Ülkemizde Kız ve Kurt adıyla vizyona giren film bildiğimiz Kırmızı Başlıklı Kız masalın üzerine aşk, kurtadam, cadı avı gibi unsurların eklenmesinden oluşuyor ve seyredenleri, masalı bir de günümüz koşullarıyla düşünmeye davet ediyor.
Kasabanın en güzel kızı Valerie ailesi tarafından istemediği zengin bir adamla nişanlandırılmıştır. Bu yüzden biricik fakir aşkı ile kaçma planları yaparken kız kardeşinin kasabanın belası Kurt tarafından öldürüldüğü haberini alır. Bu cinayet Kurt'un kasabalı ile yaptığı anlaşmayı bozduğu anlamını gelmektedir. İntikam derdine düşen kasabalılar yardım için ünlü kurtadam avcısı Peder Solomon'ı çağırırlar ve böylelikle daha önce bilmedikleri bir gerçeği öğrenirler: Kurt gündüzleri bir insana dönüşmekte aralarında yaşamaktadır.
Kız ve Kurt filmi unutulmaz Kırmızı Başlıklı Kız masalını fantastik korku formatında yeni bir öyküyle karşımıza çıkarıyor. Masalın olmazsa olmaz karakterleri Kırmızı Başlıklı Kız, Kurt, Büyük Anne ve Oduncu filmin merkezinde yer alsa da bu kez muhatap olduğumuz öykü, ezbere bildiğimizden çok farklı. Ama kesinlikle masaldan bağımsız değil. Mesela masaldaki Kırmızı Başlıklı Kızın cesareti filmdeki karakterde daha abartılı bir şekilde mevcut ve bu özellikten hareketle yepyeni bir karakter tasarlanmış. Kurt'un kıza musallat oluşu masal ve filmde farklı nedenlerden olsa da, ikisi de öykünün merkezinde yer alıyor.
Filmin dekor ve atmosferi bir yandan hikâyenin korkutucu tarafına hizmet ederken bir yandan masalı gerçek dünyadan uzaklaştırarak gerilimin dozunu hafifletiyor. İşin içine cadı avı, kurtadam gibi unsurlar da girince filmin ait olduğumuz dünyadan tamamıyla uzak olduğu gibi bir yanılgıya düşmemiz muhtemel. Ancak gerek olay örgüsü gerek karakterlerin kurgulanması masalın günümüz insanının gözünden yeniden yorumlanması mantığına dayanıyor.
Bunun en önemli tezahürünü Kırmızı Başlıklı Kız temsili olan Valerie karakterinde görmek mümkün. Valerie iletişim araçlarının olmadığı küçük bir kasabada yaşayan bir kız için hiç de inandırıcı bir karakter değil. Fazlasıyla uyanık, fazlasıyla cesur. Masal kahramanlarına has masumiyet Valerie'de farklı bir kimliğe bürünmüş. Arada kaldığı âşıklar için bir sevgi nesnesinden çok arzu nesnesi gibi resmediliyor. Daha önce Chloe filminde ayartıcı kadın karakterini canlandıran Amanda Seyfried'ın bu rol için seçilmesi bence biraz da Kırmızı Başlıklı Kız'a yüklenen benzer vasıfların vurgulanmasına yönelik bir tercih.
Aynı şekilde büyükanne karakteri, Valerie'nin annesinin hikâyesi ve en önemlisi gerilim ve aşk arasında gidip gelen ince çizgi gibi pek çok nokta yine günümüz dünyasının şartlarına göre kurgulanmış unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki film 2011 yılında ABD'de yaşayan bir lise öğrencisi üzerinden de anlatılsa fazla farklı olmazdı. Filmi seyrederken aşka benzer bir şekilde yaklaşan Alacakaranlık serisini hatırlamadım desem yalan olur. Geçtiğimiz hafta vizyona giren Ben Dört Numara filmini de hesaba katınca artık genç kızlar normal adamlara âşık olamıyor herhalde, diye düşünmeye başladım.
Artık klasikleşmiş olan bir masalın yeniden yazımı konusuna bence dikkat etmek gerek. Çünkü bu biraz da “yeniden okuma” diye nitelendirdiğimiz yorumlamayla kabiliyetiyle ilgili. Hollywood'un dönüp dolaşıp aynı hikâyeleri, aynı kahramanları defalarca filmleştirmesinin altında bu mantık yatıyor. Toplum olarak bizim geçmişte kalmış, klişeleşmiş konu ve değerlerle irtibat kuramayışımızın nedeni biraz da konulara statik yaklaşma ve yeniden yorumlama becerisinden yoksun oluşumuz bence.
Filme dönecek olursak… Dozunda tutulmuş bir merak ve gerilim duygusuyla filmi sonuna kadar sıkılmadan seyretmek. Ancak yüksek beklentiler içine girmemek gerekiyor. Özellikle finalde kurdun her şeyi uzun uzun izah edişi “yok artık” dedirtiyor.
Yönetmen : Catherine Hardwicke
Senaryo : David Johnson
Tür : Korku / Fantastik / Gizem
Yapım : 2011, ABD
Oyuncular: Amanda Seyfried, Gary Oldman, Billy Burke, Shiloh Fernandez, Max Irons, Virginia Madsen, Lukas Haas, Julie Christie






