Hayat Masumlar Apartmanında konuşan kıyafetler

Masumlar Apartmanı’nda konuşan kıyafetler

TRT’nin en çok izlenen dizilerinden Masumlar Apartmanı’nda bir ailenin dramını izliyoruz. Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan dizide karakterler giydikleri kıyafetlerle de ruh dünyalarını seyirciye açıyor. Safiye’nin anne elbiseleri, Gülben’in uçuk renkli kıyafetleri, İnci’nin salaş tarzı ruh hallerine bağlı dizi boyu çeşitleniyor.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Masumlar Apartmanı’nda konuşan kıyafetler
Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan dizide karakterler giydikleri kıyafetlerle de ruh dünyalarını seyirciye açıyor.

LATİFE BEYZA KAHVECİOĞLU

Yayınlanan ilk bölümden itibaren hem çok izlenen hem de çokça konuşulan, insanlarda eşe dosta “Dün akşam Masumlar’ı izledin mi?” sorusunu sorma ve kritiğini yapma ihtiyacı hissettiren Masumlar Apartmanı’na bu kez farklı bir penceresinden bakacağız. Bir psikoloji dizini olan Masumlar Apartmanı’nda karakterlerin giydiği kıyafetler onları ne kadar anlatıyor? Zira insanların davranışları kadar, giydikleri kıyafetler de insanlar hakkında bize bilgi verir.

Gülseren Budayıcıoğlu’nun kendi terapilerinden derlediği kitaplardan uyarlanan ilk dizi hatırlayacağınız gibi İstanbullu Gelin’di. Biz hikaye izleyicileri diziye yalnızca “bir aşk masalı” penceresinden bakarken içeriğin perde arkasını gören yapımcılar, yeni diziler için oldukça zengin bir kaynak yakaladıklarını fark etmiş olmalılar ki Budayıcıoğlu’nun tüm kitaplarını bir bir televizyon ekranına uyarlamaya başladılar. Bir psikiyatristin kaleminden çıkan İstanbullu Gelin ve Doğduğun Ev Kaderindir dizilerinde verilen düşük dozun ardından izleyici artık psikolojik dizi deryasına dalmaya hazırdı. Kırmızı Oda ve Masumlar Apartmanı bu dozu tepe noktasına çıkaran işler oldular.

DEKOR VE KIYAFETLER ÖNEMLİ

  • “Madalyonun İçi” romanından uyarlanan dizi, esas olarak Safiye, Gülben, Han ve Neriman isimli dört kardeşin hikayelerini anlatıyor. Masumlar Apartmanı’nın daha ilk bölümünde bu dizide her türlü dekor ve kostümün ince ince düşünüldüğü aşikar. Sanki karakterler için seçilen kostümler, içlerinde oyuncuları yokken bile hangi karaktere ait olduğunu anlatıyor. İnci’nin neşeli ve rahat kişiliği salaş elbiselerinden, renkli saçlarından okunurken partneri Han’ın tüm takıntıları, sertliği ve sırları jilet gibi bir takımın içine sığdırılmış. Pek çok izleyici gibi benim için de favori ikili olan Safiye ve Gülben’in stilleri ise olayların anlatıldığı zaman ve mekandan gerçek manada bihaber duruyor.

DERENOĞLU MALİKANESİ

Han Derenoğlu, gerçek hikayede olmadığı halde diziye “aşklar ve tesadüfler” kontenjanından katılıyor. Beyoğlu’nda tüm kardeşlerini tek bir çatı altında, Derenoğlu Malikanesi’nde muhafaza etmeye gayretli bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Ailesinden uzakta yaşadığı sorunlu bir çocukluğu başarılı bir iş yaşamına evrilten bu karakteri dizinin neredeyse tüm bölümlerinde takım elbisesi ile izliyoruz. Öyle ki İnci’nin yanına taşınmasıyla gördüğümüz gardrobu beyaz gömlek, siyah takım elbise ve siyah kravattan ibaret. Han karakteri, aklıma Fransız Psikolog Sarah Stern’in hep aynı kıyafetleri giyen insanlar hakkında söylediklerini getiriyor. Stern, alışverişe çıksa dahi dolabında mevcut kıyafetlerin benzer ya da aynılarını alan ve belirli renklerin dışına çıkmayan bu kişilerin, aslında mizac olarak hayli kırılgan olduklarını söylüyor. Bu nedenle kişiliklerini korumak için kendilerine kıyafetler üzerinden sert ve dokunulmaz bir kalkan oluşturmaya ve benimsedikleri bu dış görüntüyle insanlardan korunmaya çalışıyorlar.

Hikayeye sonradan eklenen bir diğer karakter de Zeynep Farah Abdullah’ın canlandırdığı İnci. Hayatın ona sunduğu ya da ondan talep ettiği tüm koşullara hemencecik uyum sağlayabilmek için midir bilinmez sürekli salaş kalıplar ve triko takımlar içerisinde seyirciyle buluşuyor. Karakter kendini “cesur” olarak tanımlasa da belki de dış dünyadan yara almamak adına bir zırh gibi kalın kalın kabanlar ve atkılar kullanıyor. İnci karakteri, Han’ın hem huy hem de stil olarak tam zıttı olsa da bu aralarındaki büyük aşka engel değil.

GELİNLİK VE HAYALLER

Gelelim dizinin demirbaşları Safiye ve Gülben’e… Gülben hem karakteri hem de dizi içinde hazırlanan klipleri ile favori ismim diyebilirim. Buna rağmen dizinin kostümlerine odaklanmadan önce Gülben’in de baştan aşağı ablası Safiye gibi annesinin kıyafetlerini giydiğini sanmıştım. Yanılmışım. Gülben’i başından beri pastel tonlar eşliğinde monokrom bir görünümle izlesem de onun stilini o, “aşık” ruh haline bürününce fark edebildim. Halbuki dizinin ilk bölümlerinde Gülben’e Han tarafından alınan toz pembe elbiseye bakarak bile onun bir masal içinde yaşamak istediğini görebilirdim. Özellikle 24. bölümde Gülben’in annesinin gelinliğini bulması ve masalının beyaz atlı prensi olarak gördüğü Esat ile bu gelinlik üzerindeyken randevulaşması, onun inandığı masallardan kolay kolay kopamayacağını gösteriyor.

GEÇMİŞTE KALAN HATIRALAR

Safiye, bizler için uzun zamandır “demode” olan tüm parçaların içerisine hapsolmuş bir karakter. Basma elbise, uzun triko hırka ve de kalın mus çorap… Bizler için geçmişte kalan her şey Safiye’ye annesinden miras. Karakter için seçilen parçalar biz “vintage” diyelim diye değil, adeta annesinin ait olduğu zaman diliminden çıkamayalım diye seçilmiş. Safiye, annesinden yadigar tüm giysileri hatta saç tokasını bile özenle kullanıyor. Onun dış dünya ile olan uyumsuzluğunu Naci ile Beyoğlu sokaklarına çıktığında daha iyi anlıyoruz. Şehrin sokakları ve engebesi Safiye’nin eve kapanırken bir kenara kaldırdığı botlarının aşabileceği gibi değil.

Renkler jestler ve mimikler

  • Fransız psikolog Catherine Joubert, giyinmenin bir yandan tamamen kişisel bir olgu iken bir yandan da tamamen sosyal bir olgu olduğunu ve ister istemez insanları kıyafetlerine göre analiz ettiğimizi söylüyor. Yani insanlar jest ve mimiklerle duygu/düşüncelerini yansıttıkları gibi tercih ettikleri renkler ve giyim parçalarıyla da mizaçlarını yansıtabilirler.

Giyinmenin sosyal boyutu

Giyim, her ne kadar kişisel bir olgu olarak düşünülse de temelde bunun kişisel olduğu kadar sosyal bir olgu olduğunu da söyleyebiliriz. Kişi, pek çok konuda duygu, düşünce ve tercihlerini bilerek ya da bilmeyerek giyimine aktarır. Biz de ondan bize yansıyan veriler ışığında onu analiz eder, onu tanıyıp tanımadığımıza, yakınlık kurup kurmayacağımıza hatta sevip sevemeyeceğimize karar veririz.

Değişimi kıyafetten okumak

  • Her dizi/film karakterinin kendine has bir yolculuğu ve bu yolculuk süresince kendine ekleyip çıkardığı birtakım özellikler vardır. Giysiler, bu değişimleri seyirciye görsel şekilde sunarak hikaye anlatıcıların işini hayli kolaylaştırır. Bizlerin de izlediğimiz her hikayede karakterin evrilmesini istediğimiz hatta dört gözle beklediğimiz bir değişim olur. Aynı Masumlar Apartmanı’nın bu dört karakterinde olduğu gibi. Belki de bu hikayeye müdahale şansımız olsa İnci’nin çamurlu botlarını biraz temizlemek, arada yakasını düzeltmek ya da Han da biraz rahat gezsin diye dolabına bir çift eşofman koymak isteriz. Çünkü içten içe o kostüm değişikliği ile karakterde bir şeylerin değişeceğini biliriz. Gülben, Safiye’nin anne yadigari kıyafetlerini camdan aşağı atarken biz de o kıyafetlerle birlikte onun takıntılı huyları uçup gitsin istemedik mi? Elbette istedik. Çünkü annesine ait o kıyafetler gittiğinde onun değişeceğini düşündük. Aslına bakarsanız öyle de oldu. Safiye’nin Naci ile ikna olduğu değişme/iyileşme isteği önce kıyafetlerinden başladı. Sokağa ayağını bastığı ilk gün Han’ı arayıp kendisine elbise almasını istedi. Güneş sarısı… Baktıkça insanın içini açan cinsten.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.