Ülkemi kötü gösteren filmlerde oynamam

Yeni Şafak
06:006/12/2015, Pazar
G: 5/12/2015, Cumartesi
Yeni Şafak

Gençlliğini tiyatro sahnesinde geçiren usta oyuncu Ayla Algan ilerleyen yaşında dizi ve sinemaya yönelmesini “Tiyatroyu çok seviyorum. Ama yaş ilerledikçe oynadığım rollerin kayıt olarak kalmasını istemeye başladım” diye açıklıyor. Algan, bugüne kadar Türkiye'yi kötü gösterecek projelerde asla yer almadığını belirtiyor.

AYŞE ÖZLEYEN


Yaş yetmiş, iş bitmiş deyip ununu eleyerek duara asan ya da dizlerinin ağrısını bahane edip evinden çıkmaya dermanı olmayan birçok insan tanırız değil mi? Diğer yandan da yaşı kaç olursa olsun enerjisi hiç bitmeyenler var. 79 yaşında olan Ayla Algan yılların eskitemediği duayen oyunculardan biri. Usta tiyatro, sinema oyuncusu aynı zamanda da ses sanatçısı ve eğitimci. Algan, yaşına rağmen çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Kapıdan girildiği andan itibaren eşyalarıyla sanatı her yönüyle hissettiren Algan'ın evinde Muhsin Ertuğrul'un kendisine hediye ettiği sini tepsi dikkat çekiyor. Sol köşede piyanosu dururken her duvarda annesinin Algan'ın küçüklüğünü çizdiği resimler yer alıyor. Algan aynı zamanda Yunus Emre'yi de dünyaya tanıtan bir kültür elçimiz. Yakın bir zaman önce izlenme rekorları kıran “Kurtlar Vadisi Pusu” dizisine Profesör karakteriyle dahil oldu. Sevgi dolu yönüyle de gönüllere taht kuran Ayla Algan ile evine konuk olup oyunculuğu ve yeni katıldığı dizi üzerine konuştuk.



Reyting rekorları kıran “Kurtlar Vadisi Pusu” dizisine dahil oldunuz. Rolününüzden biraz bahseder misiniz?

Profesör karakteriyle izleyicilerin karşısına çıkıyorum. Rolüm aslında karakterimi yansıtıyor. Aynı zamanda eşim ve kayınpederim maden mühendisi olduğu için bilgim de vardı. Dizide söylediklerimi gerçek hayatımda da söylüyorum. Kurtlar vadisi erkek dizisi olarak geçiyor. Ama işin içine girildiğinde öyle olmadığını çok rahat görebiliyoruz. Türkiye'de yaşanan sorunları ekranlara taşıyor ve çok keyifli. Bu diziye başlamadan önce silah tutmamak ve araba kullanmamak gibi şartlarım vardı. Bu rol bana Hamlet'i anımsattığı için kendime yakın görüyorum.



EŞİM İSTEMESEYDİ TİYATRO YAPMAZDIM


Karı-koca olarak birçok tiyatro oyununda beraber oynadınız. Bu nasıl bir duygu?

Çok iyi oldu. Bu sayede hiç karı-koca kavgası yapmadık. Hep sanat, felsefe ya da oyun için tartışıyorduk. Oyun sonrası eve geldiğimizde oyunun nasıl olduğunu tartışıyorduk. Hatta bir kez eşimle oyunu çalışırken sesimizin yüksek çıkmasından dolayı insanlar bizi kavga ediyor sandı. Eşim beni desteklemeseydi tiyatro yapmazdım.



Tiyatro öncesi oyuna nasıl hazırlanıyorsunuz?

Oyun öncesi hala çok heyecanlanıyorum. Heyecanlanmadığım zaman anlayın ki o rolü hakkıyla oynayamıyorum. Oyundan önce yazarı araştırıyorum ve oynayacağım karakteri hafızama kazıyorum. Kişiliğini bildiğim zaman üretkenliğim artıyor. Oynamak istemediğim oyun hiç olmadı. Bu da benim şansım diye düşünüyorum.



UKALA BİLE DEDİLER


Size verilen bir ödülü kabul etmemişsiniz. Sebebi neydi?

“Fizikçiler” oyununda kambur rolünü oynadım ve o karakter ile bir ödüle layık görüldüm. Ödülün gruba verilmesini gerektiğini düşündüğüm için tek başıma almak istemedim. Herkes tepki gösterdi. Ukala bile diyenler oldu. Çok üzülmüştüm.



Sahnede kendinizi kötü hissettiğiniz bir an oldu mu?

İki kez ümitsizliğe düştüm. İlk kez büyük bir tiyatro salonunda 800 kişiyi toplu gördüm. Bu durum beni çok heycanlandırdı. Elim titredi. Diğeri de “Üç Kuruşluk” tiyatro oyununda oynuyordum. Orada bir trakt denilen bir şey yaşadım. O an her şey yok oldu ve her şeyi unutmuştum. O sanise bana saatler geçmiş gibi geldi. Ama bu tür durumları çabul toparlıyorum. Role girdiğim an her şey eski haline geri dönüyor.



SİNEMAYI İSTEMEMİŞTİM...


Tiyatroculuğun yanı sıra sinema sanatçısınız. Dizilerde de rol alıyorsunuz...

Ben tiyatroyu çok seviyorum. Ama yaş ilerledikçe artık oynadığım rollerin kayıt olarak kalmasını istemeye başladım. Tiyatroda öyle olmuyordu. O yüzden sinema hayatıma girdi. Sinemayı hiç istememiştim ama kalıcı olması beni sinema ve dizilere itti. Hamlet'i oynayan dünyadaki az sayıda kadın oyuncudan biriyim, ama oyundan bir fotoğrafım bile yok. Cinli perili oyunlarda oynamayı kabul etmiyorum. Çünkü inanmadığım ve yapamayacağım rolü sahneye taşıyamam.



İlk sinema filminiz “Karanlıkta Uyananlar” oldu. Severek oynadığınız film hangisi?

“Ah Güzel İstanbul” filmimdeki karakterimi çok sevmiştim. Rejisörümüz Atıf Yılmaz'dı. Bizi izlerken dalıyordu ve oyunu kesmeyi bile unutuyordu. Ben de oynarken büyük bir keyif alıyordum. Sinema hayatımda Sadri Alışık'tan çok şey öğrendim. Onun dediklerini hala yguluyorum.



Komedyen Fannie Brice'in hayatını anlatan Funny Girl filmi için size teklif edilmiş ama kabul etmemişsiniz. Neden?

Colombia Pictures, Funny Girl filmi için 8 senelik kontrat imzalamam gerekiyordu. NewYork'ta yaşamak istemediğim için rolü kabul etmek istemedim. Eşimle ben öğrenci olduğumuz için masraflarımız oluyordu. İhtiyacımız vardı. Ama içime bir türlü sinmiyordu. Sonradan öğrendim ki kontratı imzalatıp her türlü rolü oynamamızı istiyorlarmış. Porno bile. Filmde Türkiye'yi çok kötü gösteriyorlardı. O sevdiğim canım Türkiye'mi kötü gösteren bir oyunda asla oynamam. Oynasaydım eğer vatan haini olarak görülebilirdim.



YUNUS EMRE'Yİ DÜNYAYA TANITTI


Yunus Emre'yi dünyaya tanıtmak için derin araştırmalar yaptınız. Nedeni nedir?

Yunus Emre'yi kendi felsefem kabul ettim. Sözleri hep beni etkilemiştir. Ama bu sözler dünyada çarpıtılıyor. Buna izin vermemeliydim ve araştırmaya başladım. Yunus der ki diye başlayan cümlelerin çoğu aslında onun cümleleri değil. Yunus Emre'yi kendi ülkeme tanıtmanın dışında dünyaya tanıtmayı hedefledim. Çünkü yüreğim kaldırmıyordu. Böyle önemli bir insanın yanlış bilinmesini istemiyordum. Araştırmalarıma dünya şaşırdı ve böylelikle hedefime ulaştım.







Yeşilçam güçlü değildi


Oyunlarınızda farklı bir mizah anlayışınız var. Bunu nasıl yapıyorsunuz?

Her oynadığım oyuna kaçamak komedi koyuyorum. İzleyiciye farkettirmeden ince espiriler yapıyorum. Ama hepsi doğaçlama. O sırada aklıma geliyor. Ciddiyeti de bozmak istemediğimden direk komediyi vermiyorum. Profesör karakterinde de aralarda komedi yapacağım.



Bugünün sinemasını Yeşilçam ile karşılaştırmanız gerekirse neler söylemek istersiniz ?

Yeşilçam güçlü bir sinema değildi. Bugünün dizilerinin aynısı diyebiliriz. Dizilerin biri biter, diğeri başlardı. Yeni karakter yoktu, sadece tipler vardı. Sürekli dublaj yapılırdı.



Biraz da müziğe olan tutkunuza değinelim...

5 yaşından beri piyano çalıyorum. Kulaktan dolma değil notadan okuyorum. Ayrıca dünya birinciliği ve ikinciliğini vatanıma getirdim. Yunus Emre'nin dizelerini, tasavvuf felsefesini 3 dilde (Fransızca, İngilizce, Almanca) tüm dünyaya tanıttım. Ama artık piyano çalmak istemiyorum. Çünkü kollektif çalışmak bana daha çok keyif veriyor. Tiyatrodaki keyfi piyanoda bulamıyorum. Aynı zamanda bir süre Zeki Müren'le gazinoda sahne aldım. Hep şarkılarla yararlı olma mantığını taşıdım.Eşim, “Burası eğlence yeri değil. Eğitim yeri. Şarkılarla da yararlı olmalısın” diyerek bana destek oldu.



Gençlere tavsiyem: Önce kendiniz olun!


Usta oyuncu birçok oyuncuya kamera önü dersi de veriyor. Mimiklerin ve bakışın kamera önünde oldukça önemli olduğunu düşünen Algan, günümüz genç oyuncuların hemen hemen hepsine eğitim veriyor. Başta başarılı oyuncu Bergüzar Korel olmak üzere Diriliş'in Gökçe'si diye bildiğimiz Burcu Kıratlı, Hazal Kaya, Tolgahan Sayışman, Barış Arduç, Çağatay Ulusoy, Filinta dizisinin başrol oyuncusu Onur Tunalı gibi Algan'ın öğrencileri arasında. Usta sanatçının günümüz oyuncularına tavsiyesi ise şöyle: “Karşıma gelen oyunculara ilk söylediğim şey 'Kendiniz olun'. Oyuncular bir tiple geliyor karşıma. Saçını farklı renge boyamış. Erkekler saçlarını saçma sapan havaya dikmiş. Sakallara şekiller verilmiş. İlk önce fiziksel olarak düzeltiyorum. Çünkü bir role girmek için yönetmenin oyuncuyu doğal hali ile görmesi gerekiyor. Daha sonra gireceği karaktere göre şekillenmeli. Genç oyuncuların yanı sıra çocukları yetiştiren hocalara ve annelerine de tavsiyelerim var. Küçük yaştaki çocuklara tip verilmemeli. Çocuklar gelişme sürecinde olduğu için o rolün içinde kendini kaybedebilir. Çocuklar oyun için doğaçlama oynamalı. Biraz dikkatli olunması gerekiyor.”


#Ayla Algan
#yeşlçam
#Burcu Kıratlı
#Hazal Kaya
#Tolgahan Sayışman
#Barış Arduç
#Çağatay Ulusoy