
Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe (birr'e) götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötülüğe götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır."
(Buhârî, Edeb 69; Müslim, Birr 103, 104)
Doğruluk (sıdk), insanlar arasındaki güveni temin eden önemli bir ahlâkî davranıştır. Doğruluk kaybolunca, insanlar arasındaki güven yerini güvensizliğe terk eder. Doğruluk (sıdk), esasında imânla yakından ilişkilidir. Zira imân, tasdîk (doğrulamak) ve emniyet (güven) demektir. Bu yüzden gerçek mümin her zaman ve her ortamda, hem Allah'a hem de insanlara karşı doğru (sâdık) olmak zorundadır. Kur'ân, bütün müminleri doğru olmaya ve doğrularla beraber bulunmaya çağırır: "Ey imân edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin" (Ahzâb, 70); "Ey imân edenler! Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun" (Tevbe, 119). Hadis-i şerifin işaret ettiği gibi, mümin hangi şart altında olursa olsun doğru söylemelidir. Zira bunu devamlı yapan kimse doğruluğu alışkanlık ve âdet haline getirir. Bu da kendisini sürekli iyiliğe ve hayra sevkeder. Bunlar da onu Allah'ın rızâsına ulaştırır. Bunun aksine yalan (kizb) de devamlı söylene söylene alışkanlık haline gelir. Bu da kişiye kötülüğe ve dolayısıyla cehenneme götürür. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Şüphesiz Allah haddi aşan, yalancı kimseyi doğru yola iletmez" (Mümin, 28) Kizb (yalancılık) ile de küfür arasında yakın bir ilişki vardır. Zira küfür, yalanlamak ve gerçeğin üzerini örtmek anlamlarına gelir. Yalancılık, her türlü kötülüğün temeli olup insanlar arasında güvensizliğe yol açar. Bütün bunlar, bir müslümanın doğruluktan ayrılmaması ve yalandan uzak durmasının İslâm ahlâkı açısından önemini ortaya koymaktadır.






