Hayat Azerbaycan işgale son vermekte kararlı

Azerbaycan işgale son vermekte kararlı

27 Eylül`de Ermenistan`ın saldırısından sonra Azerbaycan ordusunun başlattığı karşı taarruzla 26 yıldır işgal altında olan Azerbaycan toprakları işgalden kurtarılmağa başladı. Resmi bilgilere göre, Azerbaycan ordusu 2 hafta içinde 2 kasaba, 1 şehir ve 34 köyü işgalden kurtardı. Resmi olmayan bilgilere göre ise daha birkaç kasaba ve şehir Azerbaycan ordusunun kontrolünde ama bu kasaba ve şehirlerin çevresindeki dağlar işgalci birliklerden temizlenmediği için resmi olarak açıklanmıyor.

Haber Merkezi Yeni Şafak
Fotoğraf: Arşiv
Fotoğraf: Arşiv

DR. CAVİD VELİYEV - ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANALİZLER MERKEZİ

İşgalci birliklerin beton tüneller ve yüzlerce hendekten oluşan savunma hattını kısa sürede dağıttı. Bunun da ötesinde Azerbaycan SİHA ve kamikaze droneların aktif desteği ile işgalci birliklerin askeri-teknolojik gücünü yok etti. Bundan başka Azerbaycan ordusu Ermenistan`la işgal altındaki Azerbaycan topraklarını bağlayan iki koridordan birini görsel olarak kontrol altında tutabilen Murovdağ yüksekliğini işgalden kurtardı. İkinci koridor olan Laçin koridorunu ise uzaktan toplarla vurabiliyor. Dolayısıyla işgalci Ermenistan`ın işgal bölgelerine silah ve asker göndermesi eskisi kadar kolay değil.

Neden şimdi?

26 yıldır işgalin devam etmesine rağmen şu ana kadar ilk defa bu çapta bir çatışmanın olması her kes tarafından “neden şimdi” sorusunun sorulmasına neden oldu. Aslında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev`in açıklamalarına baktığımız zaman bu çatışmanın neden şimdi ortaya çıkmasını anlamak mümkündür. Birincisi, son 26 yıldır Minsk Grubu çerçevesinde devam eden barış ve çözüm görüşmelerinin sonuç vermemesidir. İkincisi, Nikol Paşinyan`ın başbakanlığı döneminde Ermenistan`ın atmış olduğu provokatif adımlardır. Nikol Paşinyan iktidara geldikten sonra Cumhurbaşkanı İlham Aliyev`le görüşmüş ve bu meseleyi çözmeye niyetli olduğunu açıklamış ve bir süre istemişti. Azerbaycan da iyi niyet göstererek bir süre vermişti. Fakat 2019 yılında bir anda Paşinyan yönetimi provokatif açıklamalarla gerginliğin artmasına neden oldu. Kimilerine göre, Paşinyan`ın amacı ülke içinde iktidarını pekiştirmek için zaman kazanmaktı ve o zamanı kazandıktan sonra açıklamaları radikalleşti. Bazı yorumlara göre, ise iç politikada Karabağ`ın Ermeni klanı ile girdiği rekabet dolayısıyla radikalleşti. Kısacası Nikol Paşinyan da kendisinden önceki politikacılardan farklı olmadı ve kısa sürede iktidarını korumak adına radikal ve provokativ söylemlere sarıldı.

Paşinyan`ın 2019 yılın Ağustos ayında Azerbaycan`ın işgal altındaki topraklarına giderek “Karabağ Ermenistan’dır” sözlerini sarf etmesi aslında sonun başlangıcı oldu. Ardından 2020 yılının Nisan ayında işgal altındaki Azerbaycan topraklarında yeni bir yasadışı seçim yapıldı ve Azerbaycan`ın tarihi kültürel şehri Şuşa`da oyuncak bir yemin töreni düzenlendi. Daha sonra olarak işgal altındaki bölgelerde kurulan kukla yönetimin başkenti olarak Şuşa`yı ilan edeceklerini söylediler. Buna paralel olarak Suriye ve Lübnan`da yaşayan Ermenileri nümayişlerine bir şekilde işgal altındaki Azerbaycan topraklarına yerleştirdiler. İşgal altındaki Azerbaycan`ın yer isimlerini değiştirdiler ve Azerbaycan`ın tarihi yerlerini Azerbaycan Türk kültürüne yabancı olan motifler temelinde restore ettiler. Kısacası bir taraftan Azerbaycan`ın izlerini işgal altındaki topraklardan silmeye çalışırken, diğer taraftan Azerbaycan`ın bu durumu kabulleneceğini düşündüler.

Bunun da ötesinde sürekli Azerbaycan`ı yeni topraklar işgal etmekle tehdit ettiler. 2019 yılında Ermenistan`ın Savunma Bakanı Davit Tonoyan Nyu-York`ta Ermeni diasporası karşısında konuşurken. Azerbaycan`ı yeni topraklar işgal etmekle tehdit etti. 2020 yılının Temmuz ayının 14`de Tovuz bölgesine saldırdılar. Ermeni yetkililer sık-sık Azerbaycan`ın enerji ve taşımacılık projelerini vurmakla tehdit ettiler. Ağustos ayında bir Ermeni timi sızma girişimde bulundu ve tim komutanı yakalandı. Bütün bunlarla Ermenistan Azerbaycan`a baskı uygulayarak diplomatik müzakerelerde de üstün taraf olmaya çalışmaktaydı. Bu nedenden dolayı Nisan 2020`de Madrid ilkelerinden çekildiklerini ve bundan sonra görüşmeleri bu çerçevede yürütmeyeceklerini duyurdular. Ermenistan bütün bunları yaparken Minsk Grubu eş başkanı ülkeleri Ermenistan`a karşı hiçbir tepki vermediler ve Azerbaycan`ın uyarılarına rağmen vermekten kaçındılar.

Ermenistan savaşı yaymaya çalıştı

27 Eylül`de başlayan çatışmalarda Ermenistan`ın işgalci ordusunun geri çekilmesi onun için ciddi sorunlar yarattı. Bunun karşısında Ermenistan bir taraftan savaşı genişletmeğe çalışırken diğer taraftan, sivillere yönelik saldırılar yapmağa başladı. Özellikle Ermenistan topraklarından füzelerle hem sivil hedefleri vurdu, hem de Azerbaycan`ın strateji yerlerini vurmağa çalıştı. Ermenistan uzun zamandır bu savaşa ya Rusya`yı direk, ya da Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) çerçevesinde dahil etmeğe çalıştı. Bunun için savaşın Ermenistan topraklarına sıçraması gerekiyordu ve o nedenle füze saldırısını Ermenistan topraklarından yaptı. Amacı Azerbaycan`ın Ermenistan`ın askeri hedeflerini vurmasını sağlamak ve savaş Ermenistan topraklarında devam ediyor mesajını vermekti. Bu noktada Paşinyan`ın 3 defa Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin`i aramasından sonra Putin bir açıklama yaparak, biz KGAÖ çerçevesinde sorumluluklarımızı yerine yetirmeye hazırız, fakat savaş Ermenistan topraklarında yaşanmıyor, açıklaması Ermenistan acısından tam bir hayal kırıklığı oldu. Vladimir Putin`in bu açıklamasından hayal kırıklığına uğrayan Ermenistan Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov aracılığı ile süreci lehine dönüştürmeğe çalıştı.

Moskova`da açıklanan geçici insani ateşkes

Aslında çatışmalar başladığı günden Paşinyan sürekli olarak bütün liderleri arayarak ateşkes sağlanması için çalıştı. Dünya liderlerinden ise sorunun çözümüne ilişkin öneriler yerine işgali pekiştirecek ateşkes çağrıları geldi. Bunun da ötesinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron`un birbiri ile çelişen açıklama ve tutumları ise tepkiyle karşılandı.

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin`in daveti ile Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Zöhrab Mnatsakanyan arasında ateşkes hakkında bir açıklama ilan edildi. Bu bir anlaşma değildi ve geçici bir açıklama idi. Dört maddelik açıklamanın hazırlanması için taraflar arasında 11 saatlik görüşmelerde açıklanan dört maddelik bildiriye Ermenistan tarafı kendi şartlarını dahil etmeye çalışsa da başarılı olamadı. Moskova`nın girişimi ile açıklanan insani ateşkes bildirisi 48-72 saat içinde esir ve cenazelerin değiştirilmesi amacı taşımaktaydı. Bu açıklamanın kalıcı olması için tarafların daha kapsamlı bir ateşkes anlaşması imzalaması gerekiyordu. Bu noktada Azerbaycan`ın taleplerini Cumhurbaşkanı İlham Aliyev açıklayarak, Ermenistan`ın işgal altındaki topraklardan çekilmesi için bir takvim sunması, bu takvimin AGİT Minsk Grubu tarafından onaylanması gerektiğini söyledi.

Fakat insani ateşkes anlaşması imzalandığı andan itibaren Azerbaycan`da kamuoyu ona güvenmedi. Ortak kanı Ermenistan`ın temel amacının süre kazanarak güç toplaması ve yeniden saldırmasıydı. Nitekim ateşkes açıklamasından hemen sonra Ermenistan`a çeşitli ülkelerden silah gönderildiği haberleri yayılmağa başlandı. Ateşkesin başladığı gün Ermenistan tarafı gece saat 02.00-da herkesin uyuduğu bir saatte Azerbaycan`ın ikinci büyük şehri Gence`ye Toçka-u füzesiyle saldırdı. Bu saldırı sonucu 11 sivil hayatını kaybederken, 35 kişi de yaralandı.

Türkiye sürece dahil olmalı

Azerbaycan resmi yetkililer sürecin başından itibaren Türkiye`nin masada olması gerektiğini savundu. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yaptığı açıklamalarda Türkiye`nin hukuken olmasa da fiilen sürece dahil olması gerektiğini savundu. Bunun temel nedeni Fransa, ABD ve Rusya`dan oluşan Minsk üçlüsünün faaliyetinin sonuç vermemesiydi. Türkiye politik ve manevi açıdan Azerbaycan`ın haklı mücadelesini destekleyerek sorunun çözümü açısından önemli rol oynayabileceğini ortaya koydu. Türkiye-Azerbaycan arasında imzalanan Stratejik İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma hakkında anlaşma da işgalin bitmesi açısından Azerbaycan-Türkiye ikilisini kuvvetli kılmaktadır. Türkiye de ister politik liderler, isterse savunma bakanlığından yapılan açıklamada Azerbaycan`ın istediği her türlü desteği vermeğe hazır olduklarını vurgulaması bu anlamda verilen açık mesajdı.

Azerbaycan`ın bu talebine karşı Ermenistan tarafı Rusya`yı sürecin içine daha fazla dahil ederek cevap vermeğe çalıştı. Sergey Lavrov Minsk Grubu formatının değişmesinin mümkün olmadığını açıklayarak Türkiye`nin sürece dahil olmasına karşı olduklarının mesajını verdi. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan Vladimir Putin`i arayarak Rusya barış birliklerinin bölgeye yerleştirme teklifinde bulundu. Öte yandan, resmi olmayan bilgilere göre, Moskova`da müzakere olunan ateşkes açıklamasında da Ermeni tarafı aynı teklifi yaptı, fakat Azerbaycan kabul etmedi. Bu da kabul görmeyince Ermenistan ateşkesi gözlemlemek adına gözlemci bir birliğin gelmesi teklifini yaptı. Tabii ki, bütün bunların amacı bölgede işgali ve statükonu korumak adına desteği sağlamaktı.

Sonuçta Azerbaycan ordusu başarılı bir operasyonla hem askeri, hem de diplomatik açıdan pozisyonunu kuvvetlendirdi. İşgalin bitmesi için sonuna kadar gideceğiz diyen Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, eskisi gibi statükonun ve cephe hattının olmadığını açıklayarak işgali bitirmek konusunda Bakü`nün kararlı olduğunu gösterdi. Türkiye-Azerbaycan arasında askeri ve savunma teknolojileri alanında işbirliği, Ankara`nın politik ve manevi desteği ise Azerbaycan`ın hedefine varması açısından önemli bir destek olarak değerlendirilmektedir.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.