnekleri dikkate alarak sorunları kendi içerisinde çözmesi gereken Ukrayna, her nedense her iki tarafın da iç istikrarına karışmasını önleyememiş, sonunda savaşın çıkmasıyla en büyük ceza Ukraynalılara kesilmiştir. Bir bakıma son aylarda ABD ve İngiltere tarafından “karıştırılan” Ukrayna, adeta Rusya’nın kucağına itilmiştir. Savaşan taraflardan en az birinin “Artık yeter, pes ediyorum!” demesi halinde barış görüşmeleri hız kazanabilecektir. Ancak hangi ülke pes edecektir? Saldırılara maruz kalan Ukrayna, hangi koşullarda barışa razı olabilir?

Ukrayna, Rusya’nın taleplerini büyük ölçüde yerine getirse bile ABD ve İngiltere bu konuda ikna edilebilecek midir? Bu konuda 2010 yılında İran’ın uranyum zenginleştirilmesiyle ilgili olarak Türkiye-Brezilya-İran arasındaki “Uranyum Takas Anlaşması” yaşanan bir örnektir. O dönemde içinde Rusya ve Çin’in de bulunduğu BM Güvenlik Konseyi’nce bu anlaşma kabul edilmemiş ve 9 Haziran 2010’da geçici üye Türkiye ile Brezilya’nın karşı oyuna rağmen BM Konseyi’nde İran’a yaptırım kararı alınmıştı. Olası bir Rusya-Ukrayna barışında da ABD ve İngiltere, hatta AB bile barış masasında müzakereleri belirleyici konumda olmak isteyeceklerdir. Aksine bir duruma Ukrayna’nın itiraz etmesi pek mümkün görünmemektedir.

TÜRKİYE’NİN BARIŞ ADINA SAMİMİ ÇABALARI

29 Mart’taki İstanbul görüşmelerinin ardından bir taraftan barış umutları önemli ölçüde artarken, bir taraftan da Türkiye’nin barış konusundaki samimi çabaları sadece savaşan iki ülkenin değil, dünya kamuoyunun dikkatinden de kaçmamaktadır. Ancak barışın tesisi için henüz koşulların olgunlaşmadığı da açıktır. Bu durum Türkiye’nin diplomasi alanındaki yükselişine set vuramayacağı gibi, barış çabalarını da yavaşlatamayacaktır.

Karadeniz’deki iki komşusu arasındaki savaşın yarattığı hasardan, savaşan taraflar dışında belki de en büyük payı alan Türkiye olmaktadır. Zira savaşan iki taraf da Türkiye’nin önemli ölçüde ekonomik ilişkilerinin olduğu ülkeler arasında ve aynı zamanda turizm sektörü açısından ilk ve üçüncü sıradaki önemli müşteri ülkeleridir. Öte yandan savaş sebebiyle oldukça yükselen enerji hammaddelerindeki fiyat artışı da bu alandaki dışa bağımlılığı sebebiyle Türkiye açısından bir diğer olumsuzluktur.

Bir an önce tesis edilecek barış, bölge ülkeleri ve AB gibi Türkiye’nin de oldukça yararına olacaktır. Ancak barış koşulları henüz olgunlaşmadığı için yapılacak tek ve önemli seçenek tarafları masaya oturmaya ikna etmeye çalışmaktır. Türkiye de bu maksatla samimiyet ve başarıyla çalışmalarını sürdürmektedir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.