Demircilikten kazandığı para ile üç defa hacca gittiğini ifade eden Yılmaz, “Ben bir fakir çocuğuyum. Fakirlikten yetişmeyim. Allah’a bin şükür, iki sefer hacca ailemle birlikte gittim. 2011’de hanım öldükten sonra 2012 yılında da umreye gittim. Buradan kazandığım parayla 3 defa hacca gittim.
10:27, 06/02/2021, CumartesiG: Güncelleme: 10:41, 06/02/2021, Cumartesi
Ateş ve örs ile geçen bir ömür: Ekmeğini 63 yıldır böyle kazanıyor
Balıkesir'in kırsal bir mahallesinde yaşayan 85 yaşındaki Mehmet Yılmaz, amcasından öğrendiği demircilik mesleğini 63 yıldır sürdürüyor. Teknolojinin gelişmesiyle ürettiği aletlere talep azalmasına rağmen, Yılmaz, örsün üzerinde demire şekil vermekten vazgeçmedi.
Askerliğini bitirdikten sonra amcasının yanında demirciliğe başlayan Mehmet Yılmaz kazma, balta, kürek gibi aletler imal ederek pandemi döneminde de çiftçilerin tarım âleti ihtiyacını karşılıyor.

Aradan geçen yıllarda teknolojinin gelişmesiyle ürettiği aletlere talep azalmasına rağmen, Yılmaz, köylülere verdiği sözü tutmak için örsün üzerinde demire şekil vermekten vazgeçmedi. 85 yaşındaki Yılmaz, yaşam hikayesini şöyle anlattı:

1958 yılında askerden geldim. 1959- 1960 yılları arsında iki yıl çıraklık yaptım. Karacalar köyünde amcam vardı, babamın biraderi, onun yanında çıraklık yaptım. 2 yıl çalıştıktan sonra köye geldim. Benim ev köyün yukarısındaydı, oraya dükkân açtım.

1978 yılında dükkânım yandı. Dükkân yandıktan sonra köylülerimizden Allah razı olsun, bu dükkanı buraya indirdiler. Bana yardımcı oldular ve beni kalkındırdılar. Ben de köylülerimize söz verdim. Siz beni kalkındırdınız, ben de size ölesiye kadar hizmet edeceğim diye. Köyümüzü dışarıya muhtaç etmeyeceğim dedim.

85 yaşındayım ve hâlâ çalışıyorum. Günde bir çapa ve bir nacak yapıyorum. Bunların ikisini bir günde yaptım mı benim işim tamam. 15 ila 30 liraya satıyorum. Hanım 2011 yılında öldü. O gündür çocuklarım bakıyor. Onun dışında demircilik yapıyorum. Bugün bir nacak çetledim.

En büyük sıkıntılarının çırak bulamamak olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti: Damada öğrettim, gitti İzmir’e. Oğluma öğrettim, gitti İzmir’e. Torun vardı, kızın oğlu, bu sanat kirli sanat, ben yapamam dedi, gitti İzmir’e. Kargoda şöfor. Öğrettiklerimden hiçbir fayda görmedim.”

Gece saat birlere kadar çalıştığım çok oldu gençliğimde. Şimdi ayakta zor duruyorum. 1980’li yıllarda taş patladı, elime çarptı. Parmağımı kaybettim. Yine de yılmadım, çalışmaya devam ettim” dedi.


