|

Gidecek Yer Yok: İşgale kanıt niteliğinde film

43. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen “Gidecek Yer Yok” belgeseli, Filistin’in Masafer Yatta bölgesindeki köylerin yıkılarak, insanların zorla yerlerinden edilmesini konu alıyor. Köylülerden biri olan Basel Adra’nın çoğunlukla cep telefonuyla çektiği görüntülerden oluşan film, İsrail’in işlediği suçların belgesi nitelinde.

Sevda Dursun
04:00 - 24/04/2024 Çarşamba
Güncelleme: 02:53 - 24/04/2024 Çarşamba
Yeni Şafak
Yönetmenler Basel Adra ve Yuval Abraham Berlinale ödül töreninde.
Yönetmenler Basel Adra ve Yuval Abraham Berlinale ödül töreninde.

Geçtiğimiz ay gerçekleşen 74. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde (Berlinale) en iyi belgesel ödülünü kazanan “Gidecek Yer Yok” (No Other Land) adlı film, 43. İstanbul Film Festivali Genç Ustalar seçkisinde gösterimde. Ödül için Berlin’e giden yönetmenler Basel Adra ve Yuval Abraham’ın birlikte sahneye çıkıp yaptığı konuşma hala akıllarda. Adra, Almanya’ya İsrail’e silah göndermeyi bırakmalarını istemişti. Filmin diğer yönetmeni Yahudi asıllı gazeteci Abraham ise Basel’le aralarında sadece 30 dakikalık bir mesafe olduğu halde eşit olmayan koşullarda yaşadıklarını ve bunun son bulmasını dile getirmişti. 2024 yapımı “Gidecek Yer Yok” filmi, işte bu eşitsizliği ve zulmün katmanlarını gerçek görüntülerle anlattığı için aynı zamanda önemli bir kanıt niteliği taşıyor.

ÇEKİMLER 5 YIL BOYUNCA DEVAM EDİYOR

Çoğu görüntülerin cep telefonuyla çekildiği filmde, işgalci İsrail’in Filistin’in Masafer Yatta bölgesindeki köyleri yıkarak insanları zorla yerlerinden etmesi anlatılıyor. 12 Filistin köyünün yer aldığı Güney Hebron Tepeleri’nde bulunan bölgenin yıkılma gerekçesi ise askeri eğitim alanı oluşturmak. Aktivist ebeveynlerinin topraklarını İsrail işgalcilerinden korumak için verdiği mücadeleyi izleyerek büyüyen Filistinli avukat ve aktivist Basel Adra, işte bu yıkımı beş yıl boyunca kameraya alıyor. Aslında bu yıkımlar on yıllardır devam ettiği için, köylüler İsrail’in zulmünü kameraya almak konusunda tecrübeli. Bu yüzden filmin bazı bölümlerine eski görüntüler de eşlik ediyor.

BABADAN OĞULA DİRENİŞ

Belgesel projesi, Adra’nın 2019 yılında İsrail’in yerel sakinleri tahliye etmesini haber yapan Kudüslü gazeteciler Yuval Abraham ve Rachel Szor ile tanışmasıyla başladı. Yuval’la Adra, zor günlere dayanan bir arkadaşlık da geliştirdi. Buna rağmen aralarında geçen konuşmalar, işgal altında yaşayan ve işgali dışarıdan izleyen göz seviyesinde. Son haberinin az etkileşim aldığından yakınan Yuval’i azarlayan Basel, “İşgali on günde bitirmek istiyorsun” diyerek sabrı tavsiye ediyor. Yılların sabrının babadan oğula nasıl geçtiğini gözlemlediğimiz bir sahnedir bu. Zira Basel’in babası bu yıkımları durdurmak için direnişe başlayıp ilk hapse atıldığında, Basel henüz 5-6 yaşlarında çocuktur.

ÖLMEK Mİ SAKAT KALMAK MI

Filmdeki önemli sahnelerden biri de Harun Abu Aran adlı bir köylünün, jeneratörüne el koyan askerlere karşı gelmesiyle vurularak tüm vücudunun felç olması. Evleri yıkıldığı için bir mağaranın içinde yerde yatıyor ve annesinden başka kimseyle konuşmuyor. Harun’un annesinin, “Allahım acılarını dindir, yanına al onu” diyerek sessizce mırıldandığı utangaç duası, bu durumun ne kadar zor olduğunu anlatmaya yetiyor. Belgesel, en korkunç görüntüleri bile samimi ve soğukkanlı bir şekilde izleyiciye sunuyor. Protestolarda İsrail polisi tarafından tehdit edilen Basel’e annesi, “Getir çamaşırlarını yıkayayım, hapse girersen çantan hazır olsun” demesi, aslında Filistinlilerin bunlara ne denli alışık olduğunun göstergesi. 2023 yılına gelindiğinde yıkımlar gittikçe artıyor, filmin sonunda eşyalarını toplayıp köylerini terk etmeye hazırlanan insanları görüyoruz. Direniş o köyde teslimiyete dönüşse de, işgal bitene kadar Filistin’in her yerinde nesilden nesle devam edecek.

TONY BLAIR’İN TEK SOKAKLIK GÜCÜ

Basel Adra, köylerindeki okulun yapılışına da değiniyor belgeselde. Köydekiler toplanıp okul yapmaya karar veriyor, ama İsrail askeri yaptıklarını yıkıyor ve çalışanlara engel oluyor. Basel’in annesi dahice bir fikir geliştiriyor: “Kadınlar ve çocuklar gündüz çalışsın, erkekler gece.” Gece gündüz çalışma sonucu okul tamamlanıyor. Bu sivil dayanışma örneğinden haberdar olan Tony Blair, okulu ziyarete geliyor. Onun gezdiği sokaktaki evlere bir daha yıkım kararı çıkmıyor. Bu durumu Basel, "Güçle ilgili bir hikaye” diye yorumluyor.




#Soykırım
#Filistin
#Gazze
#Film
1 ay önce