Çatışarak şehit olmayı isterdi

Yeni Şafak
Yasemin Asan
04:0021/09/2016, Çarşamba
G: 20/09/2016, Salı
Yeni Şafak

15 Temmuz darbe girişimi sırasında hainler, Ankara Gölbaşı'ndaki Özel Harekât Dairesi'ne TSK envanterindeki en güçlü bombalarla saldırdı.

Savaş uçaklarıyla atılan bombalardan ikincisi Gölbaşı'nda görevli polis memuru Demet Sezen'i de şehit etti. Sezen, henüz 15 dakika önceki ilk saldırıda şehit düşen meslektaşlarının ailelerine acı haberi vermek üzere evinden çıkmış, görevinin başına dönüyordu. Tam Gölbaşı'na ulaştığında darbeci hainlerin ikinci saldırısı onu da buldu ve burada toplamda 42 polis şehit düştü. Eşi Hakan Sezen o geceyi şöyle anlattı:



“O gün Beypazarı'na şehit ailesini ziyarete gitmişti. Akşam da şube nöbetçisiydi. Ben ve oğlum da 22.00 sularında eşimi almaya gittik. O patlamanın olduğu alanda oğlum oynadı. Eve gelmek için yola çıktık. Olaylardan haberimiz yoktu. Eve gelince de hemen oğlumuzu uyutmaya çalıştık. Komşular olayları görünce ne olduğunu anlamak için bize sormaya geldi. Biz o zaman TV'yi açtık. Aklımıza gelen ilk şey darbe değildi; 'IŞİD'in bombalı saldırı ihbarı alındı' diye düşündük. Demet o esnada arkadaşlarını aradı, 'gelin' diye çağrı yapılıyormuş. Ben de eski polis olduğum için beraber çıkacaktık. Bir baktım, kapı sesi geldi, Demet çıkmıştı, asansörde yakaladım, 'Bekle beraber gidelim, neden acele ediyorsun' dedim, bana 'sen çocuğun yanında kal' dedi. Vedalaştık ve gitti.”



'GENELKURMAY'A ÇIKIYORUZ'


“Yolda MİT'in tarandığını ve Özel Harekât'ın da taranabileceğini, Daire'ye haber vermesini söyledim. Uçaktan bomba atılacağı hiç aklıma gelmedi. 23.30 sularında Özel Harekât'a bomba atıldığında yoldaydı, 23.45 civarında Daire'ye ulaştı. Görev mahiyetini bana söylemezdi. 23.55 sularında telefonla yine konuştuk, 'Genelkurmay'a çıkıyoruz, hazırız' dedi. 1 saat sonra aradım, ulaşamadım. Operasyona gittiği için telefonu kapalı diye düşündüm. Sabaha doğru Özel Harekât'a gittim, alanı görünce basit bir saldırı olmadığını anladım. Pazar günü de şehit olduğunu öğrendim. Hep şehit olmayı istiyordu. Çatışarak şehit olmayı isterdi, Genelkurmay'a gidip operasyonda şehit olsaydı bu süreci zor geçirmeyecektik. Saldırı şeklinin hainliği ve kendi bombalarımız ile şehit olması acı. Düşman ateşi gibi değil, bunu kabul etmek de zor, halen de garip geliyor.”



Erdoğan'ın korumasıydı






Şehit Mustafa Aslan'ın kardeşi Muhammed Fatih Arslan ise geceyi şöyle anlattı: “Abim 22 yıllık polis memuruydu. En son 90 gün boyunca Sur'da görev yaptı. Darbe haberlerini izliyorduk, 23.00 sularında abim telefonla arayarak, 'şu an burayı bombaladılar, ben iyiyim, ben sizi arayıncaya kadar beni aramayın, ulaşamazsınız' diyerek kapattı. 15 dakika sonra tekrar arayarak, 'darbe oldu, buralar çok kötü' derken arkadan 'silahlarını alın', 'saklanın' seslerini duydum. 24.00 gibi de şehit oldu. Biz pazar günü şehadet haberini aldık. Özel Harekât Dairesi'ne 'geçici eğitmen' olarak iki buçuk aylığına gitmişti. Başbakanlığı döneminde Recep Tayyip Erdoğan'ın korumalığını yaptı. Cumhurbaşkanı seçim döneminde de korumalığını yaptı. Evinde fazla duran biri değildi, Türkiye'nin her toprağını karış karış gezdi ve canını da bu vatana verdi.”



Koşarak gitti






Gölbaşı şehitlerinden Hakan Yorulmaz, hainlerin bomba attığı gece 28. yaşına basmıştı. Bir ay sonra düğünü olacaktı. Babası İsmail Yorulmaz o geceyi şöyle anlattı: “Oğlum mesai bittikten sonra evine gitmiş, yemek hazırlamış, acil çağrıyı görünce hemen evden çıkarak Özel Harekât'a gitmiş. O giderken birinci patlama olmuş, oğlum ise ikinci patlamada şehit düşmüş. Nişanlısı oğlumu aramış, 'gitme hayatım, uçaklardan bomba atılıyor' demiş, oğlum da 'ne bombası bizi tarıyorlar' diyerek telefonu kapatmış. Oğlum vatanı için ölüme koşarak gitti. Ağustos ayında düğününü yapacaktık, o şehit olmayı seçti. Bu, darbe değildi; Türkiye'yi elden çıkarma projesiydi.”



'Eşim' 'baba''oğlum!'






Şehit polislerden Köksal Kaşaltı'nın eşi Şerife Kaşaltı o geceye ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Eşim polis memuru. O gün görevliydi, olaylar başlayınca eve gelmedi. Telefonla arayarak 'kapıyı kilitle, ben gelmeden kimseye kapıyı açma' dedi. Sabaha kadar iyi olduğuna dair mesajlar attı. Sabah 05.00 sularında 'ben iyiyim, hadi uyu' diye son kez mesaj attı. Külliye'de ikinci patlamada şehit olmuş. Çok aradım, ulaşamadım, mesajlarıma cevap vermedi. Diğer sabah zil çaldığında kapıya ben 'eşim', çocuğum 'baba', kayınvalidem 'oğlum' diye koştum. Ama eşim gelmedi, şehitlik haberi geldi. Eşim vatanını, milletini seven biriydi. Eşime başka mertebe yakışmazdı. Adını tarihe yazdırdı. Vatanını müdafaa ederken şehit oldu.”



'Şehitliğe layık değil miyim'





Gölbaşı şehitlerinden polis memuru Turgut Solak'ın eşi Aynur Solak, 15 Temmuz gecesine ilişkin şunları söyledi: “Bir gün sonra Şanlıurfa görevine gidecekti, eşyalarını hazırlıyordu. Acil toplantı çağrısı geldi ve 5 dakikada kıyafetlerini giyerek gitti. Gölbaşı lojmanında oturuyorduk, eşim çıktıktan 20 dakika sonra patlama sesi duyuldu. Eşimi aradım, bana 'pencereden uzak durun, koridora geçin' dedi. Bu son konuşmamız oldu. Daha sonra ulaşamadım. Bir gün sonra arkadaşları gelip şehit olduğu haberini verdi. Eşim şehit olmayı hep isterdi. Arkadaşları şehit olunca 'ben şehitliğe layık değil miyim' derdi. Allah ona da nasip etti. Hain bir saldırıyla gelen bomba ile şehit olması çok acı, kendisi çarpışarak şehit olmayı isterdi.”



Babası bombayı telefonda duydu






Muhammet Yalçın, darbecilerin attığı bomba ile şehadet şerbetini içti. Türk bayrağının altında 'Geri dönmeyeceğiz, bu hainleri püskürteceğiz, bunları yeneceğiz' yemini etti. Babası Selahattin Yalçın o geceyi şöyle anlatıyor: “Darbe söylentilerini duyduğumda ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Esenboğa Havalimanına geleceğini duyunca hemen evden çıktım. Oğlumda Etimesgut meydanına gitmiş, 00.00 sularında eve gelmiş, 'Bu vatan kolay kazanılmadı, kolay bırakmayız' demiş. 01.00'da tekrar evden çıkmış, o esnada beni aradı, Külliye'ye gittiğini söyledi. Arkadaşları ile yemin etmişler. Oğlum, 'sonuna kadar gideceğiz, ya şehit olacağız ya bunları yeneceğiz' demiş. Tankları durdurmuşlar, yaralılara yardım etmişler. Sürekli telefonla görüşüyorduk, bana 'baba uçaklar 15 metre üzerimizden geçiyor. Askerler, polisleri vuruyor' dedi. Ben 05.00 sularında eve geldim. Evde görmeyince oğlumu tekrardan aradım, eve dönmesini söyledim, o da bana 'sonuna kadar gideceğiz' derken birinci bomba atıldığını anlatıyordu, 'uzaklaş' dedikten saniyeler sonra ikinci bombanın sesini duymamla oğlumun sesinin kesilmesi bir oldu. Bomba 15 metre yakınında patlamış ve karın bölgesine denk gelmiş ve orada şehit olmuş. O gece sadece vatanı düşünerek meydana çıktık, oğlum da vatana feda oldu.”



Silahım yok canım var






Şehit Fatih Kalu, okuduğu bölümü dondurmuştu ve 15 gün sonra askere gidecekti. Annesi Ümmü Kalu o gece oğlunun nasıl evden çıktığını anlattı: “Oğlum Bolu'daydı, o akşam Ankara'ya geldi. Evde oturuyorduk. MİT bize yakın olduğundan silah seslerini duyduk. TV'den darbe haberlerini izliyorduk. Oğlum 'anne ne oluyor' diye sordu, ben de 'Cumhurbaşkanımızı da Adnan Menderes gibi asacaklar' dedim. Diğer çocuğum 'anne Cumhurbaşkanını asarlarsa ne başörtümüz kalır ne de Kur'an'ımız kalır' diye ağlamaya başladı. Oğlum çok sinirlenerek 'ne demek millete kurşun sıkmak, bana vatandaşa kurşun sık diyen komutanı vururum, yanımdakiler de bana sıksın. Vatan için verecek tek canım var o zaman onu da veririm. Silahım yok, canım var, onu da vatana veririm' diyerek çıktı gitti. Oğlum evden adeta uçarak gitti. Helikopterden açılan kurşunla şehit oldu. Biz sabah öğrendik. Üniversiteye gidiyordu ama okul gözünde yoktu, 'vatan da vatan' diyordu. Okulunu dondurdu, 'askere gitmem lazım, vatanı kurtarmam lazım' diyordu. 'Anne ben şehit olacağım, sen de şehit anası olacaksın' derdi. Allah'ım vatanımıza, ezanımıza, İslam alemine göz diken hainlere fırsat vermesin.”



Büyük iş yaptı






Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, '23 yaşında, 1.95 boyunda bir fidan' diye söz ettiği Oğuzhan Yaşar, Külliye'de hainlerin attığı bombanın şarapnel parçaları ile yaralandı, 18 gün sonra ise şehit oldu. Şehit abisi Kadir Yaşar o geceyi şöyle anlattı: “15 Temmuz günü 'bir yere gitme, evin çevresinden ayrılma' dememe rağmen Oğuzhan, lafımı dinlemedi çıktı. Mahalledeki camide namazını kıldıktan sonra Külliye'ye gitmiş. 02.00 sularında kardeşimle telefonla konuştuğumda Külliye'nin orada olduğunu söyledi. Şarapnel parçası gözünden girerek beynini yarmış. 18 gün tedavi gördü ama şehitlik mertebesi kardeşime nasip oldu. Ondaki vatan sevgisini benim 'dur' demem engelleyemedi ve şehit düştü. Son zamanlarda bana 'göreceksin ben çok büyük işler yapacağım ' diyordu. Çok büyük iş yaptı, canını vatana kurban etti.”



Binler feda





Mustafa ve Sakine çifti tarafından evlatlık alınan Osman Evsahipoğlu, darbe haberini duyar duymaz sokağa çıkarak hainlerin kurşunu ile şehit düştü. Şehit Osman'ın yeğeni Bilal Taşdemir, şöyle konuştu: “Osman TV izliyormuş. Erdoğan'ın çağrısını duyunca evden çıkıp gitmiş. Arkadaşlarını Kızılay'a çağırmış, bir arkadaşı aramış, 'gelmeyeceğim' deyince Osman da 'vatan haini misin, herkes sokağa çıkıyor, sen neden çıkmıyorsun' diye kızmış. Kızılay'da helikopterden tarandıkları esnada şehit olmuş. Allah bizim ömrümüzü Cumhurbaşkanı Erdoğan'a versin. Türkiye'nin kaderi 15 dakika ile değişti. Canımız bu vatana feda olsun. Benim adım Bilal, binlerce Bilaller, binlerce Osmanlar vatana feda olsun.”



Ankara'nın Nene Hatun'u





Yıldız Gürsoy, Ankara'nın tek sivil kadın şehidi. Normalde akşamları hiç çıkmayan Gürsoy, darbe olduğunu öğrenince darbecilerin karşısına Nene Hatun gibi korkusuzca dikildi. Hainlerin attığı bomba ile şehadet şerbeti içti. Annesi Fatma Gürsoy o gece kızının evden nasıl çıktığını şöyle anlatıyor: “19.00 sularında eve geldi, yemek yedik. Kızım eve girdikten sonra akşam çöpü dökmek için bile dışarı çıkmaz. O gece TV'de darbe haberini görünce, 'ana, şerefsizler Türkiye'yi ne hale getirecekler, bunu engellemeliyim. Ben de meydanlara gideceğim' dedi. Mahalleden de vatandaşlar gidiyordu. Odasına gitti, hırkasını giydi, 'anne hakkını helal et ya gelirim ya gelmem' diyerek çıktı. Genelkurmay'ın önüne gitmiş. Bomba atıldığında kafasına şarapnel parçası denk gelmiş ve yavrum orada şehit olmuş. Haberi sabah aldık. Allah kızıma şehitliği nasip etmiş, kızımla gurur duyuyorum. Vatan, millet sağ olsun...”





#15 Temmuz şehitleri
#Darbe girişimi
#Yıldız Gürsoy
#Oğuzhan Yaşar