Gam ve bela, kerbela…

Rahim Parlar
00:0010/11/2013, Pazar
G: 9/11/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Gam ve bela, kerbela…
Gam ve bela, kerbela…

Aylardan Muharrem. Günlerden aşure. Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt Kerbela''da tarihin en acı katliamına maruz kalmıştı. O günün gerçek anlamı hala anlaşılmış değil ki, İslam coğrafyasının her köşesinde bugün de nice kerbelalar yaşanıyor.

Müslümanlar bu günlerde Muharrem ayı ile ilgili çeşitli etkinler yapıyor. Yıl Hicri 61. Aylardan Muharrem. Günlerden aşure. Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt Kerbela''da önce susuzluğa mahkûm edilmiş ardından tarihin en acı katliamına maruz kalmıştı.

İslam coğrafyasının her köşesinde bugün farklı boyutlarda Kerbela yaşanıyor. Yaşanan acılar bir Şii-Sünni çatışması değil elbette. Ancak Hz Hüseyin''in kıyamı hala anlaşılmamaya devam ediyor. Geçmişte olduğu gibi bugün de kardeşin kardeşe kastettiğini, kardeşin kardeşi acımasızca katlettiğini görüyoruz bu coğrafyada. Mısır''da, Suriye''de, Irak''ta, Yemen''de ve nicelerinde…

Hz. Hüseyin''in şehadetinden, kim intikam, husumet, ayrışma çıkartabilir ki. Hz. Hüseyin ne intikam, ne de tefrika için mücadele etmişti Yezit ile. Aslında O, fesad ve zulüm karşı, ceddinin ümmetini ıslah etmek, marufu emir, münkeri ise nehyetmek amacıyla kıyam etmişti.

HÜSEYİN''İN KANI

O gün, İslam ümmetinin ve medeniyetinin kaderinin tayin edildiği gündü. Hz. Muhammed''in (s.a.a) getirdiği İslam''ı yaşamak isteyenlerle, gücünü zulümden alanların vaat ettiği İslam''ı yaşamak isteyenlerin yollarının ayrılacağı gündü. Öyle ki bu iki yolun ne olduğu anlamakta güçlük çeken araf sakinleri çaresizce bu yollardan birini seçmek zorunda kalacaktı. Hakkin, hakikatin anlaşılması için, İslam beldelerini uyandıracak bir hareket farz olmuştu. Öyle ki bir ilahî kan gerekliydi. Ve bu kan Hz Hüseyin''in kanıydı.

İşte o günden bu yana, Hüseyin''in kanı hala o çölde... Kılıçların açtığı yara henüz kapanmış değil. O günün gerçek anlamı hala anlaşılmış değil ki İslam coğrafyasının her köşesinde bugün de nice kerbelalar yaşanıyor.

Muharrem ayı ve Aşura gününün önemini, Sünni ve Şia mezheplerinde nasıl algılandığını Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Mustafa Öz''le konuştuk.

Hz. hüseyin''in şehadeti tüm müslümanlar için derin ızdırap kaynağıdır
Hocam, Aşura günü ne anlam gelmektedir, tarihe neyi ifade etmektedir?

Aşure, Aşura veya Aşur kelimesi 10. anlamına gelir. Muharrem ayının 10. gününe tekabül eder. Hz. Nuh ve Hz. İbrahim geleneğine sahip olan dinlerde kutsal gün kabul edilir. Bugün, Hz. Âdem''in tövbesinin kabul olduğu, Hz. Davud''un kusurlarının affedildiği gündür. Hz. Yusuf''un kuyudan çıktığı, Hz. Yunus''un balığın karnından kurtulduğu gündür. Hz. Musa ve Hz. İsa''nın doğum günü, Hz. Süleyman''a hükmün verildiği gündür. Ayrıca Hz Peygamberin geçmiş ve gelecek bütün zellelerinin affedilmesi de bugüne denk gelmektedir. Yahudilikte, Hz. Musa''nın Firavun''un zulmünden halkını kurtarması da bugüne tekabül ettiğine inanıldığından kutsaldır. Lakin bunlar kesin şeyler değildir. Kesin olan bu günde Hz Hüseyin''in şehadetidir.

Muharrem ayında neden oruç tutuyoruz?

Hz Muhammed (s.a.v.), Hz. Musa''ya yakınlığı nedeniyle, Mekke''den Medine''ye hicret etmeden evvel ümmetine Muharrem ayının 9, 10 ve 11. günlerinde oruç tutulmasını tavsiye etmiştir. Ancak Ramazan orucunun farz olmasıyla bu ayda oruç tutulması serbest bırakılmıştır. Müstehab olarak kabul edilmiştir.

Şia mezhebine mensup Müslümanların aşureyi mateme dönüştürmesinin sebebi nedir?

Şialar için Hz. Ali''den çok Hz. Hüseyin''in şahadeti daha büyük anlam ifade eder. Çünkü Hz Hüseyin üçüncü imamdı. Bu vesileyle de zalim Emevi idaresine, dinde oluşturulan bidatlere karşı baş kaldırmış ve bu uğurda da başını vermiştir. Bu durum da, Hz. Hüseyin''in, Şia mezhebinin imamlığının yanı sıra, Peygamber evladı olması Şialar tarafından ileri derecede önemsenmesine neden olmuştur. Şialar tarafından bu olaya verilen önem, yas geleneğinin Sünnilerden farklı olarak sürdürülmesine yol açmıştır.

Aşura gününü farklı mezhepler farklı ritüellerle anıyorlar. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Alevi toplumlarda 10 muharrem bir matem günüdür. Bu olayın meydan merasimlerinde ya da taziye çadırlarında anılması, Şii âlimlerce de işin folklorik tarafı olarak kabul edilmiş, engellenmemiştir. Böylece, matem geleneği sayesinde Hz Hüseyin''in mücadele gayesi günümüze kadar canlı tutulmuştur. Bu gün, Sünni kesimde de Kerbela olayına derin ıstırap duyulmaktadır.

Sevinç ve hüzün bir arada...

Hicri 61. yılın Muharrem ayının onuncu günü, Aşura günüdür. Ehl-i Sünnet ve Şia arasında önemli bir ayrışma noktasıdır bu olay. Ehlisünnet âlimlerinin ''elimizin karışmadığı şeye dilimiz de karışmasın'' mantığıyla, yüksek sesle konuşmamayı ve içlerini yakan bu meş''um hadise hakkında sessizce ağlamayı tercih etmiştir. Şii dünyasında ise çok daha yüksek sesle tartışılmış ve ağıtı da o nispette olmuştur. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de Şiiler bu ayda özellikle de Muharrem ayının 10. günü olan ''Aşure''de matem törenleri düzenliyorlar. Sünniler ise Osmanlılar döneminde gelenek haline getirilen aşure gününde pişirilen aşure geleneğini devam ettirmektedirler. Aleviler ise bu ayın ilk on iki günü oruç tutarak yaslarını yaşamaktadır.

Osmanlılarda iki Aşure pişerdi

Osmanlılarda iki Aşure pişerdi Osmanlı döneminde Sefer ve Muharrem aşuresi olmak üzere iki çeşit aşure pişirilmiştir. Muharrem aşuresi Kerbela vakası sene-i devriyesi anısına, sefer aşuresi ise Hz. Zeynelabidin''in Kerbela''dan sağ kurtulması ve Peygamber neslinin devamının kutlanması amacıyla pişirilmiştir. Böylelikle pişirilen aşurelerden birisi hüznü diğeri ise sevinci temsil etmiştir. Tekke yaşantısında aşure pişirilmesi ve yenilmesi bir çeşit ibadet olarak görülmüştür. Osmanlılar döneminde tekkelere, özellikle aşure için erzak ve para gönderilmiş, bu gelenek 1925''te tekkelerin kapatılmasına kadar sürdürülmüştür.