Doğruluk ve dürüstlük

Mustafa Çağrıcı
00:009/09/2008, Salı
G: 8/09/2008, Pazartesi
Yeni Şafak
Doğruluk ve dürüstlük
Doğruluk ve dürüstlük

Aziz Peygamberimiz buyuruyorlar ki: "Sakın doğruluktan sapmayın! Çünkü doğruluk sizi üstün ahlâka ulaştırır, üstün ahlâk ise cennete götürür. Doğruluk ve dürüstlüğü hayat prensibi yapan kişi, neticede 'sıddîk' (yani doğruluğu ilke edinmiş kişi) vasfını kazanır. Yalandan da kaçının! Çünkü yalan insanı fenalıklara, günahlara sürükler; günahlar ise cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye en sonunda Allah'ın katında kezzâb olarak yazılır."

Doğruluk ve dürüstlüğüne, düşmanlarının bile hayran olduğu Muhammedü'l-Emîn böyle buyuruyor.

İslâm âlimleri doğruluk ve dürüstlüğü ahlâkın en büyük alâmeti kabul etmişler ve peygamberlerden sonra en yüksek derecede, sıddîkların bulunduğunu bildirmişlerdir.

Yalan dolanla iş çevirenler, işlerine sahtekârlık katanlar, belki bir zaman için başarılı olabilirler. Ancak, şurası muhakkak ki, Allah'ın insanoğluna verdiği en büyük nimet olan konuşma yeteneğini, akıl ve zekâyı hak ve hayır yolunda kullanması gereken insan, bu yeteneklerini yalancılık, hilekârlık ve türlü sahtekârlıklarla şunu bunu aldatmak için kullanırsa, yalnız Müslümanlığından değil, insanlığından da çok şeyler kaydeder. Resûl-i Zîşan efendimizin şu hadisi, dürüstlükten uzaklaşmanın dinî hayatımız için ne büyük bir tehlike teşkil ettiğini dile getirmektedir:

"Münâfığın alâmeti üçtür: (1) Konuştuğu zaman yalan söyler, (2) Söz verdiğinde sözünden döner, (3) Kendisine bir emanet bırakıldığında emanete hıyanet eder."

Sadece sözlerimizde değil; duygu, düşünce ve niyetlerimizde de dürüst olmamız gerekiyor, değerli okuyucular. Sözümüz özümüze, içimiz dışımıza uygun olmadıkça görünüşteki iyiliklerimizin ne dinî ne de ahlâkî bir değeri vardır. Çünkü Yüce Kitabımızın ifadesiyle "İçinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da (fark etmeyecek), Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir" (Bakara 2/284). Aynı uyarıyı, Peygamber efendimiz de "Ameller niyetlere bağlıdır" şeklindeki özlü hadisleriyle dile getirilmiştir.

Yaklaşık bin sene önce yaşamış olan ünlü müslüman âlim Ragıb el-Isfahânî'nin ez-Zerî'a ilâ mekârimi'ş-şerî'a adlı kitabında belirttiğine göre, "Doğruluk bütün iyi ve güzel şeylerin temeli, peygamberliğin dayanağı, takvânın meyvesidir. Doğruluk olmasaydı dinlerin hükümleri anlamını kaybederdi. Öte yandan bir kimsenin yalanı huy haline getirmesi, onun insanlıktan çıkmasıyla aynı anlama gelir. Çünkü konuşma yeteneği sadece insanın özelliğidir. Yalancı olarak tanınanların sözlerine güvenilmez; sözüne güvenilmeyenin konuşması hiç kimseye fayda getirmez; konuşması faydasız olan ise hayvanlarla eşit duruma düşer. Hatta böyle biri hayvandan da kötüdür; çünkü hayvan (konuşamadığı için) diliyle faydalı olamaz; fakat zarar da vermez, yalan konuşan ise başkasına faydalı olmadığı gibi üstelik bir de zarar verir.