Beni Yiğit Bekçe'nin elinden Allah kurtardı

Elif Yıldız
00:0028/10/2006, Cumartesi
G: 28/10/2006, Cumartesi
Yeni Şafak
Beni Yiğit Bekçe'nin elinden Allah kurtardı
Beni Yiğit Bekçe'nin elinden Allah kurtardı

Yiğit Bekçe'nin önce dostu sonra da hasmı olan Merih Süren "Yanındaki adama hap verip suç işletir. Mehmet'e de bana yaptığı gibi uyuşturucu vermiştir. Onunla ilişkimi kesmeseydim, Mehmet'in yerinde olacaktım. Beni Allah kurtardı" diyor

Gemlik'te, Yiğit Bekçe'nin adı anılınca, Merih Süren'in adı da ardından geliyor. Onların ikisinin önce dostluğu sonra da düşmanlığı dillere destan. İki yıl süren dostluğun ardından kanlı bıçaklı olan Merih Süren ve Yiğit Bekçe, Gemlik'te tanışmış. "Yiğit Bekçe Gemlik'te bir çok insanı uyuşturucuya alıştırıp zehirlediği gibi beni de tanıştıktan sonra hemen uyuşturucuya alıştırdı, onunla gerçek bir ilişki kurmak mümkün değildi, çünkü o ayık gezmezdi, pilottu" diyen Merih Süren, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Onun yüzünden ben de zehire bulaştım. 2004'te esrardan yakalandık, 3 ay hapis yatıp çıktık. Annesi ve ablaları, başları belaya girdiği için korkudan Yalova'ya taşındı. Cezaevinden çıkınca yeniden buluştuk, bana hap verdi. Sonra ona karşı gelen bir grupla çatışmaya girdik, iki kişiyi vurduk, 2 ay yatıp yine çıktık. Bir gece elinde iki silahla evime geldi. Beraber çay içerken başıma tabancayı dayadı ve 'Tekbir getir seni öldüreceğim' dedi. Tetiği çekeceği anda telefonu çalınca banyoya kaçtım ve babamın eski av tüfeğiyle geri dönüp Yiğit'i bacağından vurdum. Sonra ikimiz birden tekrar cezaevine girdik ve barıştık. Cezaevinden çıktıktan sonra ailemin ısrarıyla evlenerek serseri yaşamdan ve suç aleminden elimi eteğimi çektim. Yiğit Bekçe de Yalova'ya dönmüştü."

Barıştıktan sonra Yiğit Bekçe'nin bir süre kendisini takip ettiğini anlatan Merih Süren, son olarak yaşadıkları kanlı karşılaşmayı şöyle anlatıyor:


ZEVK İÇİN ADAM ÖLDÜRÜR

"Kadir Gecesi eşimi kayınpederime bırakıp camiye gittim. Tervih namazı kıldım, ibadet ettim. Çıkışta eşimi aldım ve eve doğru yürürken balık halinin tenha köşesinde kurşun yağmuruna tutulduk. Eşim kalça ve göğsünden vurulunca, daha fazla yara almaması için onu ittim. Kurşunlar bu kez bana yağdı. En son kafama ateş edildiğini fark ettim. Sonra Yiğit'in, 'Herkes duysun, ben Merih Süren'i vurdum, Merih Süren öldü, artık yok' diye kahkaha atarak uzaklaştığını duydum. Yanında Mehmet Karahasan da vardı. Daha sonra benim ölmediğimi öğrenip yeniden Gemlik'e gelecekmiş ama bunu yapamadan yakalandı. Onun için bir kişiyi vurmakla on kişiyi vurmak aynı şey. 'Nasıl olsa aynı cezayı alırım' diye düşünür. Yayından çıkmış ok gibidir. Gerçekten zevk için adam öldürür. Öyle bir ikna kabiliyeti vardır ki çevresindekilere inanılmaz güven verir, kendisini geri planda bırakıp, yanındaki adama suç işletir. Mehmet Karahasan'a da bana yaptığı gibi uyuşturucu hap verip suç işletmiştir. O çocuğa çok acıdım. Evlenip ilişkimi kesmeseydim, Mehmet'in yerinde şimdi ben olacaktım. Beni Allah korudu. Topluma kazandırılması mümkün olmayan bir adamdır."


BİRLİKTE YARGILANDILAR

8 Aralık 2004 günü Merih Süren ve Yiğit Bekçe Gemlik İlçesi'nde, Mustafa Sarıhan'a ait 3 bin 500 YTL değerindeki sandalı silah zoruyla gasp ettikleri iddiasıyla 24 yıla kadar hapis istemiyle yargılandı.