
Türkiye’nin önde gelen sivil toplum kuruluşları tarihi bir sorumluluk üstlendi. Cihannüma Derneği, İHH İnsani Yardım Vakfı ve Dijital Hafıza Derneği tarafından hazırlanan "Suriye Raporu: Öngörüler, Teklifler ve Çözümler" başlıklı raporu kamuoyu ile paylaşıldı. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ev sahipliğinde açıklanan rapor; Türkiye'deki ve sahadaki STK'ların tecrübelerine dayanarak "toplumsal yeniden inşa" bilinciyle, bölgedeki siyasi istikrar ve normalleşme için Türkiye merkezli en kapsamlı çözüm perspektiflerinden birini sunuyor. Raporda sahadan elde edilen verilerle, siyasi istikrar ve toplumsal yeniden inşa için gerçekçi bir yol haritası çiziyor.
Suriye’de 15. yılına giren çok boyutlu krize karşı, Türkiye’nin önde gelen sivil toplum kuruluşları tarihi bir sorumluluk üstlendi. Cihannüma Derneği, İHH İnsani Yardım Vakfı ve Dijital Hafıza Derneği tarafından hazırlanan ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde tanıtılan "Suriye Raporu: Öngörüler, Teklifler ve Çözümler", bölgedeki kördüğümü çözecek somut bir projeksiyon sunuyor.
Öncelikli ihtiyaç kapsamlı anayasa
Rapor, Suriye’deki mevcut durumu 10 ana başlık altında analiz ederek, her bir sorun alanı için "Ne yapılmalı?" sorusuna yanıt veriyor:
Beşşar Esed sonrası şekillenen Ahmet Şara yönetimindeki yeni siyasi süreç için sağlıklı bir anayasa Suriye'nin öncelikli ihtiyacı.
"Suriye Raporu: Öngörüler, Teklifler ve Çözümler" raporu da Suriye’nin toprak bütünlüğünü esas alan, tüm tarafların temsil edildiği adil bir anayasa süreci önceliklendiriliyor.
Terörün tasfiyesi
Raporda bölgedeki terör örgütlerinin (PKK/PYD/YPG ve DEAŞ) tasfiyesi ile yerel güvenlik güçlerinin profesyonelleşmesi çözümün anahtarı olarak sunuluyor.
Mültecilerin "onurlu, güvenli ve gönüllü" dönüşü için sadece barınma değil, istihdam ve sosyal uyum projelerinin hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
15 yıla aşkın süredir ülkesinden ayrılmak zorunda kalan siviller içerisindeki genç kesimin önemine raporda ayrıca yer verildi. "Kayıp nesiller" oluşmaması için eğitim müfredatının birleştirilmesi ve akademik altyapının güçlendirilmesi teklif ediliyor.
Suriye'deki İsrail tehdidi
İsrail Tehdidine Karşı "Düzenli Ordu" ReçetesiRaporda, Suriye’nin savaş sonrası dönemde ağır bir toplumsal travma ve uluslararası güvensizlik mirasıyla karşı karşıya olduğu vurgulanırken, İsrail’in bu stratejik boşluklardan faydalanmasını önlemek için şu somut adımlar öneriliyor:
Rapor, sadece askeri değil siyasi risklere de dikkat çekiyor. Suriye’nin geleceğine dair başlıca risk alanları şöyle sıralanıyor:
Nitekim bölgedeki krizleri tetiklemek isteyen İsrail ve terör örgütleri Suriye'deki etnik ve mezhepsel farklılıkları kullanarak pek çok provokasyona zemin hazırladığı tecrübe edilmişti.
Türkiye’nin rolü: Toprak bütünlüğü ve kurumsal destek
Raporda Türkiye’nin konumu stratejik bir çözüm ortağı olarak tanımlanıyor. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığının, Şam’ın kurumsal ve güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesine destek verecek şekilde diplomatik kanallarla tamamlanması gerektiği ifade ediliyor.
Stratejik hedef: Tam egemen Suriye
Raporun nihai hedefi; Suriye’nin tam egemen, üniter ve istikrarlı bir devlet olarak yeniden yapılandırılmasıdır. Bu kapsamda kısa vadede BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı Kararı’nın uygulanması ve geçiş hükümetinin iç meşruiyetinin güçlendirilmesi hayati önem taşımaktadır.
STK'ların saha tecrübesi ve işbirliği
Analiz edilen çalışmada, İHH’nın sahadaki 15 yıllık insani yardım tecrübesi ile Cihannüma ve Dijital Hafıza Derneği’nin akademik analiz gücü dikkat çekiyor. Raporda, Suriye’nin sadece bir coğrafya değil, insanlığın bir "vicdan sınavı" olduğu belirtilerek şu ifadelere yer veriliyor:
Suriye'deki Türkiye denklemi: İstikrar ve güvenlik
Raporun sonuç bölümünde, Türkiye’nin bölgedeki varlığının bir işgal değil, istikrar ve güvenlik garantörlüğü olduğu altı çiziliyor. Bölgesel aktörlerle yürütülecek yeni diyalog zeminlerinin, Suriye halkının dayanıklılığı ile birleşerek "temkinli ama güçlü bir umut" üretebileceği ifade ediliyor.









