
İsrail’in yeni hat arayışları, Hürmüz Boğazı’nda tırmanan kriz ve İran-ABD geriliminin küresel enerji dengelerini sarstığı bir dönemde, Türkiye kritik bir fırsatla karşı karşıya. Doç. Dr. Furkan Kaya, “Basra Körfezi artık eski önemini kaybedebilir; İskenderun Körfezi yeni enerji üssü haline gelebilir. Kerkük petrolünün Türkiye üzerinden Ceyhan’a aktarılması, Irak petrolünün alternatif hatlarla Akdeniz’e ulaştırılması İskenderun’u küresel enerji merkezi haline getirebilir” dedi.
İsrail’in yeni enerji güzergâhları kurma hamleleri ve İran-ABD geriliminin Hürmüz Boğazı’nı hedef alması küresel enerji sistemini sarsarken, uzmanlar; ortaya çıkan yeni durumun Türkiye için kritik bir fırsat oluşturduğunu söylüyor. Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Furkan Kaya, “Basra Körfezi artık eski anlamını yitirebilir. Yeni Basra İskenderun olabilir” dedi. Türkiye’nin jeopolitik konumu ve son yıllarda attığı enerji adımlarıyla dikkat çektiğine ifade eden Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Furkan Kaya, enerji politikalarının artık yalnızca ekonomik değil, doğrudan jeopolitik bir güç unsuru haline geldiğini vurguladı.
ENERJİ GÜÇLÜ BİR JEOPOLİTİK ENSTRÜMAN
Kaya, bu dönüşümü şu sözlerle anlattı: “Türkiye'nin enerji politikası artık tek başına ekonomik bir zorunluluk değil. Aynı zamanda güçlü bir jeopolitik enstrüman. Biz bugün enerji diplomasisi dediğimiz bir aşamadayız. Özellikle 21. yüzyılda, nüfus artışı ve kontrolsüz büyümenin getirdiği enerji ihtiyacı ülkeleri daha sert, daha agresif hale getirdi. Enerjiye erişim artık bir rekabet değil, doğrudan bir güç mücadelesi haline geldi.” Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin bu gerçeği bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Kaya, İran’ın elindeki en büyük kozun askeri değil coğrafi olduğunu söyledi. Kaya, “İran’ın elinde nükleer silahından daha tehlikeli bir güç var, o da Hürmüz kartı. Çünkü bu küçücük su yolu aslında dünyanın atardamarı. Günde 20 milyon varilden fazla petrol buradan geçiyor. Aynı zamanda küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 30’u buradan sağlanıyor. Siz bu damarı sıktığınız anda dünya ekonomisini kilitlersiniz” ifadelerini kullandı.
AVRUPA İÇİN PAHALIYA MAL OLACAK
Kaya, Hürmüz’de yaşanacak uzun süreli bir krizin Avrupa’yı doğrudan çöküşe sürükleyebileceğini belirterek, “Eğer bu kriz birkaç ay daha devam ederse Avrupa doğalgazı yüzde 80-90 daha pahalıya kullanmak zorunda kalmaya devam edecek. Bu ne demek? Üretim maliyetlerinin artması, enflasyonun yükselmesi, refahın düşmesi demek. Zaten Avrupa şu an güçlü değil, bu tarz bir enerji şoku doğrudan ekonomik kırılma üretir” dedi.
Türkiye’nin ise bu küresel krizde daha hazırlıklı bir konumda olduğunu belirten Kaya, Ankara’nın uzun süredir yürüttüğü enerji stratejisinin sonuç verdiğini ifade etti. Kaya, “Türkiye enerjiye bağımlı bir ülke ama akıllı bir strateji izliyor. Biz Basra’ya bağımlı değiliz. Oraya bağımlılık oranımız yüzde 7 civarında. Çünkü alternatif hatlarımız var. TANAP var, TürkAkım var, Bakü-Tiflis-Ceyhan var, Kerkük-Ceyhan var. Biz her krize karşı aslında kendimizi hazırladık” diye konuştu. İskenderun Körfezi’nin yükselen rolüne işaret eden Kaya, şu değerlen-dirmede bulundu: “Ben artık şunu çok net söylüyorum; Basra Körfezi’nde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu yüzden yeni Basra neresi olur diye sorarsanız, benim cevabım çok açık: İskenderun Körfezi olabilir. Bu bir temenni değil, sahadaki gelişmelerin işaret ettiği bir gerçeklik.”
TÜRKİYE EN GÜVENLİ LİMAN
Kerkük petrolünün Türkiye üzerinden Akdeniz’e ulaştırılmasının bu denklemde kilit rol oynayacağını belirten Kaya, mevcut hattın potansiyeline dikkat çekerek, “Kerkük-Ceyhan Boru Hattı şu anda tam kapasite çalışmıyor. Yaklaşık yüzde 25 kapasitede. Oysa bu hattın kapasitesi 1,6 milyon varil. Bugün 500 bin varil civarında. Eğer tam kapasiteye çıkarılırsa yıllık 13 milyar dolar doğrudan gelir elde edilebilir. Toplam ekonomik hacim 40 milyar doları bulur” şeklinde konuştu. İsrail’in alternatif enerji hatları üzerinden Türkiye’yi devre dışı bırakma çabalarına da değinen Kaya, “Irak petrolünü Türkiye yerine Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaştırmak isteyen bir akıl var. Kerkük-Banyas, Kerkük-Trablus, Kerkük-Hayfa hatları gündemde. Ama burada asıl mesele Türkiye’yi denklem dışına itmek. Çünkü Türkiye enerji merkezi olursa bu dengeleri değiştirir. Suriye’de güvenlik tam anlamıyla sağlanmış değil. Yarın ne olacağı belli değil. Bu işin kumarı olmaz. Enerji dediğiniz şey sürdürülebilirlik ister, güvenlik ister. En güvenli güzergâh Türkiye’dir.”
3 KITANIN MENTEŞESİYİZ
Türkiye’nin yalnızca enerjiyle değil su kaynaklarıyla da küresel denklemde güçlü bir pozisyon elde edebileceğini belirten Kaya, “Enerji tek başına yeterli değil. Bunun yanına suyu koymanız lazım. Fırat ve Dicle gibi iki büyük kaynağı kontrol eden bir ülkeyiz. Enerji ve suyu birlikte yöneten bir Türkiye’nin nükleer silaha ihtiyacı olmaz. Bu iki kart sizi sahada da masada da güçlü kılar. Türkiye üç kıtanın menteşesi. Bu coğrafyanın avantajlarını kullanabilirsek, enerji ve su kartını doğru oynarsak, kimse Türkiye’yi dışlayamaz. Aksine herkes Türkiye ile birlikte hareket etmek zorunda kalır. Bu da gerçek gücün ne olduğunu bize gösterir” dedi.









