Pireler berber develer tellal iken

04:0015/09/2022, Perşembe
G: 14/09/2022, Çarşamba
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

Edip Yağmurlu’nun kaleme aldığı Yedi Deliler-Nenemden Masallar hepimizin aslında çocukken büyüklerimizden dinlediğimiz masalları anlatıyor. Yağmurlu, kulaktan kulağa anlatılan masalların izini sürüyor kitabında.

KAMİL EŞFAK BERKİ

Nizip diyârı masallarda geçen oraya mahsus (bazıları olmayabilir) kelimelerden örnekler: Küt: Eli ayağı olmayan (Yunus Emre’nin şiirinde rastlarsınız). Edip Yağmurlu diyor ki: masallarda bize saçma ve uydurma gelen sözlerin aslında mesnedi ve manası vardır. Olmasa koskoca Yunus Emre şu şiiri söyler mi?

Bir
küt
ile güreştim elsüz, ayağım aldı

İmdi bu bende yeni bir çağrışıma yol açtı, okumanın bereketi işte: başkasının beyin hücreleri, okumayı tadına vara vara yapanın hücrelerini de işletir, bir hayali çağırır da son yeni bir duyguyu yaşayıverirsin. İlham hayatın içerisinde bekliyordur da sen onu çağırayazmışın. Ben de az önce düşünmeye başladım: sahi Yunus’daki o güzelim, doyulmaz Türkçeler biraz da anadan, ananeden babaneden dinlediği masallardan olmasın?

Neden olmasın ki? Türkçe
sükût suikastına
uğramış bir dildir, bunu görüp içlenmek gerek. Ali Ulvi Kurucu merhum, hatıralar kitabında İngilizce’yi Türkçe’nin önüne geçirmek stratejisiyle, 1928’deki
Harf İnkılâbı
’nı arkadan arkaya desteklediğini imâ atmosferi halinde tablolaştırır.
Şimdi Yedi Deliler - Nenemden Masallar’dan kendimin ilk kez karşılaştığım sözcükleri paylaşayım:
Külfet
: Horanta, aile bireylerinin sayısı. Araya Cahit Zarifoğlu girecek:
Çoktandır arttı güneşin horantası
Sonra,
Taka
: Küçük pencere.
Dağarcık
: Deri torba -itiraf edeyim, deri oduğunu düşünmemişim bugüne dek.
Akkaze
: Asa.
Irıd
: Uzak.
Kuvermek
: Bırakmak.
Çımsatmak
: Dellenmek.
Dıhız
: Tıkız.
Zerzamba
: Aşırı karanlık.
Pin
: Kümes.
Pağaç
: Poğaça.
Zonturlu
: Zor uygulanan (şimdi anlaşılıyor sunturlu’nun açık anlamı). Bu kelimelerden başka, kitapta daha çok sayıda yerel Türkçe kelimeler mevcuttur.

Zaman olur, içimizden “eski insanlar bizden fersah fersah ilerdeymiş” demek gelir. Buna karşın h e t e r o g e n yaşam akışında, teknolojiyle medeniyeti karıştırıp, eski devirleri küçümsemek daraltısına düşüldüğü de oluyor. Oysa masallar var; onlar bizlere en erken başlangıçlarda dahi h i k m e t denilen soyut gerçeklik ögesini taşımaktalar.

BERBER PİRELER VE TELLAL DEVELERE DAİR

Masallardaki “tekerlemeler”, örnekse:
“pirenin berberlik yapması”
der Edip Yağmurlu; şöyle tefsir etmektedir: “Zaman gelir -işte şimdiki gibi- neredeyse berber sizi tıraş etmeden paranızı alacaktır. Pire gibi,
itina göstermeden
hemen tıraş eder. İstediğiniz birçok şeyi de yapmamıştır. İşte “pireler berber iken” sözü bundandır. Bendeki çağrışımı paylaşmak isterim: Pire gibi zıplarcasına, bir-an-önce-bitsin kafalı sözümona berber tipi.
“Develer tellal iken”
olan devamını da şöyle alıyor yazarımız: “Eski devirlerde tellallar çok ağır hareket ederlermiş. Ulak gibi değil de, hiç acelesi yokmuşçasına devenin adım hızı gibi yürür, bağırır, devenin geviş getirmesi gibi seslenirlermiş. Bir de haber, eski devirlerde bir memleketin bir ucundan bir ucuna gidermiş; deve gibi ağır ağır.
Oysa şimdi aynı saniyede dünya duyuyor.
Dünyanın büyük ve küçüklüğü de bu manada izafî oluyor. Eskiden uçsuz bucaksız (ucu bucağı yok deriz ya) bir âlem iken dünya, bugün kocaman bir köy gibi olmuş...”

Sezai Karakoç’un 60’lı yılların başında, bir şiirindeki imgesi de buna işaret etmiştir işte:

Dünya bir köy köpüğüdür

Şiirde, imgeler yaşanacak hayatı haber veren içe doğuşlardır. Yeni Şiir böyledir.

Masallar, tekerlemeler, mitolojilerdeki lejandların simgelerle bize ulaştırılışı; simge, imgeyi geleceğe taşıyarak belki, bir de eski zamanlarda insanoğlunun sabrının daha gelişkin oluşuna dair ironik besiler kaynağıdır o anlatılar. Nineler anlatınca, çocuk üzüntüsünden kurtulur ve bu onun gönlünün inşasına yarar, yarayacaktır.

Bugünün bir fotoğrafı da şu değil midir: Hep yakındığımız: hayatın aşırı hızlı geçişiyle tutulduğumuz illet: kendini i ğ r e t i hissetmek!

MASAL RÜYAYA YAKINDIR

Zalimler, başka dünyalara ulaşmak, vicdanının ona işkencesinden kurtulmak için yeryüzünden kaçış telâşındalar diyelim, uzay gemisi içinde, kimbilir, masalsızlıktan kavrulurlar...

Daha önce, yine Erguvan Yayınevi’nce yayınlanmış olan
Çimpe Hisarı: İstanbul›un Fethine Açılan İlk Kapı - Fetihte Gazi Süleyman Paşa’nın Önemi
(Temmuz 2018) başlıklı kitabıyla dikkatleri çekmişti Edip Yağmurlu. Bu defa -Nenemden Masallar- ile Nizip’in bize bir bakıma ruh belleğini, masallarla yaşatıyor.

Masallar kulakla alımlanmaya devam etsin! Televizyonda, sanki, çocuk kolaya kaçmış olmuyor mu?

Hayal gücünü, çocuğun kendi hayal-etme-merkezini çalıştırması daha pedagojiktir diye düşünüyorum. Masal, rüyaya yakındır. Beynimizde bir düş kamerası çalışmıyor mu? Masal da bir düşleme zevki yaşatmalı. Gerçek bir masalın verilerini bir de pedagog ve psikologlardan dinlemeli...

Masallar geçmişe bakmayı sağlıyor; Adem’den öncesinden varlıklar yani Dev’ler, zaman olgumuzun zeminini sağlamaz mı?

Yazarın çok yönlü, boyutlu bir kapsamı, masallar ile ilişkisinin öyküsünü de tatlı bir anlatışı, ayrıca “masal poetikası” kavram ve gerçekliğine insana davetiye çıkarışı var ve bu önemli. Derleyip sunmasa zamanın zâlim tarafına terkedilmiş olacaklardı. Onun kendi ninesi bize de nine; haminne oluyor bir yerde.

Osmanlı ve Selçuklu asırlarının nitelik ve özelliklerini, daha arkalara uzanan masallarda Nizip şehrini devir devir nasıl özümseyip, öz ileri insanların genealojisine kattığını buluyoruz.

#Edip Yağmurlu
#Yedi Deliler
#Ali Ulvi Kurucu
#masal