Cihazı uyut reytingi yükselt

Yusuf Gülbakan
00:0017/12/2011, Cumartesi
G: 17/12/2011, Cumartesi
Yeni Şafak
Cihazı uyut reytingi yükselt
Cihazı uyut reytingi yükselt

Reyting ölçümleriyle oynayan şebekenin çalışma yöntemleri deşifre edildi. AGB'nin, istenilen programı izlemeyen deneğin ölçüm cihazını 'bozuk' gösterip kapattığı, böylelikle hedef programın izlenme oranlarını yükselttiği belirlendi. Gizli kalması gereken denek listelerini de polis, yapımcı firma bilgisayarında buldu

İstanbul'da düzenlenen reyting operasyonuyla ilgili ilginç ayrıntılar ortaya çıkmaya devam ediyor. Reyting ölçümü yapan AGB şirketinin güncel denek listesini yapımcı firmaların bilgisayarında bulan polis, 'büyük balık' adı verilen sistemin işleyişini de çözdü. 1700 denekten en az 30'una reytingi yükseltilecek programı izlemesi için rüşvet verildi. Bunun yanında reyting ölçümü yapan AGB şirketinin, 'hedef programı' izlemeyen deneğin cihazını 'bozuk' gösterip kapattığı belirlendi. Kapatılan cihazın sistemde görülmemesi sağlanarak, diğer programların genel toplam içindeki reyting payı yükseltildi.

İddiaya göre polis, son aramalarda reyting ölçümünü sağlayan AGB-Nielsen şirketince dışarıya sızdırılan denek listelerine de ulaştı. Ele geçirilen bilgisayarlarda incelemeler sürüyor.

LİSTELER BERKÖZ'DEN

Soruşturmada gözaltına alınan isimlerden yapımcı Selçuk Çobanoğlu'nun 2008-2009 yılında İzmir Adliyesi'nde reyting olayıyla ilgili ifade verdiği öğrenildi. Çobanoğlu ifadesinde elinde listeler olduğunu ve bunu da Hilmi Berköz'den aldığını söylemiş. O yıl listelerde bulunan bazı deneklerin de ifadelerinde "Selçuk Çobanoğlu bizi aradı ve para karşılığı şu programları izlememizi istedi" dediği öğrenildi.

DENEKLER HARDDİSKLERDE

Operasyon kapsamında incelemeler yapılan AGB bilgisayarlarının yeterince güvenli olmadığı da uzmanlar tarafından tespit edildi. Denek listelerinin bulunduğu bilgisayarların paylaşım olanaklarının olduğu ve yeterince güvenli bir şekilde muhafazasının yapılmadığı belirlendi. İncelemelerde gizli kalması gereken fakat dışarıya sızdırılan denek listelerine de ulaşıldı. Ulaşılan listelerin hâlâ güncel olan listeler olduğu öğrenildi.

'PROGRAMI 30 KİŞİ İZLESİN YETER'

Reyting ölçüm işlerinin yapıldığı 2 bin 500 kişilik denek listelerinin sadece 1700'ünün aktif olarak kullanıldığı öğrenildi. Bir programın reytingde birinciliğe yükselmesi için mevcut 1700 denekten 30 kişinin aynı anda aynı kanalı izlemesinin yeterli olduğu kaydedildi. Böylelikle 'çok izlenen' programın yapımcıları 3 milyar liralık reklam pastasının çoğunda söz sahibi olma imkanına kavuştu.

CİHAZLAR UYKUYA YATIRILDI

Reyting ölçüm işlemlerini yapan AGB ile ilgili ilginç bir iddia daha ortaya atıldı. İddiaya göre başka bir programı izleyen deneklerin cihazları 'bozuk' olduğu iddiasıyla kapatılıyor. Böylelikle farklı programı izleyen o denek, ölçüm işlemine tabi tutulmuyor. Bu da izlenen diğer programlara yarıyor. Çünkü cihazı kapatılan denekler sistemden çıkmış oluyor. O saatte reyting ölçüm cihazı açık olan deneklerin sayısı azalmış olduğu için, reytingi yüksek tutulmak istenen programın genel toplam içindeki izlenme payı yüksek görünüyor. Sadece bu iddia bile, reyting ölçümünde 'hileli' işlemlerin kötü niyetli şirketlerce ne kadar kolay yapılabileceğini gözler önüne seriyor.

KIRPINTILAR ÇÖPE GİTMİYOR

Şike yapılacak programın rakiplerini izleyen deneklerin cihazını kapatarak ölçümde göstermeyen AGB, 1 dakikayı bulmadığı için ölçüme girmeyen izlenme oranlarında da hile yaptı. Biriktirilen 'kırıntılar' istenilen programın hanesine yazıldı. Reyting ölçümü için yapılan izlenme oranlarının '1 dakika' olması gerekiyor. '1 dakika'yı bulmayan izleme süreleri o programlara yansıtılmıyor. '1 dakika'nın altında olan izleme oranlarının bir havuzda biriktirildiği, bunun da reytingi hileli şekilde yüksek tutulmak istenen programlara aktarıldığı belirtiliyor.

'REKLAMLAR'DA ORAN YÜKSELİYOR

'Hileli reyting' sahtekarlığına ilişkin ortaya çıkan diğer bir iddia da reytingi bir anda yükselen reklamlarla ilgili. Buna göre, belli seviyede izlenme oranı olan bir program, reklama girdiğinde reytingler bir anda daha yüksek bir seviyeye çıkıyor. Reklam sırasında düşmesi gereken reytingin hileli şekilde yükseltilmesinin reklam pastasından daha fazla pay almak için olduğu belirtiliyor.


Şüpheliler serbest

İstanbul'da 'reyting' operasyonu kapsamında gözaltına alınıp tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen 3 kişi serbest kaldı. İzlenme oranlarıyla ilgili usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla reyting ölçüm ve yapım şirketlerine yönelik soruşturma kapsamında gözaltında bulunan 5 kişiden 3'ü tutuklama talebiyle Nöbetçi Üsküdar 2. Sulh Ceza Mahkemesi'ne sevk edilmişti. Mahkeme, Selçuk Çobanoğlu, Hilmi Berköz ve Celal Orçun Köktuna'yı ifadelerini aldıktan sonra serbest bıraktı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Uğur Akkuş ile Selçuk Alkaş da savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılmıştı. Böylece 'reyting şikesi' soruşturmasında gözaltında hiç kimse kalmamış oldu.


'Bizim kanalı izle nafakan karşılansın'

Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı'nın AGB şirketi tarafından evlerinde reyting ölçüm cihazı bulunan vatandaşların adres listesinin yapımcı firmalara sızdırıldığı iddiası üzerine başlattığı soruşturma geçmişte de benzeri olayların yaşandığını ortaya koydu. 2009 yılında İzmir Cumhuriyet Savcılığı'nca başlatılan soruşturmada AGB şirketinin evlerine cihaz yerleştirdiği vatandaşların listesinin bazı yapımcı firmalara sızdırılması sonucu yapımcı firmalar tarafından vatandaşlara para ve hediye eşya verilerek yönlendirildiği iddia edildi. Aynı dönemde evinde reyting ölçüm aleti bulunan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir vatandaş Yeni Şafak gazetesine para ve hediye aldıklarını doğruladı. İstanbul'da ikamet eden denek vatandaş, “Eve iki televizyon konuldu. Birine ölçüm aleti bağlandı. Bize nakdi para ve sürekli hediye eşyalar gönderdiler. Nafakamı karşılayacak kadar para aldım” diye konuştu.


'Banka soymak gibi'

Yapımcı Acun Ilıcalı, 'reyting şikesi' soruşturması hakkında konuştu. "Operasyonları sonuna kadar destekliyorum" diyen Ilıcalı, reytingde bir usûlsüzlük varsa bunun banka soymaktan farklı olmayacağını belirtti. Sözkonusu sahtekarlığın kendisinin de emeğinin çalındığı anlamını taşıdığını kaydeden Ilıcalı, "Polisin görevi, bir şekilde bizim mağduriyete uğramamızı engellemektir" diye konuştu.