
Yazar-editör Didem Demirel’e çocuk edebiyatı ile ilgili sorularımızı yönelttik. Demirel, “Çocukların yaşadıkları dünyanın problemlerini, ‘kusurlarını’ fark etmeye, bilmeye hakları var. Kitaplar aracılığıyla zor konuları anlatabiliriz çocuklara. Elbette onları bu zor konularla baş başa bırakmadan.” diyor.
Yazar-editör Didem Demirel’e çocuk edebiyatı ile ilgili sorularımızı yönelttik. Demirel, “Çocukların yaşadıkları dünyanın problemlerini, ‘kusurlarını’ fark etmeye, bilmeye hakları var. Kitaplar aracılığıyla zor konuları anlatabiliriz çocuklara. Elbette onları bu zor konularla baş başa bırakmadan.” diyor.
“Dünyaya ait problemler” dersek daha doğru olur sanırım. Çocukların yaşadıkları dünyanın problemlerini, “kusurlarını” fark etmeye, bilmeye hakları var. Kitaplar aracılığıyla zor konuları da anlatabiliriz çocuklara. Elbette onları bu zor konularla baş başa bırakmadan. Onların kitabın içinden sonunda huzura kavuşturan bir tecrübeyle geçmesini sağlayarak kitap okuma keyfi dışında bir de tohum ekmiş oluruz içlerine. Kendine ait bu tohumu çocuk istediği zaman, gerek gördüğü zaman mutlaka yeşertecektir. “Kusurlu” olduğunu düşünen, dünyadan ve insanlardan uzaklaşan bir kız çocuğunun dönüşüm hikâyesi Süper Olacak Koyun. “Kocaman” bir derdi var ve dünya çok büyük. Kendini kaybolmuş hissediyor adeta. Ama dünyadan uzaklaşıp ona uzaktan baktığında aslında dünyanın da ne kadar küçük olduğunu, yalnız olmadığını fark ediyor. Bu fark ediş sadece kendi “kusuruna” değil, tüm herkesin, her şeyin kusuruna bir kabul. Çünkü insanız. “Dünya, koca koca dertlerin sığabileceği kadar büyük değildi. Buna hep inanırdı ama bu kez kendi gözleriyle görmüştü. Artık hiçbir şey için Dünya’ya küsmeyecekti.” Sorunuza cevaben bunun bir sorumluluk yüklemek değil farkındalık kazandırmak olduğunu söyleyebilirim.
Her çocuk kitap okumayı sevse keşke ama bu çok kolay bir şey değil. Üstelik çok daha renkli albenili alternatifleri varken. Alternatif dedim ama ben kitap okumanın bir bilgisayar oyununa alternatif olmasını asla gerçekçi bulmuyorum. Kitap okumak oyun oynamak ve kişisel ihtiyaçlar birbirinin yerine geçemez. Çok önemsiyorum okumayı ama çocukların isyanlarını da anlayabiliyorum. Oyuna fazla daldığında çocuk hemen şöyle bir şeyle karşılaşıyor: “Al biraz da kitap oku!” Bu cümleyi çoğunlukla çok istediği bir şeyi yaparken duyuyor ve içten içe sinir oluyor kitaplara. O yüzden belki çaktırmadan bir şeyler yapabiliriz. Örnek olmak, kendi kitabını seçmesine müsaade etmek, biraz da sabırlı olmaktan başka her şey zorlamak demek olacak ve bence ters tepecek. Bir de kendi başına okumaya başladığında çocuğu hemen kitapla baş başa bırakmayabiliriz. Çünkü aslında sevmediği şey kendi okuma hızı ve becerisidir belki de. O zamana kadar ebeveyninden dinlediği kitaplar birden kekelemeye başladığında bundan hoşlanmayabilir. Hatta kendi okumaya başladığında ebeveyniyle geçirdiği o keyifli vakit birden kesiliyorsa işte size kitaplara sinir olmak için bir sebep daha. İki çocuğum var ve bütün bunları kendime de hatırlatmış olayım.
Masal dinlemek çocuğun hayal gücünü şekillendiren, dil becerilerini geliştiren ve duygusal bağlar kurmayı sağlayan çok özel bir deneyim, evet. Ama masal anlatmak sadece bir hikâye paylaşımı değil. Aynı zamanda ses tonu, yüz ifadesi ve hatta dokunuşlarla hayal üretme işidir.
Birlikte yapılan bu “hayat üretme işi” kitaplar vasıtasıyla da gerçekleştirilebilir. Kitap okuma anları da tıpkı masal anlatımı gibi bir bağ kurma fırsatına dönüşebilir. Ben bu konuda çok şanslı bir çocuktum. Annemden sık sık masallar dinlerdim. Hatta o zamanlar çocuk kitapları çok olmamasına rağmen evimizde epey çocuk kitabı vardı. Bazen okur, bazen anlatırdı annem. Bazen yorgun olurdu bu kez de şarkı söylemesini isterdim. Aslında sesini duymak, paylaşımda bulunmaktı istediğim. Bunu şimdi adlandırabiliyorum tabii. O zamanlar “bi daha bi daha” diyebiliyordum sadece. Çocuklara masal anlatan büyüklerin kalmadığını düşünmek istemiyorum. Şu an büyükler biziz üstümüze düşeni yapalım. Zaten biz yapmasak da uyku vakitlerini bir düşünün. Çocuklar nasıl da konuşkan oluyorlar birden.
Bu durum çocuk yayıncılığında üretkenliğin arttığını, çocuk edebiyatına olan ilginin büyüdüğünü, daha çok çocuğun kitaplarla buluştuğunu gösteriyor. Bunlar çok kıymetli. Ancak bu büyümenin gerçekten nitelikli bir gelişim olup olmadığından emin değilim. Günümüzde her şeyde başımıza dert olan hız, kitap üretiminde de büyük sorunlara ortam hazırlayabilir. Hızlı üretim adına dilin kullanımı, edebi nitelik yoksunluğu gibi bazı çok önemli unsurlar çocuk kitaplarında da göz ardı edilmemeli. Hatta özellikle çocuk kitaplarında edilmemeli çünkü okuma alışkanlığı çocukken elde edilir. Çocuklarımıza kitap okumayı sevdirmeye çalışırken onların eline yavan kitaplar vermek elbette ki ters tepecektir. Bu yüzden ebeveynler, okul listelerini hazırlayan öğretmenler çocuklara kitap seçerken nitelikli edebiyat kriterlerini taşıyıp taşımadığına dikkat etmeliler. Ve evet kendileri de okumalılar.
Çocuklar için “en iyi seçenek”
Figen Yaman Coşar’ın kaleme aldığı Şehreküstü Apartmanı; Her Şeyin Değiştiği Gün, Nasıl Fikir Ama!, İyi Ki Büyümüşüm, En İyi Seçenek ve Süper Zeynep isimli beş kitaptan oluşan bir set. Hikâyelerin temelinde, demans hastası babaannesine destek olmak amacıyla ailesiyle İstanbul’dan Bursa’ya taşınan Toprak ve serebral palsi hastası Zeynep var. Toprak’ın babaannesi Şakayık Hanım’ın müstakil evi kentsel dönüşüm nedeniyle artık bir apartman dairesi ve apartmanın adı da Şehreküstü. Şehir hikâyeleri yazmayı seven Coşar, bu sette okuru Bursa tarihi ve kültürüyle tanıştırıyor. Satır aralarında şehrin tarihi kişiliklerini, yemeklerini, oyunlarını, gelenek ve göreneklerini öğreniyoruz. Esprili bir dille kaleme alınan hikâyelerde komşuluk ilişkilerine, aile ve kültürel miras kavramına, kent kültürüne de değiniliyor. Serinin dördüncü kitabı “En İyi Seçenek”in Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2024 Çocuk Edebiyatı Ödülü’ne layık görüldüğünü de hatırlatmakta fayda var. 8 yaş ve üzeri için. .
Şehreküstü Apartmanı (5 Kitap), Figen Yaman Coşar, Erdem Çocuk, Aralık 2024, 400 sf.f.
Sihirli değnek masallarda kalsın!
Hepimiz bazen “Keşke bu işleri benim yerime yapan biri olsaydı.” diye düşünürüz. Kahramanımız Nana da böyle düşüncelere daldığı günlerden birinde sihirli bir değneğin bütün sıkıntılarını gidereceğini düşünüyor. Annesi her ne kadar bir isteğin hemen gerçekleşmesinin her zaman iyi olmadığını, çaba göstermek gerektiğini söylese de o, kolları sıvıyor ve kendisine sihirli bir değnek yapıyor. Gerçek Süper Güç, her yaştan okura zor, sıkıcı, yorucu gibi görünen işler tamamlandığında başarmanın hazzını yakalamanın ne kadar kıymetli olduğunu, anı yaşamanın verdiği lezzeti, emek vermenin önemini hayatın içinden olaylarla nahif bir dille sunuyor. 6 yaş ve üzeri için.
Gerçek Süper Güç, Emine Arlı, Timaş Çocuk, Aralık 2024, 32 sf.
Merhaba, sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynak oluşturur. Lütfen diğer kullanıcılara ve farklı görüşlere saygı gösterin. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanmayın.
İlk yorumu siz yapın.