Hollywood sinemasının kült isimlerinden İngiliz yönetmen Ridley Scott, 1979'da açılışını yaptığı Yaratık (Alien) filmlerinin kökenine son filmi Prometheus'la iniyor. Seriden bağımsız çekilen film yaptığı göndermelerle zaman zaman Yaratık'ı akla getirirken tanrı düşüncesini de sorguluyor.
2090'lı yıllarda bilim insanları buldukları mağara resimlerini bir tür işaret gibi algılar ve uzaklara gidip insanoğlunun kökenlerini araştırmaya başlar. İki yıllık yolculukla vardıkları gezegendeki araştırma zamanla hayatta kalma savaşı ve insanlığın geleceğini kurtarma macerasına dönüşecektir.
Batı Medeniyeti'nin köklerine indiğimizde insan ve tanrı arasında var olduğuna inanılan çatışma düşüncesinin önemli bir yer işgal ettiğini görürüz. Mitolojinin önemli figürlerinden Prometheus bu düşüncenin en dikkat çekici simgelerinden birini temsil eder. Batı düşüncesinde Prometheus'un mitolojik tanrılardan ateşi çalıp insanlığa armağan etmesi, insanoğlunun medeniyet kurma yolunda attığı ilk adım kabul edilir çoğunlukla. Filmde uzaya yolculuk yapılan geminin adının Prometheus oluşu, yine bir tür tanrıya kafa tutma iddiasını temsil ediyor. İnsanoğlu yaptığı yolculukla şimdiye kadar öğrendiği tanrı düşüncesinin ötesine uzanmayı, tanrıyı yok saymasına yardım edecek bilimsel gerçeklerle karşılaşmayı umuyor. Yolculuğun görünen amacı insanoğlunun atalarını uzayda bulmak belki ama buradaki ata, tanrıyla özdeş kabul edilen bir tür simge olarak kullanılıyor. Filmde aynı düşünce ebeveyn-çocuk ilişkisi üzerinden çok kereler tekrarlanmış. Android David ve üreticisi, Elizabeth Shaw ve içinden çıkan yaratık arasındaki sevgi-nefret ilişkisi de söz konusu çatışmanın birer uzantısı.
Prometheus insanoğlunun kökenine dair kurmaca bir teori üretirken inandığı bilimsel gerçekleri de bir yana bırakmış değil. Filmde sunulan anlam dünyasının Darvinizm'i çöpe gönderme riskine karşı, araya yerleştirilmiş küçük kurtçuklar, sürüngenler, birbirine karışan türler gibi unsurlar yardımıyla, evrim düşüncesi başka dünyalara da taşınıyor.
Filmde dişi karakterlerin ayrı bir önemi var. Merak duygusuyla insanoğlunu başka âlemlere sürükleyen Elizabeth Shaw, projenin kaynak ve karar mercii Meredith Vickers ve ne olduğunu bilmediğimiz türlerdeki canlıların kadın oluşu... Buradaki vurgu, yine bir Ridley Scott filmi olan Alien'deki Ripley karakteriyle benzer bir şekilde kullanılmış. Prometheus'ta kadın çoğalmayı, erkek yok etmeyi temsil etmekle birlikte, Elizabet karakteri bir tür Havva Ana figürünün de yerine geçiyor. Özellikle devam filmine hazırlayan ve Yaratık serisinin de kökenine götüren final sekansı bu tezi doğruluyor.
Prometheus tür sineması meraklılarını memnun edecek bir yapım olmakla birlikte, yönetmenin daha önce yaptığı işin gölgesinde kaldığını da söyleyebiliriz. Öyle ya, kültleşmiş bir film olan Yaratık'ın üstüne ne yapsan kıyaslama kaçınılmak olacak. Prometheus'un felsefi zemini filme çok şey katmakla birlikte zaman zaman fazla didaktik bir hal aldığı noktalar göze çarpıyor. Bu anlamda Michael Fassbender'ın canlandırdığı David karakterinin filmin anlam katmanına zengin bir açılım getirmiş ve didaktik yönünü bir hayli törpülemiş. Ancak filmde işlerin sarpa sarmasıyla birlikte yaratık filmlerinin klişelerinin birer birer ortaya dökülmeye başlaması, Prometheus'un açılış sekansında uyandırdığı etkiyi yavaş yavaş köreltiyor. Seri filmlerinin kökenine inme modası Maymunlar Cehennemi, X Men filmleriyle geçen yaz sezonunda sıkça karşımıza çıkmıştı. Prometheus'un yakaladığı felsefi ve bilimsel bir zemin sayesinde benzerlerinden bir adım önde yer aldığını söylemek mümkün.
Yönetmen: Ridley Scott
Senaryo: Jon Spaihts, Damon Lindelof
Tür: Bilim Kurgu, Gerilim
Yapım: ABD, 2012
Oyuncular: Noomi Rapace, Michael Fassbender, Charlize Theron, Logan Marshall-Green…






