
Peygamber Efendimiz’in (sav) doğduğu gece olan Mevlid Kandili’ni iki gün sonra eda edeceğiz. Bu güzel günün öncesinde, Efendimiz’in (sav) yeme içme konusundaki alışkanlıklarını ve nasihatlerini okuyup hayatınıza katabilirsiniz.
Bir kez daha Efendimiz Rasulullah (sav) hakkında yazmak şerefine nail olmayı nasib eden Allah’a şükür ile…
İki gün sonra Mevlid Kandilini eda edeceğiz. Efendimiz'in (sav) alemlere nur olmak için yeryüzüne teşrif ettiği bugünde, O’nun (sav) yeme içme alışkanlıkları, davranışları ve nasihatleriyle de her alanda olduğu gibi beslenmede bize gösterdiği yolu izlemenin duacısıyız.
Osmanlı ordularını gözlemleyen Avrupalı seyyahların dikkatini çeken en önemli unsurlardan biri askerlerin yeme disipliniydi. Onlara göre “peygamberleri gibi yemeyi” alışkanlık edinen Osmanlı askerlerini savaş sırasındaki zorluklar etkilemiyordu. Şüphesiz “İnsan yediği şeydir” diyen Alman filozof çok haklıdır. Ve nefsin terbiyesi biraz da boğazdan geçer. Yeme içmeye karşı düşkünlüğünü azaltmış, yiyeceğini az da olsa paylaşmayı öğrenmiş bir insan, kamil olma yolunda büyük bir adım atmış demektir. Bütün bunları Efendimiz (sav)’den öğreniyoruz. Çünkü O (sav) hem böyle yedi hem böyle tavsiye etti.
YEMEĞİ YAPANA GÜZEL SÖZLER EDİN
Ne yediğimiz önemlidir. Hem madde bakımından hem mana bakımından. Helal ve temiz olması gerektiği bize açıkça buyrulmuştur. Kendimiz de helal ve temiz olanı, tertemiz bir hal ile yemeliyiz. Bugün TV programlarındaki yaygın alışkanlığın aksine, yemeğe ve yemeği yapana güzel sözler etmeliyiz. Yemeği bir hediye olarak sunmalı, komşumuzun açlığı, tokluğunu düşünmeli, önemsemeliyiz. Her ne kadar, lüks gibi düşünülüyor olsa da yemek, hepimizin günde en az iki defa yapmak zorunda kaldığı bir eylemdir. Ve işe “ekmek parası” için gideriz, “ekmeğimizin peşinde”yizdir. Günü öğünlerden yola çıkıp sabah, öğle, akşam diye böleriz. Ve gıda fiyatlarındaki artış hepimizi etkiler. Demek ki yemek, bir zevkten ötedir. Hz. Ali “Kırk gün et yemeyenin ahlakı bozulur, kırk gün et yiyenin kalbi katılaşır” buyuruyor. Yediklerimiz bedenimiz kadar ruhumuzu da etkiliyor. Tıka basa yerken, hem bir sünnetten uzak kalıyor, hem nefsi besliyor hem hastalıklara yol açıyor, hem de irademizi zayıflatıyoruz. Bundandır ki oruç bize farz kılındı ve bundandır ki dervişlik, “Bir lokma, bir hırka” demektir. Bu güzel günün öncesinde, Efendimiz'in (sav) yeme içme konusundaki alışkanlık ve nasihatlerini okumakla kalmayıp mümkün olduğunca hayatımıza katmaya çalışalım. Hem bedenimizi, hem ruhumuzu Efendimiz'in (sav) usulüyle en güzel şekilde besleyelim. Mevlid kandilinde pişirmek üzere, Efendimiz'in (sav) sofrasından birkaç tarifi paylaşalım. Şimdiden hakkıyla idrak edebildiğimiz, ihya edebildiğimiz bir Mevlid Kandili diliyorum. İyi pazarlar.

Hays
Enes (ra) şöyle dedi: “Resûlullah (sav) Safiyye binti Huvey’i azat etti ve onunla evlendi . Azat edilmesini onun mehri kıldı. Velime olarak da hurma, süzme yoğurt ve yağdan yapılan hays yemeği verdi.”
Ümmü Seleme (r.anha) annemize haber gönderip on dirhem istedi . Gelen parayı Hz. Ali’ye uzattı ve: “Ya Ali! Bir miktar hurma, biraz tereyağı biraz da yoğurt al gel” buyurdu.
Hz . Ali siparişleri alıp huzura getirdi. Efendimiz (sav) hurmaları bir kaba boşaltıp mübarek elbisesiyle ezdi. Biraz un, yoğurt ve tereyağı ile karıştırarak tatlı bir düğün yemeği yaptı. Arapların meşhur “hays” adını verdikleri bu yemeği tabaklara koydu.
400 gr tam buğday unu
250 gr hurma
5 yemek kaşığı tereyağı
5 yemek kaşığı süzme yoğurt
Hurmaları yıkayalım ve ıslak bırakıp hafifçe yumuşamasını sağlayalım. Çekirdeklerini çıkartıp parçalayalım. Hurma, yoğurt ve tereyağını iyice yoğuralım. İçine yavaş yavaş un ilave edelim. İyice yoğurduktan sonra şekil verip, yarım saat dinlendirelim ve servise alalım. Afiyet olsun.

Hazira
Muhammed İbnu’r-Rabî el-Ensari şöyle dedi: “Bedir Savaşı’na katılmış ve ensardan olan İtban İbni Mâlik, Resûlullah’a (sav) gelip şöyle dedi: ‘Ey Allah’ın Resûlü (sav) bana gelip evimde namaz kılmanı ve orayı namazgâh edinmeyi temenni ederim .’ Allah Resûlü (sav), ‘Evine gelip namaz kılacağım inşallah’ dedi…. Resûlullah (s.a.v.) oraya girip tekbir getirdi . Biz de onun arkasında saf tuttuk ve bize iki rekât namaz kıldırdı. Sonra selam verdi. Onun için yaptığımız ‘hazira’ yemeğini yemesi için onu alıkoyduk.”
İmam Buhârî’nin kitabında anlattığına göre; hazira yapılırken, etler küçük küçük doğranır . Bol suda haşlanır. Un eklenir ve kaynatılır.
100 gr doğranmış yağlı koyun eti
2 yemek kaşığı tam buğday unu
1 lt su
Bir fiske tuz
Bir tencerede koyun etini kavuralım. Ardından tam buğday ununu ilave edip kavurmaya devam edelim. Tuzu ilave edip, suyu yavaş yavaş ekleyelim. Hafifçe koyulaşana kadar kaynatalım. Servise hazırdır. Afiyet olsun.







