Onlar da herkes gibi çocuk oldu. 'Hep Çocuk Kaldık' kitabında ünlü 40 isim çocuklukluk günlerini anlattı. Aralarında kazandığı parayla oyuncak alan, Atatürk'ü babasının omuzunda selamlayan, padişah Vahdettin'in köşkünde büyüyen 'dünün çocukları' var.
İstanbul Oyuncak Müzesi ve yazar Ekrem Kocabaş'ın ortak projesi "Hep Çocuk Kaldık" adlı kitapta, 40'ı aşkın tanınmış ismin bilinmeyen çocukluk anısı yer alıyor. Kitaptaki ünlülerden kiminin hikayesi kahkahaya boğarken kimisi okuyucuyu hüzünlendiriyor. Kitaptan öğrendiğimize göre oyuncu Demet Akbağ, çocuk yaşta oyunculuğa merak sardığını için renk renk eşarplarla peruk yaparmış. Haldun Dormen Alman dadısı yüzünden Türkçe'yi Almanca aksanıyla konuştuğu için okuldaki arkadaşlarının kendisiyle dalga geçtiğini hiç unutamamış. Hıncal Uluç ise çocukken en çok kız oyunu olarak bilinen seksek oynamayı severmiş.
Gani Müjde: Çocukluğum Balat, Fener'de geçti. Bir göçmen çocuğu olarak oyuncaklarımı hep kendim yaptım. Oyuncak denilince aklıma gelen ilk objeler tel takılan plastik arabalardır. Sünnetimde gelecek olan parayla tren almayı arzu ediyordum. Fakat sünnet olduğumda hiç kimse bana para vermedi. Çünkü Yugoslavya'da adet gereği sünnet çocuklarına kesme şeker getirilirmiş. Treni alamadım ve babamdan para istedim. Sonra da bir süre berber çıraklığı yaptım ve çıraklıktan kazandığım tüm para ile oyuncak almaya başladım. Yoksul bir aileydik ve her sabah camımızı komşumuz Yorga tıklatır para bırakırdı.
Emre Kongar: Babam Makedonya, annem İstanbul doğumlu. Çarşıkapı'da cadde üzeri bir evde büyüdüm. Yazın da Çengelköy tepelerine Vahdettin'in köşküne giderdik. Köşkü Vahdettin'in bir cariyesi kiraya verirdi. Vahdettin kaçarken köşkü ona emanet etmiş. Bu köşkte ceviz, erik, at kestanesi savaşı yapardık.
Beyazıt Öztürk: Kavga etmezdim ve çok paylaşımcıydım. Çocukluğumda mahalleden geçen ve kuru ekmek toplayan amcalar vardı. Çoğunlukla annem beni onların yanından sökerek alırdı. Eve gelip yemek yemezdim. Onların yanında oturup torbalarından yemek yerdim.
3 erkek çocuğun arasında evin tek kızı olarak büyüyen yazar Adalet Ağaoğlu babası okutmak istemeyince okumak için girdiği açlık grevini anlatıyor: "İlkokuldan sonra ağabeyim gibi yatılı okula gitmek istedim. Okumakta çok ısrarlıydım. Hatta okula gitmek için grev bile yapmıştım. Çünkü babam, 'Yeter artık, kız çocuğunu daha fazla okula gönderemem' diyordu.”
İlber Ortaylı: Bizim zamanımızda belli bir yaştan sonra, mesela 10 yaşından itibaren oyuncakla oynamak ayıptı. Bu nedenle ilkokul çağından itibaren oyuncaklar çocukların hayatından uzaklaştırılırdı. Geçenlerde Portekiz'de bir oyuncak gördüm, araba durmadı, alamadım. Oyuncaklar halen ilgimi çeker.
İlhan Şeşen: Ben Manisa Tarzanı'nın kucağında büyüdüm.Bir gün arkadaşlarımla bir yerden çiçek kopardık. Birdenbire Tarzan göründü birimizi kucağına alıp 'Bak, bak, koparmadan daha güzel kokuyor değil mi?' dedi. Bunun duygusal izlerini 'Sen Benim Şarkılarımsın' albümünde, bir şarkımda şöyle dile getirdim, 'Koparmadan çiçek koklar gibi...






