Üze tenri basmasar, asra yir telinmeser*

Yeni Şafak
00:0025/07/2005, Pazartesi
G: 29/05/2017, Pazartesi
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

'Türk' adının ilk kez geçtiği ilk Türkçe metnin kazıldığı Orhun Yazıtları ilk kez koruma altına alınıyor. TİKA, bölgeyi elden geçirerek hem bir müzeye, hem de anıtların bulunduğu alanı turizm bölgesine dönüştürüyor.

---------------------------------- manset -------------------------------------------
---------------------- manset ---------------------
  • MUSTAFA KARAALİOĞLU


    Moğolistan sınırları içinde bulunan Orhun bölgesindeki yazıtlar dikildikleri 732-735 yıllarından beri geçen zaman içinde ilk kez ciddi olarak ele alınıyor. Yazıtların varlığından haberdar olunduğu 1890 yılından itibaren ilk kez...

    Bu gerçek karşısında akla gelen ilk şey de hiç şüphesiz, "bugüne kadar nasıl olur da kimse Orhun Yazıtları'yla ilgilenmez?" sorusu oluyor. Cumhuriyet tarihinde ve modern zamanlarda atılan yüzlerce milliyetçilik ve Türkçülük nutku ihmali açıklamaya yetmiyor.

    "Türk" adının ilk kez geçtiği ilk Türkçe metnin yazıldığı, bu tarihi değeri yüksek anıtlarla Türkiye de mimari anlamda birkaç yıldır ilgilenmeye başladı. Şimdi, Türk İşbirliği Kalkınma Ajansı (TİKA) bölgeyi tamamen elden geçirerek hem bir müze kuruyor, hem de anıtların bulunduğu alanı turizm bölgesine dönüştürüyor. Türkiye Hükümeti de Göktürk (veya Orhun veya Bilge Kağan) Yazıtları'nın bulunduğu bölgeyle Karakurum'u bağlayan 45 kilometrelik yolun yapımını üstlenmiş bulunuyor. Başbakan Tayyip Erdoğan geçen hafta gerçekleştirdiği Moğolistan ziyaretinde yolun ilk harcını koydu.

    Yazıtlardan ilk haber 12. yüzyıldan

    Karakurum, Moğolların efsanevi komutanı Cengiz Han'ın başkenti. Şimdi oradan başlayan "Bilge Kağan Yolu"yla Orhun (Göktürk) Yazıtları'na kolaylıkla ulaşmak mümkün olacak.

    Türkiye'nin tarihi ihmali anıtların bulunuşunun hiç olmazsa 115. yılında telafi ediliyor. Aslında, anıtlardan ilk haber çok daha önce 12. yüzyılın büyük gezginlerinden Cüveyni'den geliyor. Cüveyni, kitabında Moğolistan'da üzerinde yazılar bulunan taşlardan bahsediyor. 1722'de ise İsveçli gezgin Stahlenberg de yazıtların varlığını duyurdu.

    Ancak, ilk bilimsel keşif 1889'da Rus bilim adamı Yedrintsev tarafından gerçekleştirildi. Yedrintsev, neler yazıldığını çözmese de yazıtların kopyalarını bilim dünyasına sundu. Ardından da Fin Arkeoloji Cemiyeti yazıtların atlasını yayınladı.

    Orhun Yazıtları'nın bir tarafı Runik alfabe ile yazılmış Göktürkçe, diğer tarafı da Çince'dir. Vezir Tonyukuk yazıtı ise tamamen Göktürkçe kazınmış...

    1891'de Rus Türkolog W. Radloff yazıtların Çince bölümünü okudu. Ama asıl deşifre Danimarkalı bilim adamı Villhem Themsen tarafından gerçekleştirildi. Themsen, Runik alfabeyle yazılan bölümü önce "tenri" ve ardından "türk" ve "kül tigin" kelimelerine ulaşarak çözmeyi başardı. 25 Kasım 1893'de tamamladığı deşifreyi, 15 Aralık 1893'de bilim dünyasına ilan etti. Böylelikle, Türk tarihinin bu bilinen ilk edebi metni ortaya çıkarılmış oldu.

    Orkun (Orhun) Vadisi'nde bulunan Bilge Kağan ve Köl (Kül) Tigin yazıtlarıyla onların yaklaşık 40 km uzağındaki Nalayh'daki Tonyukuk Yazıtları'nın çözülmesi tarih yazımı için de büyük bir referans teşkil etti. Bölgenin genel adı ise neredeyse bütün orta dönem Türk tarihiyle özdeş olan Ötüken'dir.

    Alfabedeki sır!

    Göktürk yazıtları tarihi önemi kadar barındırdığı gizemle de önemlidir. Çünkü, yazıtlardaki metinlerin Danimarkalı bir bilim adamı tarafından çözülmesi de insanlığın bir sırrıdır aslında... Çünkü, Göktürk kağanlarının yazıtlarda kullandıkları bu alfabe aynı zamanda ve aynı dönemde İskandinav ülkelerinde de kullanılan Runik alfabedir. Ve aynı alfabenin binlerce kilometre uzakta birbirlerinden habersiz olduğu bilinen iki farklı millet tarafından kullanılması merak konusudur. Dahası, yeryüzünde çözülmeyi bekleyen onlarca, yüzlerce büyük sırdan birisidir...

    Göktürk alfabesinde 38 harf bulunuyor. Bunların 4'ü sessiz, 26'sı ise sesli harf; diğerleri de ara seslerdir.

    Akan gözyaşlarım hiç durmadı...

    Bilge Kağan ve Kül Tigin iki kardeş, Tonyukuk ise onların veziridir. Göktürkler, bu üçlünün idaresinde son ve en parlak dönemlerini yaşadıktan sonra, 721 ile 734 arasında ard arda gelen ölümlerle güç kaybederek tarih sahnesinden silindiler. 552'de Bumin Kağan ve İstemi Kağan tarafından -ki, yazıtlarda her ikisine de büyük övgü var- kurulan devlet, 745'de yıkıldı.

    Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtlarında millete hesap veren ifadeler, geleceğe ışık tutan fikirler yer alıyor. Türk beylerine ve Türk milletine uzun tavsiyeler yapılıyor. Tonyukuk ise, daha çok dönemin sosyal hayatını anlatıyor. Üç büyük devlet adamı ve asker kudretli ve edebi bir dille oluşturdukları metinleri "bengü taşlar"a döküyorlar. Bilge Kağan, kendi yazıtında, kendisinde önce ölen ve kahramanlığıyla ün yapmış olan kardeşi Kül Tigin için "akan gözyaşlarım hiç dinmedi" diyecek kadar duygusal ifadelere de yer veriyor. Bütün bu sözleri taşlara bizzat kazıyan, yani anıtları yapan usta ise Bilge Kağan'ın yeğeni Yolluk Tigin... Aradan geçen yüzyıllar içinde kırılan yazıtlar bir araya getirildi ve şimdi de kalıpları alınıyor. Orijinaller saklanacak, kopyalar da sergilenecek. Yazıtların ilk kez 1890'da, okunmak istenirken kırıldığı da biliniyor.

    ÇİNLİLERİN ALTININA, TATLI SÖZÜNE KAPILMADIM!

    Bilge Kağan yazıtı hem edebi. hem askeri ve hem de devlet bilinci olarak değer taşıyor. Yazıttan bir bölüm, bu önemi ortaya koymaya yetiyor: "Ey ulusum, ey hanedanım! Sözlerimi dikkatle dinle! İleride gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar bütün milletler şimdi bana tâbidir. Şimdiki gibi, kargaşalık olmaksızın, Türk Kağanı, Ötüken'de oturursa, Türk yurdunda sıkıntı olmaz. Ben, Ötüken'de oturarak tek başına yurdu idare ettim. Çinliler'in altınına, gümüşüne, ipeğine, tatlı sözüne, değerli hediyesine kapılmadım. Bunlara kapılan ne kadar Türk'ün öldüğünü, Çin boyunduruğuna düştüğünü unutmadım. Tanrı yardım etti, Türk Kağanı oldum. Dağılmış ulusumu bir araya topladım... Atalarım o kadar ünlü kağanlardı. Sonradan bilgisiz, kötü kağanlar Türk tahtına oturdular. Onların kötü idaresi ve Çinlilerin hilesi yüzünden Türk ulusu zengin ülkelerini yitirdi. Bu yüzden Çinlilere beylik eden Türkler köle, Türk kızları cariye oldu... Türkler, Çin kağanına uyruk olup elli yıl onun acıklı ve utandırıcı idaresinde yaşadılar. Fakat Gök Tanrı, Türk'ün bu durumuna acıdı, Türk ulusu yok olmasın, eskisi gibi dünyanın en yüce milleti olsun diye, babam llteriş Kağan ile anam Elbilge Hatun'u Türkler'e kağan kıldı... Babam Kağan, doğudan batıya at koşturup Türk ulusunu topladı. Türk Devleti'ni ihya etti. Ey Türk Oğuz Beyleri! Üstten gök çökmedikçe, alttan yer delinmedikçe bil ki Türk ulusu, Türk yurdu, Türk devleti, Türk töresi bozulmaz. Ey ölümsüz Türk ulusu! Kendine dön! Su gibi akıttığın kanına, dağlar gibi yığdığın kemiklerine lâyık ol!.."

    Yazıtların diliyle günümüz Türkçesi arasında benzerlikler bulunuyor. Bir örnek...

    GÖKTÜRKÇE: "Budun atı küsi yok bolmasun tiyin, Türk budun üçün tün udımadım, kuntuz olımadım; inim Kül Tigin birle, iki şad birle ölüyitû kazgandım. Anca kazganıp biriki budunuğ ot sub kılmadım."


    TÜRKÇE: "Ulusun adı, sanı yok olmasın diye, Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kardeşim Kül Tigin ve iki şad ile ölesiye, bitesiye çalıştım. Bu kadar çalışıp, milleti dağıtmadım."
    BİLGE KAĞAN'IN HAZİNELERİ DE MÜZEDE

    Bölgede sadece anıtlar bulunmadı. TİKA tarafından yaptırılan ve Prof. Sadettin Gömeç tarafından yönetilen kazı çalışmaları sonucunda Bilge Kağan'ın hazinelerine de ulaşıldı. Hazineler şimdi, Moğolistan Milli Müzesi'nde yine TİKA tarafından yaptırılan bir bölümde sergileniyor. Kağan'ın tacı ve kemeriyle birlikte çeşitli ziynet eşyalarının da bulunduğu hazinelerin dönemin Türk medeniyetine ilişkin daha önce bilinmeyen birçok gerçeğin aydınlatılmasına yardımcı olacağı belirtiliyor. Orhun Vadisi'nde yazıtlar ve hazinelerin dışında birçok başka esere de ulaşıldı. Mesela, Türk tarihinde önemli yer tutan ve hem ölen Türkler ve hem de savaşta öldürülen düşman askerleri için hazırlanan 'balbal'lar, anıt taşlar, küçük aletler.

  • (*YUKARIDA GÖKYÜZÜ ÇÖKMEDİKÇE, AŞAĞIDA YER DELİNMEDİKÇE)


    ----------------- imza------------------

    ----------------- imza------------------



  • #Arşiv
    #Yeni Şafak Arşiv