
Söke Un çalışanları, ülkemiz sanayiindeki ara eleman açığına örnek oluşturacak türden bir geleneği yaşatıyor. Söke’nin teknik lise ve üniversite mezunu gençleri, büyük şehirlere göç etmeye gerek duymadan bölgedeki tesislerde baba mesleğini devralıyor. İşçinin oğlu müdür olabilirken, Söke Un çalışanlarının yüzde 40’ı birinci dereceden akrabalardan oluşuyor.
Anadolu’dan dünyaya yayılan buğday ve ondan elde edilen unun yıllık üretim kapasitesi 32 milyon civarında. Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) rakamlarına göre, dünyada buğday unu üretiminde ilk sıradayız. Sektörde, yüzlerce üretici faaliyet gösterirken içlerinden biri kendine özgü hikayesiyle dikkat çekiyor. Söke Un, adını Aydın’ın verimli topraklarında bulunan küçük ilçeden alıyor.
GÖÇ VEREN FARKLI BÖLGELERE ROL MODEL
60 yıl önce Söke’de kurulan un fabrikası, zamanla yöre halkına iş kapısı olmanın ötesine geçerek bir geleneği başlatmış. Hikaye aynı zamanda ülkemizin ara eleman ihtiyacına çözüm arayanlara örnek olacak cinsten. Aynı zamanda büyükşehirlere göç veren kırsal kesim için de önemli bir model. Çünkü Söke halkı bölgeye yapılan tarımsal üretim tesisleri başta olmak üzere birçok yatırım sayesinde çocuklarını meslek liselerine gönderiyor. Üniversite mezunu gençler bile farklı şehirlere gitmeden bölgesine geri dönüp çalışıyor. Tesisteki çalışanlar ve Söke CEO’su Başar Kılıç’tan öğrendiklerimize göre, burada meslek babadan oğula veya amcadan yeğene geçiyor. Hatta dede mesleği devam ettiriliyor.
ÇALIŞANLARIN YÜZDE 40’I BİRİNCİ DERECEDEN AKRABA
Ailelerde mesleki eğitime yönelik oluşan bilinç sayesinde mesleklerde babadan oğula el verilirken, önemli bir istihdam açığı da kapanıyor. Şirket çalışanlarının yüzde 40’ı birinci derece akrabalarının mesleğini devam ettiriyor. Öyle ki bir fabrika işçisinin oğlu sonraki yıllarda beyaz yakalı bir çalışan olabiliyor. Başar Kılıç, çalışanların nesilden nesile devam eden değirmencilik deneyimini kuruma taşıyarak bugüne ulaştıklarını söylüyor.
MAVİ YAKADAN BEYAZ YAKAYA
Burada mavi yakalı bir çalışan, beyaz yakalı olabiliyor. Babası önceden işçi olan bir çalışan fabrika üretim sorumlusu olarak terfi edebiliyor. Özellikle bölge halkı bölgedeki istihdamın kendi çevrelerinden sürmesini istiyor. Ulaş Ceylan, Söke Endüstri Meslek Lisesi’nden mezun olup askerliğini tamamladıktan sonra baba mesleğini devam ettirmeye karar vermiş. “Dedem Rıfat Ceylan’ın 15 yıl, babam ve amcamın da uzun sürelerdir çalışmış olduğu Söke fabrikasında 2018 yılında işe başladım” diyen Ceylan, “Paketlemede çalışırken amirlerime göstermiş olduğum saygıdan ve mesleki yeterliliğimden dolayı atölye birimine bağlı mekanik işler ve bakım onarıma seçildim. Şu an halihazırda dedem, babam ve amcam gibi başarılı bir şekilde Söke’de kariyerime devam ediyorum” bilgisini verdi.

Çocuklarım da devam etsin istiyorum
Fabrika çalışanlarından Ali Kaya da askerlik görevinin ardından Söke’yi terk etmeyenlerden. Kaya, “Dedem ve babamın çalışmış olduğu Söke fabrikasında işe başladım. İş hayatıma paketleme bölümünde başladım. İşimdeki başarılı çalışmalarımdan dolayı değirmen yardımcısı olarak terfi aldım. 10 ay gibi kısa bir süre sonra değirmen vals operatörü unvanına yükseldim. Dedem Ali Kaya ve babam Mustafa Kaya gibi uzun yıllar Söke’de başarılı bir şekilde hizmet etmek istiyorum. İlerleyen zamanda şartlar uygun olursa kendi çocuklarımın da Söke’de çalışmasını isterim” diyor.









