Peygamber Efendimiz'in dilinden Allah’ın sevdiği kullar… 2

04:0013/03/2026, Cuma
G: 13/03/2026, Cuma
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

Mehmet Nezir Gül

Allah, dünyaya göz dikmeyen kullarını sever. Dünya fani. Elimizde olan ve olmayan her şey geçici. Ama ahiret ise ebedi yurdumuz. O hâlde geçici şeylerle oyalanıp ömür sermayemizi ziyan etmemeliyiz.

Bir gün bir adam Hz. Peygamber’in (sav) yanına geldi:

“Ya Rasulallah! Bana öyle bir iş söyle ki onu yaptığımda Allah da kulları da beni sevsin.” dedi. Gelen cevap muhteşem idi:

“Dünyaya göz dikme/gönül bağlama ki Allah seni sevsin; insanların eline göz dikme ki halk seni sevsin.” (İbn-i Mâce, Zühd, 1)

Allah, edep sahibi kullarını sever. “Edep bir tâc imiş Nûr-u Huda’dan/ Giy ol tâcı, emin ol her beladan.” Edep, nezaket, görgü, bize her zaman her yerde lazım olan inceliklerdir. Hem Allah’ın hem de kulların sevgisini kazanan bir güzelliktir.

“Allah, hayâ sahibi ve günahları örten, gizleyendir, avret yerlerini örtmeyi, (hayâ ve iffeti, günah olan söz ve fiilleri örtmeyi, gizlemeyi) sever. Biriniz guslettiği zaman avret yerlerini örtsün.” (Nesai, Gusl, 7; Ebu Davud, Hammam, 2)

Allah, kolaylık gösteren kulları sever. Alışverişte, ticarette, sosyal ilişkilerde esneklik gösteren, müsamahalı davranmak biraz zor olsa da yapılamayacak işler değildir. Bunun mükâfatının da Allah sevgisi olduğunu Peygamber Efendimiz müjdeliyor.

“Şüphesiz Allah, bir şeyi satmada, satın almada, borcu istemede ve ödemede müsamahalı olmayı sever.” (Tirmizi, Buyu,’75, No: 1319, III, 609)

Allah, yumuşak huylu olanları sever. Sert, kaba, abus çehreli olanlar itici olur. Sevilmezler. İletişimde sorun yaşarlar. İncitici olurlar. Yumuşak huylu olmak her zaman insana dost, iyilik kazandırır, gönül aldırır. Ve her şeyden önemlisi Allah sever.

“Allah rıfk sahibidir, rıfkı (yumuşak huylu olmayı) sever. Şiddet ve kaba davranışta bulunana vermediğini yumuşak davranana verir.” (Müslim, Birr, 77; İbn-i Mace, Edeb, 9)

Allah, fazlından isteyenleri sever. İnsanlar kendilerinden bir şeyler istenilmesinden genelde memnun olmazlar. Hele hele bu süreklilik arz eden bir durum olursa bundan sıkılırlar. Kimi insanlar cömert olup vermekten az alsa da bunun da elbette bir sınırı vardır. Ama yüce Rabbimiz, sonsuz kerem sahibidir. Fazlı ve ihsanı çok geniş. Bu sebeple kendisinden istenilmesini arzu eder. Tüm varlığın kaynağı olduğunu bizim bilmemizi ister. Ve bu doğrultuda hareket eden kullarını da sever.

“Allah’ın fazlından isteyin. Çünkü Allah, kendisinden istenilmesini sever. İbadetin en faziletlisi sıkıntının kaldırılmasını beklemektir.” (Tirmizi, Deavat, 116, V, 565)

Allah, güçlü müminleri sever. İnsanlar bilgi, davranış, mal mülk, dünyalık adına sahip olunanlar ile öne çıkarlar. Kimi bilgisi, kimi, becerisi, kimi maddi imkânları, kimi de ahlakıyla hissettirir kendisini. Bu alanlardan birinde, ikisinde kendisini yetiştirmiş, güçlü olmuş, etkili olmuş, insanlara yararlı olmuş kulları da Rabbim sever.

“Kuvvetli mümin, zayıf müminden daha hayırlı ve Allah’a daha sevimlidir. (Ancak) her müminde hayır vardır…” (İbn-i Mace, Mukaddime, 10, Zühd, 14, I, 31; Müslim, Kader, 34)

Allah, güzel olan (kişi ve ameller)i sever. Tüm güzellikler, iyilikler Allah’ındır. Kerim O’dur. Cömert O’dur. Ve bu vasıflara sahip olan müminleri de sever. “Allah; iyidir, güzeldir, iyiliği, güzelliği sever. Allah temizdir, temizliği sever. Çok ikram edicidir, ikramı sever. Cömerttir, cömertliği sever. Ey Allah’ın kulları, avlularınızı temizleyiniz.” (Tirmizi, Edeb, 41, V, 112)

Allah, adaletli yöneticileri sever. Yönetici, elinde yetkileri olan insandır. Sorumlulukları da vardır. İş yapmak, yaptırmak zorundadır. Bunları yaparken de adaletten ayrılmaması gerekir. Zorba, hain, kayırıcı, işini aksatıcı, ihmal edici insanlar ister yönetici ister çalışan olsun sevilmezler. Mahiyetindeki insanlara adaletle muamele eden yöneticiler başarılı olur, üretken olur, huzur ortamını elde eder ve Allah’ın özel ikramına mazhar olur.

“Kıyamet gününde insanların Allah’a en sevimli ve meclis bakımından en yakın olanları adil yöneticilerdir. Allah’ın en sevmediği ve meclis bakımından en uzağı ise zalim imam (yönetici)’dır.” (Tirmizi, Ahkâm, 4, III, 617)

Allah’ın sevdiği üç özellik. Allah Resulü (sav) şu üç özelliği gerçekleştiren müminler için sevgi müjdesi vermiştir:

“Üç kişi vardır, Allah onları sever.

Bir adam bir cemaate gelir, onlardan Allah adına bir şeyler ister. Onun başvurduğu kimseler, istediğini vermezler. İçlerinden biri cemaatin arkasına kayıp, isteyen kimseye gizlice ihsanda bulunur. (Öyle gizli verir ki) onun verdiğini sadece Allah’la ihsanda bulunduğu adam bilir.

İkinci adam ise bir cemaat ile yoldadır. Gece boyu da yürürler. Derken yorulurlar ve uyku her şeyden kıymetli bir hâl alır. Konaklarlar, başlarını koyup yatarlar. Ancak bir adam kalkıp bana karşı tevazu ile tazarruda bulunur, ayetlerimi okur.

Üçüncü adama gelince, seriyyeye katılmıştır. Seriyye düşmanla karşılaşır, hezimete uğrarlar. Ancak o ilerler, öldürülünceye veya başarıncaya kadar savaşmaya devam eder. (Tirmizî, Cennet 25)

İşte Allah’ın sevdiği üç insan daha…

Allah, gençlik yıllarını itaatle geçirenleri sever. İnsanın en canlı, diri, heyecanlı ve enerjik olduğu yıllar. Bu dönemi nefsin ve şeytanın, heva ve heveslerinin izinde değil de Allah’ın yolunda değerlendiren genç, ne kadar da kıymetlidir, değerlidir. Gönlü ibadette, bedeni mabedlerde, ameli güzelliklerde gezinen bir genç, tüm müminlerin gözbebeğidir. Allah’ın da sevdiği ve ahirette özel ikramlarda bulunacağı bir kuldur.

“Allah, gençliğini Allah’a itaatle (arzularının peşinden gitmeyen, haramlardan kaçınan) geçiren genci beğenir, sever” (Müsned Ahmed, IV, 151)

Ne mutlu böylesi gençlere…


#Ramazan
#Aktüel
#Mehmet Nezir gül