İsveç Akademisi, her yıl olduğu gibi bu yıl da Ekim ayının ikinci haftasında Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibini açıkladı Beklentiler Arap Baharı vesilesiyle Ortadoğu'dan bir isim yönündeydi, özellikle Suriyeli şair Adonis konuşuluyordu, olmadı. 2013 Ödülü Kanadalı Alice Munro'ya gitti. Biz de ödül vesilesiyle Nobel Edebiyat'ın tarihine ve etrafındaki söylentilere yolculuk ediyoruz.
Kimilerine göre dünya edebiyat tarihinin en değerli ödülü, kimilerine göre ise yalnızca Batı bloğu ya da Doğu'ya itiraz eden küçük burjuva ve burjuva özentilerine verilen ön yargılı, taraflı ve şaibeli bir siyasal endüstri gösterisi. Kim ne derse desin herkesin hem fikir olacağı en önemli husus, tarihi boyunca dünya edebiyatının çok önemli isimlerinin bu ödülü kabul ettiği gerçeğidir. Henryk Sienkiewicz'ten Henri Bergson'a, Andre Gide'ten William Faulkner'a ve Albert Camus'ya kadar uzanan hacimli ve iyi bir listeden söz ediyoruz.
Nobel Edebiyat Ödülleri'nin, sinema alanında verilen Oscar Ödülleri ile benzeşen tarafları da var. İkisinde de şaibeli ve yetkinliği tartışmalı muhafazakâr bir jüri var. İkisi de sadece belirli alanlarda ödül dağıtıyor. İkisinde de ödülü reddedenlerin sayısı az. Tarihi boyunca Nobel ödülünü aldıktan sonra reddeden yalnızca iki kişi kayıtlara geçmiş; Boris Pasternak ve Jean Paul Sartre. Kimileri Pasternak'ı da dâhil etmeyerek Sartre'ı listede yalnız başına bırakıyor. Ama mesele öyle değil.
Daha sonra sinemaya da aktarılan kült eser Doktor Jivago'nun yazarı Boris Pasternak, ülkesi Sovyetler'e eleştiri yönelttiği için ödülün kendisine verildiğine dair yaygınlaşan söylentilerin eşliğinde ödülünü reddetmek zorunda kalır. Kitabın Rusça orijinal baskısının son anda akademiye yetiştirildiği daha önce biliniyordu. Ancak bu bilgiye yakın zamanda ise kitabın orijinalinin CIA tarafından akademiye son anda ulaştırıldığı bilgisi eklendi. Bu da Pasternak'ın ödülü reddederken 'hiçbir siyasi baskı altında değilim, bu ödülü, kendi irademle reddediyorum' deyişine haklılık kazandırıyor. Şaibe bitmiyor. Sovyet muhalifine, Soyvetleri eleştiriyor diye ödül verilecekti ki bu siyasi kurnazlığı fark eden Pasternak, birçok eleştirmene göre oyunu bozdu.
Sartre'ın ödülü reddediş gerekçesi ise bugün artık herkes tarafından biliniyor. Nobel ödülünü almış yazarların büyük çoğunluğu, insanlığın hafızasına kazınmış bir metne bile sahip değilken Sartre'ın 1964 Nobel Edebiyat Ödülü'nü reddediş mektubu tam anlamıyla bir efsaneye dönüştü. 'Ben resmi payelere her zaman dirsek çevirdim' diyerek Le Figaro'ya gönderdiği mektup, yumuşak giriş yapmış olsa da hem akademiye hem de küçük Batı burjuvasına verilmiş sağlam bir ayar olarak kayıtlara geçti.
Dünyaca ünlü Rus romancı Tolstoy'un, 1906'da Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilince 'Beni reddetmek zorunda bırakmayın' diyerek henüz adaylık sürecinde Nobel'i reddettiği, dünya edebiyat tarihine yeni eklenen bir bilgi. Rus basınında çıkan haberlere göre, 7 Ekim 1906'da Nobel'e aday gösterildiğini öğrenen Tolstoy, hemen harekete geçer ve yakın arkadaşı Arvid Yarnefelt'ye bir mektup yazarak, adaylığının engellenmesini ister. Akademinin verdiği yüksek tutardaki para ödülü içinse: 'Bu kararım beni, paraları nasıl harcayacağım ile ilgili birçok zorluktan kurtardı. Bana göre paralar her zaman olduğu gibi ancak kötülük getiriyor' demekle yetinir.
Nobel ödülleri üzerine tüm dünyada sürdürülen şaibeler, aslında çok da temelsiz değil. Tarihler 1953'ü gösterdiğinde Nobel Edebiyat ödülünün sahibi ünlü İngiliz yazar Winston Churchill olur. Churchill, 'insan doğasındaki kurnazlığı hitabetin gücüyle acımasızlığa çevirmedeki başarısı' gerekçesiyle ödüllendirilir. Kafanızın karıştığını tahmin etmek güç değil. Churchill aslında bir yazar değil, şaka yapıyoruz. Fakat İsveç Kraliyet Akademisi şaka yapmamış, gerçekten 1953 Nobel Edebiyat Ödülü'nü Winston Churchill'e yani Çanakkale Cephesi'nde Osmanlı'yı zorlamaya çalışıp hüsranla ayrılan ve Avrupa'nın katliam tarihine Dresden'i hediye eden İngilizlerin eski efsane başbakanına vermiş.
Her biri insanlığın ortak hafızasına altın harflerle yazılmış olan birçok büyük sanatçı, yaşadıkları dönem boyunca, Akademi'de karar veren on sekiz kişi tarafından ödüle layık görülmez. Ödüle layık görülmeyen isimleri yan yana yazdığımızda Nobel'in bütün prestiji yerle bir olabilir, hepsini değil bir kısmını anmakla yetinebiliriz; Leo Tolstoy, Anton Çehov, Ezra Pound, James Joyce, George Orwell, Jorge Luis Borges, Bertolt Brecht, Paul Celan, Jacques Derrida ve Julio Cortazar bunlardan sadece bir kaçı.
- Nobel Edebiyat Ödülü, ilk kez 1901 yılında verilmeye başlanır. Ödülün ilk sahibi ise mühendislik eğitiminin ardından edebiyata yönelen Fransız şair Sully Prudhomme'dur.
- Nobel'in yüzüne güldüğü en genç yazar ise sömürgecilik yanlısı olarak ün yapan İngiliz şair ve romancı Rudyard Kipling'tir. Kipling, 1907'de ödülü aldığında henüz 42 yaşında taze bir sömürgecidir.
- Ödüllere, tarihi boyunca birkaç defa savaş arası verilir. 1914, 1918, 1935, 1940 ve 1943 yılları arasında ödül verilmez.
- Ödül alan ilk kadın aynı zamanda ödül alan ilk İsveçlidir. Eserleri Türkçe'ye de çevrilen Selma Lagerlöf ödülünü aldığında yıl 1909'dur.
- Ödülü alan ilk Türk ise ödül töreni öncesi yaptığı siyasi açıklamalarla tartışmalara yol açan Orhan Pamuk'tur. Pamuk, Nobel'e layık bulunduğunda takvimler 2006'yı gösterir.
Ödüller hakkında bilinmesi gereken ilk şey, Mozart'ın onlardan hiçbirini almadığıdır' diyor ya Henry Mitchell, aslında 'ödül' söz konusu olduğunda doğrudan karanlık söylentilerin yükselmesi de normal. Zira ödüllerde yetkinliğin ve önceliğin neye göre olduğu net değil. Nobel'in artık iyi kazanan bir bahis sektörü bile var. Her yıl açıklama öncesi çeşitli gerekçelerle çeşitli isimler öne çıkarılıyor. Fakat ne hikmetse hep yanlış isimler telaffuz ediliyor. Bu yıl da gelenek bozulmadı. Bahislerde önde giden Japon yazar Haruki Murakami'ydi. Muhtemelen ödülün sahibi Alice Munro bile Murakami'yi bekliyordu. Munro'nun ödül sonrası ilk açıklamasında belirttiği 'şaşkınlık' buna yorulabilir.
Ödüllerle sanatsal üretimin de birbirini kundakladığı uzun zamandır birçok isim tarafından tekrarlanıyor. 1954 Nobel'inin sahibi Hemingway, ödülü aldıktan sonra artık yazı yazamadığını açıklamıştı. Bir başka Nobel edebiyat ödülü sahibi Lessing ise ödülün 'başına gelen en büyük felaket' olduğunu söylemişti. Bu yıl ki Nobel'in sahibi Munro ise daha sıra dışı bir fotoğraf veriyor. Munro, henüz dört ay önce artık yazmayı bırakacağını açıklamıştı.









